Küresel tahvil piyasaları yılın ilk yarısını baskı altında tamamladı
Küresel tahvil piyasaları, 2026'nın ilk altı ayında artan jeopolitik riskler ve yükselen enerji maliyetlerinin etkisiyle sert dalgalanmalar yaşadı. Özellikle Orta Doğu'da büyüyen çatışmaların petrol piyasasına yansıması, enflasyon beklentilerini yukarı çekerken yatırımcıların güvenli liman stratejilerini yeniden şekillendirdi.
Yılın başında enflasyondaki yavaşlamaya bağlı olarak merkez bankalarının faiz indirimlerine yöneleceği beklentisi öne çıkarken, bölgesel savaşın ekonomik etkileri bu senaryoyu kısa sürede değiştirdi.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş beklentileri tersine çevirdi
ABD ile İsrail'in İran'a yönelik operasyonları ve ardından gelen karşılıklı saldırılar, enerji arzına ilişkin kaygıları artırdı. Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiğinde yaşanan aksaklıklar, sigorta maliyetlerinin yükselmesi ve arz endişeleri petrol fiyatlarını yukarı taşıdı.
Enerji maliyetlerindeki artışın enflasyonu yeniden hızlandırabileceği beklentisi, merkez bankalarının faiz indirimlerine ilişkin öngörüleri zayıflattı. Böylece piyasalarda daha sıkı para politikalarının gündemde kalacağı yönündeki beklentiler güç kazandı.

Fed beklentileri tamamen değişti
Yılın ilk aylarında yatırımcılar, ABD Merkez Bankası'nın 2026 boyunca iki faiz indirimi gerçekleştireceğini fiyatlıyordu. Ancak jeopolitik gelişmeler sonrasında tablo tamamen değişti.
Artan enflasyon riskleri nedeniyle piyasalarda artık Fed'in yıl sonuna kadar faiz artırabileceği beklentisi ağırlık kazandı. Bu değişim ABD tahvil piyasasında da sert satışları beraberinde getirdi.
ABD'nin 5 yıllık tahvil faizi yaklaşık 50 baz puan yükselerek yüzde 4,23 seviyesine çıkarken, 10 yıllık tahvil faizi de yaklaşık 30 baz puan artışla yüzde 4,47'ye ulaştı. Yıl içerisinde 5 yıllık tahvil faizi yüzde 4,35 ile Şubat 2025'ten bu yana en yüksek seviyeyi görürken, 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 4,69 ile Ocak 2025 sonrası zirvesine çıktı.
Avrupa'da enflasyon baskısı yeniden güçlendi
Orta Doğu kaynaklı enerji maliyetleri Avrupa ekonomisi üzerinde de önemli baskı oluşturdu. Artan enerji fiyatları nedeniyle Avrupa Merkez Bankası, uzun süredir sürdürdüğü bekle-gör politikasını sonlandırarak faiz artırımı yönünde adım attı.
ECB, son toplantısında politika faizlerini 25 baz puan yükselterek Eylül 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitti. Karar, yükselen enflasyon risklerine karşı verilen güçlü bir mesaj olarak değerlendirildi.
ECB Başkanı Christine Lagarde da yaptığı değerlendirmede küresel ekonomide risk dengesinin önceki haftalara göre daha sağlıklı bir görünüm sergilediğini belirtirken, enflasyonla mücadelede taviz verilmeyeceğini vurguladı.
Avro Bölgesi'nde yıllık enflasyonun yüzde 2'den yüzde 2,8'e yükselmesi dikkat çekerken, Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yılı yüzde 2,86 seviyesinde tamamlarken, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 32 baz puan yükselişle yüzde 4,80'e çıktı.
Almanya'da tahvil faizleri yıl içerisinde Mayıs 2011'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşırken, İngiltere'de ise 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en yüksek tahvil faizleri kaydedildi.

Japonya'da tarihi seviyeler görüldü, Çin ayrıştı
Asya piyasalarında da küresel eğilim etkisini gösterdi. Japon yenindeki değer kaybı ve artan enflasyon baskısı nedeniyle Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi 1997'den bu yana görülen en yüksek seviyeye yükseldi.
Buna karşılık Çin tahvil piyasası farklı bir görünüm sergiledi. Ülkede ekonomik koşulların etkisiyle yatırımcıların tahvillere yönelmesi sonucu 10 yıllık tahvil faizi yüzde 1,84'ten yüzde 1,73'e gerileyerek alıcılı bir seyir izledi.
Gözler yılın ikinci yarısında petrol fiyatlarında
Piyasa uzmanları, tahvil piyasalarının yönünü belirleyecek en önemli unsurun enerji fiyatları olacağı görüşünde birleşiyor.
KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, yüksek petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini canlı tuttuğunu ve bunun merkez bankalarını sıkı para politikasını sürdürmeye zorladığını belirtti.
Waterer'e göre petrol fiyatlarının mevcut seviyelerde kalması halinde küresel tahvil faizleri daha dengeli bir görünüm sergileyebilir. Ancak enerji fiyatlarında yeni ve sert yükselişler yaşanması durumunda enflasyon baskısının yeniden güçlenmesiyle birlikte merkez bankalarının daha şahin adımlar atabileceği ve bunun da tahvil faizlerini tekrar yukarı taşıyabileceği değerlendiriliyor.