Türkiye'nin kamu sermayeli köklü bankacılık kurumlarından Halkbank, küresel piyasalarda gerçekleştirmeyi planladığı büyük ölçekli finansman hamlesi için yasal onay sürecini tamamladı. Banka, yurt dışında ihraç edilmesi planlanan ve toplamda 5 milyar ABD doları tutarına kadar ulaşabilecek borçlanma aracı programı için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) yaptığı başvurudan olumlu sonuç aldı.
Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan resmi açıklamaya göre, Halkbank'ın 18 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirdiği ihraç tavanı başvurusu, SPK tarafından 16 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla resmen onaylandı. Kurul tarafından tesis edilen bu yasal onay kapsamında belirlenen ihraç tavanı limitleri, 16 Temmuz 2027 tarihine kadar bir yıl boyunca geçerliliğini koruyacak.
Farklı vadelerde tahvil ve katkı sermaye ihracı yapılabilecek
Halkbank, onaylanan borçlanma programı çerçevesinde uluslararası piyasalarda geniş bir finansal enstrüman yelpazesinden faydalanabilecek. Banka, söz konusu tavan dahilinde yurt dışında farklı tür ve vadelerde, bir veya birden fazla defada, halka arz yöntemiyle ya da nitelikli yatırımcılara yönelik tahsisli satış formunda borçlanma araçları ihraç etme yetkisine sahip oldu. İhraç edilmesi planlanan bu finansal araçlar arasında standart tahvillerin yanı sıra bankanın sermaye rasyolarını güçlendirmeye yönelik ilave ana sermaye ve katkı sermaye hesaplamasına dahil edilebilecek nitelikli borçlanma enstrümanları da yer alabilecek.
Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca ihraç limitleri ve denetim mekanizması
Türkiye'deki bankalar ve halka açık şirketlerin yurt içinden veya yurt dışından borçlanma aracı (tahvil, bono, Eurobond) ihraç edebilmeleri, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili Borçlanma Araçları Tebliği (VII-128.8) hükümlerine göre sıkı bir denetime tabidir. Yasal mevzuata göre, bankaların yurt dışında ihraç edecekleri borçlanma araçlarının toplam tutarı, SPK tarafından onaylanan ihraç tavanı sınırlarını hiçbir şekilde aşamaz.
Ayrıca bu ihraçlardan elde edilen fonların niteliği, bankacılık mevzuatı (BDDK yönetmelikleri) kapsamında Basel III standartlarına uyumlu olarak ana sermaye ya da katkı sermaye rasyolarına dahil edilip edilmeyeceği hususunda bağımsız denetim raporlarına tabi tutulur. SPK'nın verdiği bir yıllık süre sınırı, ihraççı kurumların piyasa koşullarına göre en uygun maliyet ve vade yapısını yakalayabilmesi amacıyla esnek bir finansman stratejisi yürütmesine olanak tanımaktadır.