ABD ile İran arasında tırmanan gerilimin Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini durma noktasına getirmesi, küresel enerji piyasalarında deprem etkisi yaratırken, krizin etki alanı genişliyor. Bölgesel denklemde kritik bir aktör olarak öne çıkan İran destekli Husiler, Suudi Arabistan’a karşı geniş kapsamlı bir "deniz ablukası" başlattıklarını duyurdu. Hürmüz'ün ardından Kızıldeniz'in güney kapısı konumundaki Babülmendep Boğazı'nın da hedef alınması, küresel lojistik ve enerji koridorlarında "çifte kilitlenme" endişesini beraberinde getirdi.
Sana Havalimanı Gerilimi Fitili Ateşledi
Tansiyonun yükselmesindeki ana etken, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelttiği ağır suçlamalar oldu. Husi kaynakları, İran'daki bir cenaze töreninden dönen üst düzey yöneticilerini taşıyan uçağı vurmak amacıyla Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Sana Havalimanı'na hava harekatı düzenlediğini öne sürdü. Bu gelişmeye misilleme olarak Suudi Arabistan sınırları içerisindeki Abha Uluslararası Havalimanı'nı insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle hedef alan Husiler, Riyad yönetiminin Yemen limanları ve hava sahasına uyguladığı kısıtlamalara rest çekti.
Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, "ablukaya karşı abluka" stratejisini devreye soktuklarını belirterek, Suudi limanlarına yanaşan veya Suudi petrolü taşıyan tüm gemilerin doğrudan hedef alınacağını açıkladı. Seri, gerilimin sürmesi durumunda Babülmendep Boğazı’nı tamamen trafiğe kapatabilecekleri tehdidinde bulundu.
Riyad'dan Sert Tepki: "Arz Güvenliğine Doğrudan Tehdit"
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı yazılı açıklamayla Husi kanadından gelen tehditleri sert bir dille kınadı. Husileri "terörist milis grubu" olarak nitelendiren Riyad yönetimi, abluka kararının uluslararası seyrüsefer serbestisine ve küresel enerji arz güvenliğine açık bir saldırı olduğunu vurguladı. Uluslararası hukukun çiğnendiğine dikkat çeken Suudi yetkililer, Kızıldeniz üzerindeki deniz ticaret hatlarının korunması adına gerekli tüm askeri ve diplomatik adımların atılacağını belirtti.
Babülmendep Boğazı Neden Küresel Piyasaların Kalbi?
Arapçada "Gözyaşı Kapısı" olarak adlandırılan Babülmendep Boğazı, sadece 32 kilometrelik genişliğine rağmen dünya deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sini ve konteyner taşımacılığının çeyreğini sırtlıyor. Her gün ortalama 8 milyon varilden fazla ham petrol ve işlenmiş akaryakıtın geçtiği bu dar boğaz, özellikle Asya ekonomileri için hayati bir damar niteliğinde.
Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik risklerini baypas edebilmek amacıyla devasa boru hatlarıyla petrolünü Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı'na aktarıyor. Yanbu'dan kalkan ve Avrupa ile Amerika'ya giden gemiler kuzeye, Süveyş Kanalı'na yönelerek Babülmendep riskinden muaf kalabiliyor. Ancak Yanbu'dan sevk edilen petrolün yaklaşık yüzde 70'i Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya devlerine satılıyor. Bu tankerlerin rotası zorunlu olarak güneye, yani Babülmendep Boğazı'na çıkıyor. Dolayısıyla Husilerin geçidi kapatması, Suudi Arabistan'ın milyarlarca dolarlık alternatif rotasını da işlevsiz kılma riski taşıyor.
"Çifte Tıkanma" Senaryosu: Petrol Fiyatları 120 Doları Aşabilir
Enerji analistleri, dünya ham petrol transferinin yaklaşık yüzde 30'unu bağlayan Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının eşzamanlı kilitlenmesini felaket senaryosu olarak tanımlıyor. Babülmendep'in tamamen kapanması durumunda Suudi ihracatının durma noktasına geleceği ve küresel petrol arzının tek başına yüzde 7 oranında azalacağı öngörülüyor. Hürmüz’deki aksamalarla birleştiğinde bu oran toplam arzda devasa bir kesintiye işaret ediyor.
Tankerlerin Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’na yönelmesi ise nakliye sürelerini 10 ila 20 gün uzatırken navlun ve sigorta maliyetlerini katlayacak. Halihazırda 88 dolar seviyelerinde seyreden Brent petrolün varil fiyatının böyle bir krizde 120 doların üzerine tırmanabileceği, bunun da küresel enflasyon ve sanayi üretimi üzerinde yıkıcı etkiler yaratacağı ifade ediliyor.