Yenilenebilir enerji sisteminde baz yük görevi gören jeotermal santraller, teşvik sürelerinin dolmasıyla birlikte ciddi bir mali darboğaza girdi. Sektör temsilcileri, 3 milyar doları aşan yatırımın korunması için kilovat saat başına 8 dolar/centlik bir taban fiyat uygulanmasını talep ediyor.
Jeotermal Enerji Derneği (JED), Kuşadası’nda düzenlediği Bahar Buluşması’nda Türkiye’nin enerji geleceği için kritik öneme sahip olan jeotermal sektörünün yaşadığı finansal tıkanıklığı masaya yatırdı. Toplantıda konuşan JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, sektörün sürdürülebilirliği için acil düzenleme çağrısında bulundu.
Teşvik sisteminden çıkan santraller risk altında
Türkiye’deki 1798 MW’lık kurulu gücün önemli bir kısmını oluşturan santraller, on yıllık Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) sürelerini tamamlayarak sistem dışına çıkmaya başladı. 2025 sonu itibarıyla 620 MW’lık kapasitenin teşvik kapsamından çıktığını belirten Kındap, 2026 yılı sonu itibarıyla bu rakamın 833 MW’a, yani toplam kurulu gücün yüzde 47’sine ulaşacağını ifade etti.
Kındap, 7 gün 24 saat kesintisiz temiz enerji sağlayan bu tesislerin mevcut piyasa koşullarında ayakta kalmasının imkansız olduğunu belirterek, "Bu santraller birer milli servet. Ancak mevcut fiyatlama mekanizmasıyla kâr etmeleri mümkün değil. Yatırımcılarımız, güneş veya rüzgâr enerjisine kıyasla çok daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalıyor ve döviz bazlı riskleri tek başlarına göğüslüyorlar" dedi.
3 milyar dolarlık devasa yatırımın geleceği
Sektörün yaşadığı maliyet baskısına dikkat çeken JED Başkanı, yatırımcıların okyanusta tek başlarına bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Yüksek enflasyon ve piyasa takas fiyatlarının yetersizliği nedeniyle yatırımcıların mevcut kapasitelerini korumakta dahi zorlandığını kaydeden Kındap, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile EPDK’ya sundukları 8 dolar/centlik taban fiyat önerisinin, sektörün geleceği için hayati bir "can suyu" olacağını belirtti.
Potansiyel devasa, kullanım sınırlı
Türkiye, jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde Avrupa lideri ve dünya dördüncüsü olmasına rağmen, sahip olduğu potansiyelin henüz çok küçük bir kısmını ekonomiye kazandırabilmiş durumda. MTA verilerine göre 62 bin MW/termal potansiyeli bulunan Türkiye’de, bu kapasitenin sadece 19 bin 836 MW/termal kadarı kullanılabiliyor.
Sadece elektrik üretimiyle sınırlı kalmayan jeotermal enerji; konut ısıtmasından seracılığa, termal turizmden balıkçılığa kadar geniş bir yelpazede stratejik bir öneme sahip. Özellikle 150 bin dönümlük jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline karşın, mevcut 7 bin dönümlük kullanım oranı, sektörün önündeki büyüme fırsatlarının ne kadar büyük olduğunu gözler önüne seriyor. Sektör temsilcileri, bu potansiyelin tam kapasiteye ulaşması için finansal öngörülebilirliğin şart olduğunu savunuyor.