Sanayide çanlar çalıyor: Büyüme rakamları üretimi gizlememeli
TÜİK verilerini değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, ekonomideki yüzde 2,5'lik büyümenin tüketim odaklı olduğunu belirterek, sanayideki yüzde 0,8'lik küçülmenin uzun vadeli riskler taşıdığına dikkat çekti.
Türkiye ekonomisinin 2026 yılı ilk çeyreğinde kaydettiği yüzde 2,5 oranındaki büyüme, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş tarafından mercek altına alındı. Büyümenin genel tablo açısından olumlu olduğunu kabul eden Kesikbaş, ancak bu artışın kaynağının sanayi değil, hizmet ve tüketim sektörü olması nedeniyle temkinli olunması gerektiğini vurguladı.
Üretim ekonomisi yerinde sayıyor
Kesikbaş, büyüme verilerinin detaylarına bakıldığında bilgi ve iletişim sektöründeki yüzde 9,5'lik sıçramanın dikkat çektiğini, buna karşın sanayi sektöründeki yüzde 0,8'lik daralmanın alarm zili olduğunu belirtti. Hane halkı tüketimindeki yüzde 4,8'lik artışın iç talebi canlı tuttuğunu ifade eden Kesikbaş, sürdürülebilir bir kalkınma modelinin ancak üretim, yatırım ve ihracat sacayağı üzerine kurulabileceğini hatırlattı. Sanayinin büyüme sürecinden kopmasının, Türkiye'nin küresel rekabet gücünü ve istihdam kapasitesini orta vadede zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
İhracatta düşüş sinyali
Sanayicilerin mevcut durumda finansman maliyetleri, enerji giderleri ve küresel talep daralması gibi çok katmanlı zorluklarla mücadele ettiğini belirten ESO Başkanı, ihracattaki yüzde 12,7'lik düşüşün reel sektörün yaşadığı sıkıntıları somutlaştırdığını ifade etti. Dezenflasyon sürecinin önemine değinen Kesikbaş, bu sürecin üreticinin çarklarını durdurmayacak bir hassasiyetle yönetilmesi gerektiğini savundu.
Yatırım iştahı yeniden canlandırılmalı
Eskişehir gibi güçlü üretim altyapısına sahip şehirlerin sanayi performansının ulusal ekonomi için kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Kesikbaş, çözüm reçetesini şu sözlerle özetledi: "Kalıcı refahın yolu yüksek katma değerli üretimden ve dijital dönüşümden geçiyor. Sanayicimizin yatırım iştahını yeniden artırmalı, finansmana erişim engellerini kaldırmalıyız. Üretimi ekonominin merkezine koymadığımız sürece gerçek bir güçten söz edemeyiz. Unutulmamalıdır ki; güçlü sanayi, güçlü Türkiye demektir."