Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Başkanı Neşecan Çekici, büyümeye en fazla katkı sunan sektörlerin başında inşaatın geldiğini belirtti. Çekici, bu gelişmenin sektörün yeniden büyümenin ana taşıyıcılarından biri haline geldiğini gösterdiğini söyledi.
İnşaat sektörünün yalnızca kendi üretim alanıyla sınırlı kalmadığını ifade eden Çekici, sektörün çimento, demir-çelik, seramik, cam, boya, mobilya, lojistik, mimarlık ve mühendislik, finans, sigorta ve gayrimenkul hizmetleri gibi birçok farklı alanla bağlantılı olduğunu dile getirdi. Bu nedenle inşaat sektöründeki hareketliliğin sanayiden hizmetlere, istihdamdan vergi gelirlerine kadar birçok ekonomik kalemde etkili olduğu belirtildi.
Çekici ayrıca inşaat sektöründe ücretli çalışan sayısının son bir yılda 1,8 milyondan 2 milyona yükseldiğini aktardı. Deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ile kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımlarının kamu ve özel sektör iş birliğiyle sürdürüldüğünü ifade eden Çekici, bu süreçlerin üretim kapasitesi ile tedarik zincirinin canlı kalmasına katkı sağladığını söyledi.
Finansman ve üretim süreçleri sektörün gündeminde
Çekici, inşaat sektöründeki büyümenin sürdürülebilir olması için yalnızca üretim artışının yeterli olmadığını belirtti. Finansmana erişim, maliyet istikrarı ve ruhsat ile planlama süreçlerinin öngörülebilir olması gerektiğini ifade eden Çekici, bu alanlardaki düzenlemelerin sektördeki faaliyetlerin devamlılığı açısından önem taşıdığını dile getirdi.
2026 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çekici, inşaat sektörünün büyümeye katkısının devam etmesinin finansal koşullara bağlı olduğunu söyledi. Konut üretiminde nitelikli projelerin, doğru lokasyonlarda ve gerçek talebe uygun şekilde geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.
İnşaat sektörünün alt sektörlerle bağlantısı
Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz da inşaat sektörünün yüzde 10,8’lik büyüme oranıyla ekonomiye en yüksek katkı sağlayan alanların başında geldiğini ifade etti. Yılmaz, sektörün çarpan etkisinin geniş bir ekonomik alanı etkilediğini söyledi.
Yılmaz, inşaat sektörünün yalnızca konut üretimi anlamına gelmediğini belirterek demir-çelikten çimentoya, seramikten cam ve mobilyaya kadar yaklaşık 250 alt sektörü doğrudan etkilediğini dile getirdi. Sektörün istihdam, üretim ve vergi gelirleri açısından geniş bir etki alanına sahip olduğu ifade edildi.
Yapı ruhsat sayılarındaki ve üretim endekslerindeki artışın üretim faaliyetlerinin sürdüğünü gösterdiğini belirten Yılmaz, deprem bölgesinde yürütülen yeniden inşa çalışmalarının da bu sürece katkı sağladığını aktardı.
Arsa ve finansman politikalarının önemi
Ziya Yılmaz, sektörün üretim ivmesini koruyabilmesi için arsa ve finansman politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Konut ihtiyacının yüksek olduğu bölgelerde kamu tarafından planlı arsa üretiminin yapılmasının ve bu arsaların üretim şartlı modellerle geliştiricilere sunulmasının önemine dikkat çekti.
İnşaatçılar ve Gayrimenkul Geliştiricileri Derneği (İNDER) Başkanı Engin Keçeli ise altyapı yatırımlarının Türkiye’de uzun süredir devam ettiğini belirtti. Konut üretiminde geçmiş dönemlerde yaşanan durgunluğun son dönemde geride kaldığını ifade eden Keçeli, yeni ruhsat sayılarındaki artışın üretim faaliyetlerinin sürdüğünü gösterdiğini söyledi.
Keçeli, konut talebinin yüksek olduğunu belirterek bu talebin karşılanması amacıyla arzın artırılması gerektiğini ifade etti.
Ekonomik büyümede farklı alanların rolü
Gayrimenkul ve İnşaat Platformu Başkanı Mustafa Ekiz ise Türkiye ekonomisindeki büyümenin sürdürülebilirliği açısından farklı sektörlerin de devreye girmesinin önem taşıdığını belirtti. Ekiz, konut üretimi ile kamu ve özel sektör yatırımlarının kısa vadede büyümeyi destekleyebileceğini ifade etti.
Uzun vadede ise sürdürülebilirlik, teknoloji, ihracat ve yüksek katma değerli üretim alanlarında dönüşümün hızlanması gerektiği aktarıldı.