Doğu Karadeniz’in eşsiz doğasında yetişen ve dünyada üzerine kar yağan tek çay olma unvanını taşıyan Türk çayı, küresel pazardaki gücünü artırmaya devam ediyor. Yılın ilk yarısında gerçekleştirilen dış satım rakamları, Türk çayına olan uluslararası talebin istikrarlı bir şekilde büyüdüğünü gösterdi.
Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden derlenen bilgilere göre, Ocak-Haziran döneminde Türkiye, 108 farklı ülke, özerk bölge ve serbest bölgeye çay gönderdi. Bu süreçte toplam 2 bin 602 ton çay ihraç edilerek ülke ekonomisine 17 milyon 538 bin 5 dolarlık katkı sağlandı.
Avrupa Pazarında Türk Çayı Zirvesi: Belçika ve Birleşik Krallık İlk Sırada
Türk çayının en çok talep gördüğü coğrafyaların başında Avrupa ülkeleri geliyor. Yılın ilk yarısında en fazla çay ihracatı yapılan ülkeler sırasıyla Belçika, Birleşik Krallık ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) oldu.
Detaylı ülke bazlı dağılıma bakıldığında, Belçika'ya yapılan çay ihracatı 5 milyon 391 bin 866 dolar olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi 3 milyon 507 bin 203 dolar ile Birleşik Krallık ve 1 milyon 235 bin 560 dolar ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti takip etti. Geleneksel çay kültürüne sahip olan bu ülkelerin Türk çayını tercih etmesi, ürünün kalitesini ve küresel standartlara uygunluğunu bir kez daha tescilledi.
İhracatın Lokomotifi Rize: Ülke Payının Neredeyse Yarısı Tek Şehirden
Çay üretiminin ve kültürünün kalbi konumundaki Rize, ihracat rakamlarında da liderliğini kimseye kaptırmadı. Yılın ilk altı aylık döneminde Rize’den, başta Belçika olmak üzere toplam 20 ülkeye 1.575 ton çay gönderildi.
Bu satışlar karşılığında Rize, tek başına 7 milyon 685 bin 3 dolarlık ihracat geliri elde etti. Bu rakam, Türkiye’nin toplam çay ihracat değerinin yaklaşık yüzde 44'üne denk gelerek şehrin ülke ekonomisi için ne denli kritik bir rol oynadığını gözler önüne serdi.
Yeni Rotalar Belirlendi: Körfez ve Kuzey Amerika Pazarı Mercek Altında
DKİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Çay Sektör Komitesi Başkanı Mustafa Okutan, yılın ilk yarısında elde edilen ihracat performansının beklentilerle uyumlu olduğunu ifade etti. Küresel pazarda kalıcı olmanın yolunun katma değerli ve markalı ürünlerden geçtiğini vurgulayan Okutan, yeni dönem hedeflerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Geleneksel pazarlarımızdaki güçlü yapımızı korurken, Türk çayının marka değerini yeni coğrafyalara taşımayı önemsiyoruz. Avrupa ve Uzak Doğu'da çayımıza olan ilgi her geçen gün artıyor. Mevcut pazarlardaki payımızı artırmanın yanı sıra, önümüzdeki süreçte Körfez ülkeleri ve Kuzey Amerika gibi potansiyeli yüksek yeni pazarlara açılmayı hedefliyoruz. Yılın ikinci yarısında da bu ivmenin artarak devam edeceğine inanıyoruz."