İSTANBUL'DA AFETLERE KARŞI DEV DÖNÜŞÜM: REKOR BAŞVURU SAYISINA ULAŞILDI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından yürütülen "İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi" (İADŞP), İstanbul’da beklenen büyük ilgiyle karşılaştı. Megakenti gelecekteki olası afetlere karşı daha dirençli hale getirmeyi amaçlayan proje kapsamında, riskli yapıların dönüştürülmesi amacıyla sağlanan düşük faizli finansman desteği vatandaşlardan yoğun talep gördü. Projenin İstanbul ayağının başladığı 6 Nisan'dan 22 Haziran'a kadar geçen 77 günlük sürede, toplam 196 bin 324 konut ve iş yerini kapsayan ön başvuru süreci başarıyla tamamlandı.
Dünya Bankası İş Birliğiyle Tarihi Finansman Fırsatı
Geleceğin güvenli şehirlerini inşa etmek adına Dünya Bankası ile ortaklaşa yürütülen bu finansal model, mülk sahiplerine kaçırılmayacak avantajlar sunuyor. Güvenli yapılarda yaşamak isteyen hak sahiplerine bağımsız bölüm başına 3 milyon liraya kadar kredi imkanı tanınırken, mali yükü hafifletmek adına ilk 12 ay boyunca geri ödemesiz dönem avantajı sağlanıyor. Aylık yüzde 0,69 gibi piyasa koşullarının oldukça altında bir faiz oranıyla desteklenen kredi modeli, 180 aya (15 yıl) varan vade seçenekleriyle vatandaşın kentsel dönüşüm bütçesini rahatlatıyor.
14 Binden Fazla Hak Sahibiyle Yüz Yüze Görüşüldü
Proje ofislerinde yürütülen yoğun mesai meyvelerini vermeye başladı. 77 günlük süre zarfında uzman ekipler, dönüşüm sürecine dahil olmak isteyen 14 bin 32 hak sahibiyle birebir bilgilendirme toplantıları ve görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temasların ardından sisteme girilen ön başvurular, şu an itibarıyla titiz bir değerlendirme ve uygunluk kontrolü sürecinden geçiyor. Gerekli teknik ve hukuki kontrollerin tamamlanmasının ardından kesin başvuru listeleri netleşecek. Yetkililer, bu yüksek ilginin halkın kentsel dönüşümde sürdürülebilir ve devlet güvenceli finansman modellerine duyduğu yüksek güvenin bir göstergesi olduğunu vurguluyor.
İstanbul’un Dönüşüm Yarışında İlk 15 İlçe Belli Oldu
Gelen talepler doğrultusunda İstanbul'un ilçelerindeki riskli yapı stoğunun yenilenme iştahı da haritalandırıldı. Verilere göre, megakentte kentsel dönüşüm kredisi için en çok başvuru yapan ilçe Bahçelievler oldu. Anadolu Yakası'nda ise Kadıköy liderliği göğüsledi. En çok ön başvuru yapılan 15 ilçedeki toplam başvuru sayısı 11 bin 419 olarak kayıtlara geçti.
İşte İstanbul'da dönüşüm talebinin en yüksek olduğu o ilçeler ve başvuru sayıları:
Bahçelievler: 1506
Kadıköy: 1461
Bakırköy: 1409
Kartal: 1062
Gaziosmanpaşa: 813
Üsküdar: 736
Ümraniye: 634
Küçükçekmece: 614
Maltepe: 500
Avcılar: 500
Pendik: 473
Güngören: 450
Bağcılar: 428
Şişli: 418
Fatih: 415
Dönüşüm Desteği 6 İlde Eş Zamanlı Yürüyor
İstanbul'da yarattığı ivmeyle dikkat çeken İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi, yalnızca megakentle sınırlı değil. Türkiye'nin sanayi ve nüfus yoğunluğu yüksek olan risk altındaki diğer stratejik illerinde de eş zamanlı bir dönüşüm rüzgarı esiyor. Proje, İstanbul'un yanı sıra İzmir, Kocaeli, Sakarya, Manisa ve Tekirdağ illerinde de riskli konut stoğunu temizlemek amacıyla aktif olarak uygulanmaya devam ediyor.
Başvuru Süreci Nasıl İşliyor? Hak Ediş Sistemi Nasıl Çalışıyor?
Projeden yararlanabilmek için öncelikli şart, binanın 1 Ekim 2020 tarihinden sonra yıkım sürecine girmiş olması ya da resmi olarak "riskli yapı" statüsünde tanımlanması. Finansman kolaylığından faydalanmak isteyen kat maliklerinin (daire sahipleri), öncelikle binayı inşa edecek müteahhit ile tam bir uzlaşı sağlaması gerekiyor.
Anlaşmanın ardından süreç tamamen dijital ortamda ilerliyor; müteahhitler, e-Devlet üzerinden erişilen ARAAD (AFDİS) platformuna binanın yıkım, tahliye ve yeniden yapım süreçlerine dair teknik evrakları yüklüyor. Bakanlık onayından ve teknik incelemelerden geçen projeler için hak sahipleri bankacılık işlemlerini başlatıyor. Finansal güvenliği üst düzeyde tutmak amacıyla, sağlanan kredi tutarı doğrudan kişilere ödenmiyor; inşaatın ilerleme seviyesine (hak edişlere) paralel olarak blokeli hesaplardan aşama aşama müteahhide aktarılıyor. Böylece hem işin yarım kalma riski sıfırlanıyor hem de vatandaşın hakları koruma altına alınıyor.