Yılın ilk yarısında küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan jeopolitik gerilimler, enerji piyasalarındaki oynaklık ve tedarik zincirlerindeki aksamalara rağmen Türkiye ekonomisi dirençli duruşunu korudu. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, dezenflasyon patikasında kalmanın reel sektör için büyük bir kazanım olduğunu vurgularken, ikinci yarıyılda sanayici ve ihracatçının nefes alabilmesi için makul finansman ve gerçekçi kur dengesinin kurulması gerektiğine işaret etti.
Makro Tablo İyileşiyor Ancak Sanayi Sinyal Veriyor
Uygulanan dezenflasyon programının fiyat istikrarı sağlama yolunda önemli mesafeler katettiğini belirten İTO Başkanı Avdagiç, haziran ayında yıllık enflasyonun yüzde 32 seviyesine gerilemesinin ve aylık artışın yüzde 1'in altına inmesinin son altı ayın en başarılı performansı olduğuna dikkat çekti.
Ancak makroekonomik verilerdeki bu olumlu seyrin henüz üretime doğrudan yansımadığını belirten Avdagiç, büyüme oranları arasındaki dengesizliğe dikkat çekti:
Büyüme Farkı: Yılın ilk çeyreğinde genel ekonomi yüzde 2,5 büyürken, sanayi sektörü yüzde 0,8 oranında daralma gösterdi.
Kur-Maliyet Makası: Yılın ilk 6 ayında sepet kur ortalama yüzde 7,03 artarken, TÜFE-ÜFE ortalamasındaki artış yüzde 16,9 olarak gerçekleşti. Bu durum, yerel üretim maliyetleri ile ihracat gelirleri arasındaki dengeyi ciddi ölçüde bozdu.
"Reel sektörün temel beklentisi, kur ile enflasyon arasındaki korelasyonun yeniden sağlıklı bir dengeye kavuşturulması ve bu makasın kapatılmasıdır."
"Herkes İçin Ucuz Para Değil, Üretene Kolay Finansman"
Sıkı para politikası korunurken, üretim ve ihracat odaklı seçici kredi kanallarının açık tutulması gerektiğini savunan Avdagiç, finansman yönetiminde yeni bir felsefeye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. "Bizim odaklanmamız gereken yaklaşım 'herkese ucuz para' dağıtmak değil; 'üretiyor ve ihraç ediyorsa erişilebilir finansman' sunmaktır," diyen İTO Başkanı, teşviklerin katma değeri yüksek, AR-GE odaklı, yerli ve yeşil üretime yönlendirilmesi çağrısında bulundu.
Cari açığın en büyük kaynağı olan enerji ithalatına karşı yenilenebilir enerji yatırımlarının stratejik bir öncelik olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Avdagiç, finansman çeşitliliği için sermaye piyasalarının ve yeşil tahvil araçlarının daha etkin kullanılması gerektiğini vurguladı.
KOBİ’ler İçin Dijital Köprü ve Avrupa’nın "Güvenli Limanı" Olma Fırsatı
Uluslararası ticarette tedarik zincirlerinin daha yakın ve güvenli coğrafyalara kaydırılmasının (near-shoring) Türkiye için tarihi bir pencere açtığını belirten Avdagiç, büyük ölçekli kurumsal yapıların dijitalleşme ve yapay zeka entegrasyonunda başarılı olduğunu ancak KOBİ'lerin bu dönüşümde desteklenmesi gerektiğini söyledi:
"İstanbul Ticaret Odası olarak misyonumuz, farkındalık, eğitim ve erişilebilir teknolojik çözümlerle KOBİ’lerimizin bu dijital treni kaçırmamasını sağlamaktır."
Avrupa Birliği ile ilişkilerde Gümrük Birliği’nin hizmetler, tarım, kamu alımları ve dijital ticareti kapsayacak şekilde güncellenmesinin her iki tarafın da ortak çıkarına olduğunu hatırlatan Avdagiç, sınırda karbon düzenlemesine erken uyum sağlayan Türk şirketlerinin pazarda çok büyük bir rekabet avantajı elde edeceğini söyledi.
SEPA ile Sınır Ötesi Avro Transferlerinde Yeni Dönem
Türkiye'nin Tek Avro Ödeme Alanı’na (SEPA) katılım için attığı resmi adımın iş dünyası adına devrim niteliğinde olduğunu belirten Şekib Avdagiç, bu üyeliğin pratik faydalarını şu sözlerle özetledi:
Düşük Maliyet ve Hız: Avrupa ile yapılan avro transferlerindeki yüksek komisyonlar ve günleri bulan valör süreleri, yurt içi havale hızına ve maliyetine inecek.
Güven ve Entegrasyon: SEPA katılımı, Türkiye'nin Avrupa finansal altyapısına derin entegrasyonunun ve karşılıklı güvenin tescili anlamına gelecek.
Savunma Sanayisinde Güven İklimi İhracat Rakamlarını Coşturacak
ABD ile ilişkilerde CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik iradenin en üst düzeyde beyan edilmesini "ekonomik ilişkilerde yeni bir milat" olarak yorumlayan Avdagiç; F-35 programına geri dönüş ihtimali, KAAN için motor tedariki görüşmeleri ve savunma devlerinin NATO projelerine dahil olmasının Türk savunma sanayisinin küresel rüştünü ispatladığının kanıtı olduğunu vurguladı.
İki ülke liderinin belirlediği 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin halen 40-48 milyar dolar bandında sıkıştığını hatırlatan İTO Başkanı, siyasi güven ikliminin normalleşmesiyle beyaz eşya, otomotiv, hazır giyim ve makine gibi güçlü olduğumuz sektörlerde bu hedefe hızla yaklaşılabileceğini ve risk priminin (CDS) düşmesiyle ortak teknolojik yatırımların önünün açılacağını belirtti.