İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde kapılarını açan Gurme İzmir Olivtech Fuarı, bölgenin tarımsal zenginliğini ticari bir vizyonla birleştirerek sektör temsilcilerini ve gastronomi tutkunlarını aynı çatı altında topluyor.
İzmir’in tarımsal potansiyelini küresel standartlara taşıma hedefiyle düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, sadece bir ticaret platformu olmanın ötesine geçerek, Ege’nin gastronomik kimliğini koruma altına alan bir buluşma noktasına dönüştü. İZFAŞ organizasyonuyla gerçekleşen etkinlikte, zeytincilikten süt ürünlerine, bağcılıktan mutfak sanatlarına kadar geniş bir yelpazede stratejik yol haritaları çiziliyor.
Zeytincilikte yeni dönem: Zeytin Konseyi devrede
Fuarın en dikkat çekici başlıklarından biri olan "Zeytinin Yolculuğu" panelinde, sektörün geleceği masaya yatırıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, zeytinin bu coğrafya için bir ekonomik değerden ziyade kültürel bir miras olduğunu vurguladı. Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde kurulan Zeytin Konseyi’nin, kalite standardizasyonunu ve markalaşmayı merkeze aldığını belirten Üngür, belediyenin 2026 yılı tarımsal destek bütçesinin 1,4 milyar TL’ye ulaştığını açıkladı.
Kooperatifleşme modelinin başarısı
İzmir’in yerel yönetim anlayışının tarım sektörüne yansımasını "adeta bir bakanlık gibi çalışma" olarak tanımlayan Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, yerel yönetim ve üretici iş birliğinin önemine dikkat çekti. Uzmanlar, zeytinyağında kalitenin tarlada başladığını belirterek, doğru hasat tekniklerinin ve imalat süreçlerinin ürün değerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Özellikle taklit ve tağşişle mücadele konusunda güçlü bir altyapıya sahip olunduğunun altı çizildi.
Süt ve süt ürünlerinde değer zinciri
"Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri" başlıklı oturumda ise İzmir’in uyguladığı süt dağıtım projelerinin, gıda güvenliği ve üreticiyi koruma açısından Türkiye’ye örnek bir model olduğu belirtildi. Prof. Dr. Harun Raşit Uysal, belediye desteklerinin sadece ekonomik değil, toplumsal bir refah projesi olduğunu savunurken, sektör temsilcileri aracısız satış modellerinin üreticiyi doğduğu topraklarda tutmak için en etkili yöntem olduğunu vurguladı. Pınar Süt temsilcileri ise dijitalleşme ve katma değerli ürünlerin, sektörün gelecekteki rekabet gücünü belirleyeceğini belirtti.
Bağcılıkta terroirin gücü
Fuarın bir diğer önemli gündemi ise "Bağdan Şişeye" yolculuğuydu. Türkiye’nin üzüm çeşitliliğinin korunması ve iklim değişikliğine uyum süreçlerinin tartışıldığı panelde, kaliteli şarabın sırrının toprağın karakteri (terroir) ve teknolojinin doğru kullanımıyla birleştiği ifade edildi. Uzmanlar, geleneksel yöntemlerin modern gıda teknolojileriyle harmanlanmasının, Türkiye’nin şarapçılıkta dünya pazarındaki yerini güçlendireceğini belirtti.
Mutfak Atölyesi’nde Ege rüzgarı
Fuarın en renkli bölümü olan Mutfak Atölyesi’nde ise Ege’nin otları ve yerel ürünleri, şeflerin yaratıcı dokunuşlarıyla yeniden yorumlandı. Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde hazırlanan "Çağla bademli ballı Ege otları harmanı" gibi özgün tarifler, katılımcılara bölgenin gastronomik derinliğini uygulamalı olarak gösterdi. Fuar, sunduğu geniş programla hem üreticiyi hem de tüketiciyi bilinçlendiren bir ekosistem yaratmaya devam ediyor.