Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sistemin genelinde yapısal bir sorun bulunmadığının altını çizen Yılmaz, yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi için atılan adımları, yürütülen idari denetimleri ve yeni yasal düzenlemelerin çerçevesini anlattı.
Hastalıklı yapıya "karantina" müdahalesi
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yakın zamanda yayımlanan yeni fon rehberinin piyasadaki şeffaflığı büyük oranda artırdığına dikkat çeken Yılmaz, kuralların netleşmesiyle birlikte sorunlu yapıların da hızla gün yüzüne çıktığını belirtti. Ortaya çıkan krizin sağlıklı işleyen piyasaya sirayet etmesini engellemek adına hızlı bir müdahalede bulunulduğunu ifade eden Yılmaz, durumu tıbbi bir müdahaleye benzetti: "Vücuttaki hastalıklı yapıyı, sağlıklı dokulara zarar vermeden ayırmak zorundaydık. Bu doğrultuda söz konusu 7 şirketi ve altlarındaki 131 fonu adeta karantinaya aldık."
DDK sahada, adli ve idari süreçler işliyor
Sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da büyük bir hassasiyetle takip edildiğini belirten Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve ilgili otoritelerin katılımıyla kurulan Fon Koordinasyon Kurulu'nun önemli prensip kararlarına imza attığını duyurdu. İdari boyutta da denetimlerin sıkılaştırıldığını vurgulayan Yılmaz, Cumhurbaşkanlığına bağlı Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) 15 civarında deneyimli müfettişle sahaya inerek çok yönlü bir inceleme başlattığını aktardı. Adli boyutta ise sorumluların mal varlıklarına tedbir konulduğu, yurt dışı çıkış yasaklarının uygulandığı ve fahiş kazanç elde edenlerle ilgili soruşturmaların derinleştirildiği bildirildi.
Mağduriyetler kamu kaynağı kullanılmadan çözülüyor
Kamuoyunda en çok merak edilen "Zararları devlet mi karşılayacak?" sorusuna kesin bir dille yanıt veren Yılmaz, ne olağan ne de olağanüstü tasfiye süreçlerinde hazineden yani milletin cebinden tek kuruş çıkmayacağını belirtti. Sermaye piyasalarında bankacılık sistemindeki gibi bir devlet güvencesinin doğası gereği bulunmadığını hatırlatan Yılmaz, ödemelerin doğrudan sorunlu fonların kendi varlıklarından ve sorumlulardan el konulan kaynaklardan karşılandığını söyledi.
Bu kapsamda oldukça hızlı yol alındığını açıklayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı, İş Bankası ve Ziraat Bankası'nın yönetiminde yürütülen olağan tasfiye süreçleriyle bugüne kadar üç şirketin tasfiye edildiğini ve yaklaşık 46 bin vatandaşın ödemelerinin yapıldığını duyurdu. Kalan şirketler için hazırlanan yeni kanun teklifi ise küçük yatırımcıyı korumayı hedefliyor.
Tasfiyede "net yatırım tutarı" kriteri
Olağanüstü tasfiye sürecinde baz alınacak en önemli kriterin "net yatırım tutarı" yani ana para olacağının altı çizildi. Sistem, daha önce fondan yüksek kâr elde edip bu kârı çekenleri "mağdur" statüsünde değerlendirmeyecek. Hukuk dışı yollarla haksız kazanç sağlayanlar da iade kapsamı dışında bırakılacak. Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre, yeni yasal düzenleme ile küçük yatırımcılara 1 milyon liraya kadar olan ana para ödemelerinin hızla yapılması, böylece yatırımcıların en kısa sürede nakde kavuşması hedefleniyor.
Muhalefetin iddialarına sert yalanlama
Süreci değerlendirirken muhalefet cephesinden gelen eleştirilere de yanıt veren Cevdet Yılmaz, bazı milletvekillerinin asılsız ithamlarla siyasi rant peşinde koştuğunu ifade etti. İki bakan hakkında ortaya atılan iddiaların tamamen isim benzerliği ve çarpıtmalardan ibaret olduğunu dile getiren Yılmaz, "Eğer ortada suç mahiyetinde bir durum varsa kim olduğuna bakılmaksızın gereği yapılır. Bizim anlayışımız başkaları gibi olayların üstünü örtmek değildir," sözleriyle eleştirilere nokta koydu.