Ortadoğu'da 28 Şubat’ta patlak veren ve dünyayı küresel bir enerji ile gıda krizinin eşiğine getiren ABD-İran savaşı, tarafların uzlaşmaya varmasıyla sona eriyor. Yaklaşık 3.5 aydır devam eden askeri hareketliliğin ardından, tarafların barış anlaşmasını 19 Haziran’da imzalayacağı duyuruldu. Silahların susacağı haberi küresel piyasalarda adeta bayram havası estirirken, ekonomi kurmayları ve analistler de savaşın dünyaya bıraktığı devasa faturayı hesaplamaya başladı. Yapılan ilk tahminlere göre, yaşanan can kayıplarının ötesinde, savaşın küresel ekonomiye toplam maliyetinin 2.2 ila 3.5 trilyon dolar arasında değiştiği belirtiliyor.
Savaş süresince tırmanan enflasyon ve artan borçlanma maliyetleri, küresel büyüme beklentilerini de doğrudan baltaladı. Dünya ekonomisine yönelik büyüme tahmini yüzde 2.9’dan yüzde 2.5’e revize edilirken, bu gerileme küresel ölçekte pandemiden bu yana görülen en düşük büyüme performansına işaret ediyor.
Pentagon’un Stokları Eridi, Washington Uzun Vadeli Faturadan Endişeli
Savaşın fitilini ateşleyen askeri operasyonlar, saldırıyı düzenleyen ABD kanadında da ciddi bir mali gedik açtı. Pentagon’un operasyonlar boyunca doğrudan askeri harcamasının 29 milyar dolar civarında olduğu belirtilse de dolaylı harcamalar eklendiğinde Washington’ın cebinden çıkan rakamın 100 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor.
Savaşın Amerikan halkına yansıması ise hane başına ortalama 750 dolarlık ek yük olarak hesaplandı. Sadece enerji fiyatlarındaki tırmanış ve enflasyonist baskıların ABD tüketicisine çıkardığı fatura 100 milyar doları aşarken, uzmanlar savaşın ABD ekonomisine uzun vadeli faturasının 600 milyar dolara kadar tırmanabileceği konusunda uyarıyor.
Körfez’de Hürmüz Kilidi: Gelir Kaybı Yarım Trilyon Dolar
Savaşın ve yoğun bombardımanların lojistik ile altyapısal maliyeti en çok bölge ülkeleri ile Tahran yönetimini vurdu. İran’ın doğrudan yaşadığı savaş kaybının 100 ila 270 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Bölgedeki komşu ülkeler ise İran menşeili drone saldırılarını bertaraf edebilmek adına hava savunma sistemlerine 11.5 milyar dolarlık ek harcama yapmak zorunda kaldı.
Ancak bölge ekonomilerine vurulan en büyük darbe lojistik hatlarda yaşandı. Dünya petrol ve doğal gaz sevkiyatının yüzde 20’sinin gerçekleştirildiği kritik geçiş noktası Hürmüz Boğazı, savaş nedeniyle 3.5 ay boyunca kapalı kaldı. Bu süreçte Irak, Katar, Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi dev üreticilerin ihracat hatları kesintiye uğradı ve Körfez ülkelerinin toplam gelir kaybı 500 milyar dolara ulaştı. Zarar gören petrol tesislerinin tam kapasiteyle yeniden üretime dönebilmesi için ise en az 6 aylık bir süreye ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor.
Küresel GSYH'da Dev Kayıp: Institute for Economics & Peace tarafından hazırlanan Global Peace Index 2026 raporuna göre, İran merkezli bu savaşın 2026 yılı genelinde küresel GSYH’da yol açtığı kayıp senaryosu 1.3 trilyon doları geride bıraktı. Küresel ölçekte halka açık şirketlerin doğrudan üstlendiği ek maliyetler 25 milyar dolara ulaşırken, havacılık sektörü de rotaların değişmesi ve artan fiyatlar nedeniyle 15 milyar dolarlık ek yakıt faturasıyla karşı karşıya kaldı.

Gübre Krizi Kapıda: Gıda Güvenliği Tehlikede
Savaşın dolaylı ama en tehlikeli etkilerinden biri de tarım sektöründe baş gösterdi. Deniz yoluyla yapılan küresel gübre sevkiyatının üçte birinin bu gerilim bölgesinden geçmesi, dünya gıda arz güvenliğini tehlikeye attı. Savaş sürecinde petrol fiyatlarında yaşanan yaklaşık yüzde 40'lık sıçrama, özellikle enerji ve gübre ithalatına bağımlı olan az gelişmiş ülkelerin ekonomilerinde sarsıntı yarattı. Fiyatları yüzde 30 ila 40 oranında artan gübrenin, küresel ekonomiye getirdiği ek maliyetin 400 milyar doları aşması bekleniyor.
Türkiye’ye 20 Milyar Dolarlık Enerji ve Tarım Faturası
Savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki yansımaları ağırlıklı olarak enerji ithalatı ve tarımsal girdiler üzerinden gerçekleşti. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzında yaşanan daralma nedeniyle Türkiye'nin 2026 yılı enerji ithalat faturasına yaklaşık 14 milyar dolarlık ek bir yük bindi. Bu durum cari açığı büyütürken, iç piyasada elektrik ve doğal gaz fiyatlarına yüzde 25’e varan zamların yansımasına neden oldu.
Diğer yandan, gübre ihtiyacının yüzde 25'ini Körfez ülkelerinden tedarik eden Türkiye, tedarik zincirlerinin kırılmasıyla 3 ila 5 milyar dolarlık ek bir maliyetle karşı karşıya kaldı. Tarımdaki bu maliyet artışının, gıda enflasyonu üzerinde 3 ila 5 puanlık ilave bir baskı oluşturduğu hesaplanıyor. Toplamda Türkiye'nin savaştan kaynaklanan doğrudan ve dolaylı zararı 20 milyar dolara yaklaştı.
Piyasalarda Barış Rallisi: Petrol Düştü, Altın ve Borsalar Uçuşa Geçti
Barış anlaşmasının sağlandığına yönelik resmi açıklamalar, küresel finans piyasalarında adeta doping etkisi yarattı. Uzun süredir savaş baskısıyla yüksek seyreden Brent petrolün varil fiyatı, anlaşma haberiyle yüzde 4.5 değer kaybederek 83 doların altına geriledi.
Güvenli liman arayışındaki yatırımcıların ilgisi ve uzun süredir baskılanan fiyatların serbest kalmasıyla altın piyasasında tarihi yükselişler kaydedildi. Ons altın yüzde 3 değer kazanarak 4.345 dolara ulaşırken, yurt içinde gram altın fiyatları 6.450 TL seviyesine kadar tırmandı. Analistler altındaki bu yukarı yönlü trendin bir süre daha devam edebileceğini öngörüyor.
Hisse senedi piyasalarında ise küresel bir ralli yaşandı. Asya borsalarından Japon Nikkei endeksi yüzde 5.5, Güney Kore Kospi endeksi ise yüzde 5.7 oranında değer kazandı. Risk primlerinin hızla gerilemesiyle ABD vadeli piyasalarında da alımlar hızlandı; Nasdaq 100 yüzde 2, S&P 500 yüzde 1.2 ve Dow Jones yüzde 0.9 yükselişle işlem gördü.
Yurt içinde de Borsa İstanbul, barış iyimserliğini güçlü bir alıcılı seyirle karşıladı. Gün içinde 14.508 puana kadar tırmanarak rekor tazeleyen BIST 100 endeksi, günü 507 puanlık primle, yüzde 3.46 artış göstererek 14.446 puandan tamamladı.