Konya Sanayi Odası’nın düzenlediği konferansta konuşan uzmanlar, bölgedeki çatışmaların küresel tedarik zincirlerini kopardığını belirterek, Türkiye’nin stratejik konumuyla enerji ve üretim üssü haline gelebileceğini vurguladı.
Konya Sanayi Odası (KSO), Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin sanayi ve ekonomi üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. TTCP Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Mevlüt Çetinkaya’nın katılımıyla gerçekleşen toplantıda, savaşın hammadde piyasalarında yarattığı sarsıcı etkiler ve Türkiye’nin bu süreçte elde edebileceği avantajlar masaya yatırıldı.
Petrokimya tesislerindeki hasar fiyatları uçurdu
Dr. Mevlüt Çetinkaya, bölgedeki çatışmaların enerji altyapısına verdiği zararın boyutlarına dikkat çekti. Yaklaşık 84 enerji tesisinin hasar gördüğünü ve bunların 50’sinin petrokimya odaklı olduğunu belirten Çetinkaya, geçmiş krizlerden farklı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Petrol fiyatlarının sadece 10 gün içinde yüzde 60 oranında artış gösterdiğini hatırlatan Çetinkaya, piyasaların normalleşme sürecinin 18 ayı bulabileceği uyarısında bulundu.
Hürmüz Boğazı ve plastik krizi
Orta Doğu’nun küresel plastik hammadde ihracatındaki kritik rolüne değinen Çetinkaya, özellikle polietilen üretiminde bölgenin dünya genelinde yüzde 43’lük bir paya sahip olduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen lojistiğin aksamasının, otomotivden gıdaya, beyaz eşyadan tıbbi ekipmana kadar geniş bir yelpazeyi olumsuz etkilediğini vurgulayan uzman isim, tedarik zincirindeki bu kırılmanın sanayide ciddi bir maliyet baskısı oluşturduğunu kaydetti.
Türkiye için stratejik dönüşüm zamanı
Bölgedeki krizin Türkiye adına yeni fırsat kapıları araladığını savunan Çetinkaya, Türkiye’nin "yakın tedarikçi" avantajını kullanarak üretim merkezi konumunu güçlendirebileceğini söyledi. Türkiye’nin Körfez, Avrupa ve Asya arasındaki ticaret köprüsü olma vasfına dikkat çeken Çetinkaya, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Türkiye, kriz yönetimi, lojistik ikmal ve ticari koordinasyon gibi alanlarda üstleneceği rollerle Doğu Akdeniz’in enerji merkezi haline gelebilir. Irak petrolünün Türkiye üzerinden dünyaya sevkiyatı bu vizyonun ilk somut adımıdır. Ayrıca savaşın tahrip ettiği bölge ülkelerinin yeniden imar sürecinde de Türkiye, en güçlü aktörlerden biri olarak öne çıkacaktır."
Konferans, sanayicilerin jeopolitik risklere karşı alabilecekleri önlemler ve Türkiye’nin bölgesel gücünü artıracak stratejilerin tartışıldığı soru-cevap bölümüyle sona erdi.