Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü, bu büyümenin yüzde 70’inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını aktaran Şimşek, küresel finansal koşulların daha elverişli hale geldiğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği ve Orta Doğu’daki ticaret ortaklarında sınırlı da olsa toparlanma yaşandığını belirten Şimşek, bunun Türkiye açısından olumlu bir gelişme olduğunu dile getirdi.
İran ile ilgili belirsizliklerin petrol fiyatlarını etkilediğini ifade eden Şimşek, bu belirsizliklerin ortadan kalkmasıyla enerji fiyatlarında aşağı yönlü bir eğilim görülebileceğini kaydetti. Bunun cari açık, dezenflasyon ve büyüme üzerinde olumlu etkiler doğurabileceğini söyledi.
Şimşek, Londra, New York ve Hong Kong’da yaklaşık 1,5 haftada 800 yatırımcıyla görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, yabancı yatırımcı ilgisinin yüksek olduğunu ifade etti. 2007-2018 döneminde de Türkiye’nin ekonomik hikayesini anlatmak üzere sık seyahat ettiğini hatırlatan Şimşek, mevcut ilginin en son 2013 yılında benzer yoğunlukta görüldüğünü aktardı.
Büyüme, Borçluluk ve Bütçe Dengesi
Türkiye’nin büyümesinin dirençli seyrettiğini belirten Şimşek, sıkı para ve maliye politikalarına rağmen büyümenin güçlü olduğunu söyledi. Türkiye’nin borçluluk oranlarının birçok ülkeye göre düşük seviyede olduğunu ifade eden Şimşek, hane halkı borcunun milli gelire oranının yaklaşık yüzde 10, kamu borcunun ise yüzde 25’in altında olduğunu kaydetti. Gelişmekte olan ülkelerde kamu borcunun ortalama yüzde 74 seviyesinde bulunduğunu dile getirdi.
Bütçe disiplininin sağlandığını belirten Şimşek, geçen yıl bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9’a gerilediğini söyledi. Gelişmekte olan ülkelerde bu oranın ortalama yüzde 6,3 olduğunu ifade etti.
Dezenflasyon Süreci ve Cari Denge
Ekonomi programında üçüncü evreye geçildiğini aktaran Şimşek, ilk aşamanın risklerin yönetilmesi, ikinci aşamanın makro dengesizliklerin azaltılması olduğunu belirtti. Faiz dışı fazla aşamasına geçildiğini ifade eden Şimşek, daha az borçlanma ile dengesizliklerin giderildiğini söyledi.
Yatırımcıların özellikle dezenflasyon görünümüne odaklandığını belirten Şimşek, programın devamına ilişkin soruların geride kaldığını ve gündemin daha teknik ve makro konulara yöneldiğini dile getirdi.
Cari açıkta önemli bir düşüş yaşandığını aktaran Şimşek, altın hariç 2024 yılında cari fazla verildiğini, 2025’te ise altın hariç cari açığın yüzde 0,3 seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. Altın dahil cari açığın yüzde 1,6 olduğunu ve bunun yönetilebilir bir düzeyde bulunduğunu kaydetti.
Brüt rezervlerin 98 milyar dolardan 200 milyar doların üzerine çıktığını belirten Şimşek, net rezervlerin ise swap hariç yaklaşık 80 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade etti. 2023 ortasında 143 milyar dolara ulaşan Kur Korumalı Mevduat stokunun büyük ölçüde azaldığını söyledi.
Doğrudan Yatırımlar ve Uluslararası Temaslar
Şimşek, mart başında Japonya’da önde gelen iş gruplarıyla bir araya geleceklerini belirtti. Türkiye’nin doğrudan yatırımlar açısından yeniden cazip hale geldiğini ifade eden Şimşek, reel sektör temaslarının ön planda olduğunu dile getirdi.
Savunma sanayisi başta olmak üzere bazı sektörlere ilginin arttığını kaydeden Şimşek, Türkiye’nin güvenlik alanındaki konumunun da uluslararası yatırımcıların değerlendirmelerinde yer aldığını söyledi.