Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye ve ABD savunma sanayilerinin uzun yıllara dayanan işbirliğini karşılıklı güven temelinde daha da ileri taşıma konusunda önemli bir mesafe katettiğini belirtti.
Günümüzün stratejik ortamı göz önüne alındığında, artan küresel güvenlik ihtiyaçlarının savunma tedariki, endüstriyel kapasite ve idame alanlarında daha derin işbirlikleri için önemli fırsatlar yarattığını belirten Olpak, "Türkiye'nin gelişmiş üretim kabiliyetlerini, çevik üretim tabanını ve kanıtlanmış savunma sanayi uzmanlığını, Amerikan savunma ekosisteminin teknolojik liderliği ve tedarik ihtiyaçları ile bir araya getirmenin büyük bir değer taşıdığına inanıyoruz. Türk savunma firmaları üretimi hızla ölçeklendirme, güvenilir tedarik zinciri çözümleri sunma, zorlu askeri standartlarda üretim yapma ve operasyonel gereksinimlere özel ürünler geliştirme yeteneklerini kanıtlamış durumda." açıklamasında bulundu.
Olpak, zirve kapsamında düzenledikleri Türkiye-ABD Savunma Sanayii İş Birliği Yuvarlak Masa Toplantısı'nı, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Michael Duffey, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Murat Özyeğin, American-Turkish Business Roundtable (ATBR) Başkanı General James Jones, Amerikan Şirketler Derneği (AmCham) Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Karter ile Türk-Amerikan savunma sanayisi ve iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Toplantıda özellikle özel sektörün talep ve önerilerini aktardığı bölümün son derece dinamik ve sonuç odaklı bir atmosferde geçtiğine işaret eden Olpak, "ABD'nin önde gelen 8 savunma sanayi şirketi ile Türkiye'nin bu alandaki en yetkin 12 firmasını bir araya getiren seçkin katılımcı profili, stratejik iş birliği fırsatlarının kapsamlı şekilde ele alınmasına imkan sağladı. Görüşmelerde, iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan sorunların aşılmasına yönelik somut çözüm önerileri masaya yatırıldı." ifadelerine yer verdi.
"Türkiye'nin jeopolitik avantajı aynı zamanda ekonomik ve ticari bir avantaja dönüştü"
DEİK Başkanı Olpak, uzun yıllardır transatlantik güvenliğinin temel taşı olan NATO'nun bu yılki zirvesinin güçlü ittifakların yalnızca siyasi ve askeri iş birliğiyle değil, aynı zamanda dayanıklı sanayiler ve güvene dayalı ortaklıklarla inşa edilebildiğini bir kez daha gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Türkiye ve ABD savunma sanayileri, uzun yıllara dayanan iş birliğini karşılıklı güven temelinde daha da ileri taşıma konusunda önemli bir mesafe katetti. Küresel belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, bu güven ortamı stratejik bir avantaj niteliği taşıyor. Bugün aynı masada bir araya gelen Türk ve Amerikan şirketleri ile ortaya konulan ortak vizyon ve projeler, iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşeceğine işaret ediyor. Öngörülebilirlik beklentisi ve güven rekabetini göz önünde bulundurduğumuzda, geleceğimizi şekillendirirken, bugünün gerçeklerine uygun, tamamen yeni bir yaklaşıma sahip olmamız gerekiyor, düzenlediğimiz yuvarlak masa toplantısının fırsatları belirlemek, ortak bir zemin oluşturmak ve endüstriyel ile ekonomik bağlarımızı derinleştirmek için bir platform görevi görmesini bekliyoruz."
Türkiye'nin 7-8 Temmuz'da Ankara'da 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasını, yalnızca diplomatik açıdan değil ekonomi, teknoloji, savunma sanayisi ve uluslararası yatırım ortamı bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek stratejik bir gelişme olarak değerlendirdiklerini belirten Olpak, "Günümüzde güvenlik, enerji güvenliği, kritik mineraller, tedarik zincirleri, siber güvenlik, yapay zeka ve kritik altyapıların korunmasını da kapsayan çok boyutlu bir kavram haline geldi. Bu nedenle Türkiye'nin jeopolitik avantajı aynı zamanda ekonomik ve ticari bir avantaja dönüştü." ifadelerini kullandı.
"NATO Zirvesi yalnızca güvenlik politikalarının değil, yeni ekonomik mimarinin de tartışıldığı önemli bir platform olacaktır"
Nail Olpak, diğer taraftan, küresel sistemde güvenlik ile ekonomik rekabet arasındaki sınırların giderek ortadan kalktığına dikkati çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Savunma sanayisi hem ekonomik hem de ulusal güvenlik politikalarının ortak kesişim noktasını oluşturmaktadır. Bu çerçevede NATO Zirvesi yalnızca güvenlik politikalarının değil, yeni ekonomik mimarinin de tartışıldığı önemli bir platform olacaktır. Son 20 yılda yerlilik oranını yüzde 80'in üzerine çıkaran Türk savunma sanayisi, NATO ülkeleriyle ortak üretim, teknoloji geliştirme ve tedarik zinciri entegrasyonu açısından önemli bir kapasiteye ulaşmış durumda. NATO'nun son dönemde savunma üretim kapasitesini artırma politikalarının, Türk şirketleri açısından yeni fırsatlar sunduğunu ve Türk firmalarının görünürlüğünün artırılması açısından büyük önem taşıdığı kanaatindeyiz.
Biz de DEİK olarak, bu süreci yalnızca bir güvenlik zirvesi olarak değil, küresel yatırım, teknoloji ve sanayi ortaklıklarını güçlendirecek, Türkiye'nin ekonomik rekabet gücünü ve uluslararası yatırım çekme kapasitesini destekleyecek stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Küresel ticaret ve ekonominin kurallarının yeniden yazıldığı yeni dünya düzeninde geleneksel rekabet unsurları olan fiyat, kalite, hız gibi kavramlara güven rekabeti de eklendi. Artık firmalar ve ülkeler güven rekabeti ekseninde de stratejiler geliştiriyor. DEİK olarak biz de bu yeni dünya düzeninde oyunun yeni adının ticari diplomasi (business diplomacy) olacağını görüyor ve buna göre stratejiler geliştiriyoruz. Bu kapsamda, zirvenin Türkiye'nin uluslararası diplomaside önemini artıracağının farkında olarak biz de bu sürece ticari diplomasi faaliyetlerimize katkı vermenin gayreti içerisindeyiz."