L’Oréal Türkiye, 50 yaş ve üzerindeki kadınların dijital dünyada pasif birer kullanıcı değil, oyun kurucu birer aktör olmaları için başlattığı Tekno Kadın Guru Programı’nda ikinci dönem mezunlarını verdi.
Dijital dönüşümün sadece genç kuşaklara özgü bir alan olduğu algısını yıkan L’Oréal Türkiye, SistersLab iş birliğiyle yürüttüğü sosyal sorumluluk projesinde çıtayı yükseltti. Şirketin 40’ıncı yılına özel olarak genişletilen program, bu yıl 5.000’den fazla kadına ulaşarak Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından yoğun ilgi gördü.
Teknolojide kuşaklar arası köprü
Programın bu yılki en dikkat çekici yeniliği, genç yetenekler ile deneyimli kadınları bir araya getiren tersine mentörlük uygulaması oldu. 18-35 yaş arasındaki genç kadınlar ve üniversite öğrencileri, 6 ay boyunca 50 yaş üstü katılımcılara dijital pratikler konusunda rehberlik ederken, karşılığında onların derin yaşam ve iş tecrübelerinden besleniyor. Bu karşılıklı bilgi akışı, dijital dünyada fırsat eşitliğini güçlendiren bir nesil köprüsü kuruyor.
Yapay zekadan finansal okuryazarlığa kapsamlı müfredat
İkinci yılında eğitim içeriğini 25 farklı modüle çıkaran program, katılımcılarına sadece teknik beceri kazandırmayı değil, aynı zamanda özgüven ve zihinsel iyi oluş süreçlerini de desteklemeyi hedefliyor. Müfredat; yapay zekâ uygulamaları, dijital marka yönetimi, gelir modelleri ve siber güvenlik gibi güncel başlıklarla derinleştirildi. L’Oréal Türkiye çalışanlarının gönüllü eğitmen olarak yer aldığı projede, eğitimci sayısı önceki yıla göre 4 kat artırıldı.
Sürdürülebilir bir gelecek için mezunlar ağı
Eğitim sürecinin bir sertifika programından öte, uzun soluklu bir yolculuk olduğunu belirten L’Oréal Kurumsal İletişim ve Etkileşim Direktörü İrem Karaoda Tanrıkulu, "50 yaş üstü kadınları dönüşümün gerisinde kalanlar olarak değil, bu değişimin aktif ve güçlü aktörleri olarak görüyoruz" dedi. Program sonunda kurulan Mezunlar Ağı sayesinde, katılımcıların eğitim sonrasında da birbirlerini desteklemeye, deneyim paylaşmaya ve dijital dünyada üretmeye devam etmeleri sağlanacak. İstanbul, İzmir ve Ankara’nın başı çektiği katılım oranları, projenin toplumsal bir ihtiyaca yanıt verdiğini kanıtlar nitelikte.