Dünya genelinde 1,5 milyarı aşkın çalışanı kapsayan serbest çalışma modeli, Türkiye’de de devasa bir ekonomik güce dönüştü. Özellikle kadınların kurumsal baskılara karşı bir kaçış noktası olarak gördüğü bu sistemde, ezber bozan bir gelir tablosu ortaya çıktı.
Ekonomi dünyasında dengeler hızla değişiyor. Dünya Bankası verilerine göre küresel çapta 1,57 milyar kişiye ulaşan serbest çalışma (freelance) ekonomisi, Türkiye’de de 2 milyon barajını geride bıraktı. Özellikle 25-35 yaş arasındaki genç profesyonellerin özgürlük arayışı ve enflasyonist ortamın yarattığı ek gelir ihtiyacı, dijital dünyayı yeni bir çalışma düzenine taşıdı. Yazılım, grafik tasarım ve dijital pazarlama gibi sektörler, bu yeni iş gücünün ana merkezleri haline geldi.
Kadınlar kurumsal engelleri aşıyor
Avrupa Halkla İlişkiler Eğitim ve Araştırma Derneği (EUPRERA) ve Yaşar Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen kapsamlı araştırma, Türkiye’deki serbest çalışma modelinin cinsiyetler arası dinamiklerini gözler önüne serdi. Prof. Dr. Özlem Alikılıç ve Prof. Dr. Ebru Gökaliler’in katkılarıyla hazırlanan çalışma, kadınların kurumsal hayatta karşılaştıkları mobbing ve kariyer engellerinden kurtulmak için freelance çalışmayı bir "özgürleşme alanı" olarak gördüğünü kanıtladı.
Gelir adaletsizliği tersine dönüyor
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu ise gelir dağılımında yaşandı. Geleneksel iş hayatında kadınların daha az kazandığına dair genel kanının aksine, iletişim sektöründe kadın freelancerlar erkeklerden daha fazla proje alıyor ve bazı alanlarda daha yüksek kazanç elde ediyor. Akademisyenler, bu durumun kadınların kendi şartlarını belirleyebildiği daha esnek ve üretken bir çalışma ortamı yaratmasından kaynaklandığını belirtiyor.
Motivasyon kaynakları farklılaşıyor
Çalışma, cinsiyetler arasındaki tercih farklılıklarını da net bir şekilde ortaya koydu. Erkek freelancerlar için temel motivasyon kaynağı "daha fazla kazanç" olurken, kadınlar için esneklik, iş-yaşam dengesi ve aile sorumluluklarını yönetebilme becerisi ön plana çıkıyor. Uzmanlar, bu tablonun toplumsal cinsiyet rollerinin çalışma biçimlerine nasıl doğrudan yansıdığını gösteren bir kanıt olduğunu vurguluyor.