Petrol piyasalarında yaşanan son yükselişin arkasında Orta Doğu’da tırmanan gerilim yer alıyor. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik hava saldırıları başlatması, bölgede yeni bir kriz dalgasının tetiklenmesine neden oldu. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesi ise gerilimi daha da tırmandırdı.
Bu gelişmelerin ardından İran yönetimi sert misilleme mesajları verirken, küresel enerji piyasaları da hızla tepki verdi. Brent petrol ve ABD ham petrolü WTI, Pazar günü ABD gece işlemlerinde yüzde 25’ten fazla yükselerek varil başına 110 doların üzerine çıktı.
Çatışmaların başlamasından bu yana petrol fiyatlarındaki artış daha da dikkat çekici boyutlara ulaştı. Brent petrol yaklaşık yüzde 50 değer kazanırken, ABD ham petrolünde artış yüzde 60’ı aştı. Bu yükseliş, son yılların en sert enerji fiyat hareketlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı krizi petrol arzını nasıl etkiliyor? Günlük petrol taşımacılığı neden aksadı?
Orta Doğu’daki çatışmaların petrol piyasasına en kritik etkilerinden biri Hürmüz Boğazı’nda yaşandı. Basra Körfezi’ni küresel enerji pazarına bağlayan bu stratejik geçiş noktası, dünya petrol ticaretinin en önemli arterlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Her gün yaklaşık 20 milyon varil petrol tankerlerle bu boğazdan geçerek uluslararası piyasalara ulaşıyor. Bu rakam, dünya deniz yoluyla taşınan petrol arzının yaklaşık beşte birine karşılık geliyor.
Ancak son gelişmelerin ardından tanker trafiği ciddi şekilde yavaşladı. Enerji analiz şirketi Vortexa’nın verilerine göre yaklaşık 16 milyon varil petrol Hürmüz Boğazı’nın gerisinde bekliyor ve küresel piyasaya ulaşamıyor.
Tanker geçişlerinin durma noktasına gelmesi, petrol arzında ciddi bir daralma riskini gündeme getirirken, enerji piyasalarında panik alımlarının hızlanmasına yol açtı.
Petrol fiyatları daha da yükselebilir mi? 150 dolar senaryosu masada mı?
Enerji piyasasında en çok konuşulan senaryolardan biri petrol fiyatlarının daha da yükselip yükselmeyeceği. Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz kısa vadede çözülmezse petrol fiyatlarında yeni bir sıçrama görülebilir.
Macquarie stratejisti Vikas Dwivedi, yatırımcılarla paylaştığı değerlendirmede boğazın birkaç hafta boyunca kapalı kalmasının zincirleme bir etki yaratabileceğini belirtti. Dwivedi’ye göre böyle bir senaryo petrol fiyatlarını varil başına 150 dolar seviyesinin üzerine taşıyabilecek potansiyele sahip.
Bu durum sadece enerji piyasasını değil, küresel ekonomiyi de doğrudan etkileyebilir. Yüksek petrol fiyatları enflasyon baskısını artırırken, birçok ülkede enerji maliyetlerinin yeniden yükselmesine yol açabilir.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel piyasalara nasıl yansıdı?
Enerji fiyatlarındaki sert artış finansal piyasalarda da dalgalanmaya neden oldu. ABD vadeli endeksleri haftaya düşüşle başladı.
S&P 500 ve Nasdaq 100 vadeli kontratları yaklaşık yüzde 1,5 gerilerken, Dow Jones Sanayi Endeksi kontratlarında kayıp yüzde 2 seviyesine ulaştı. Yatırımcılar, enerji fiyatlarındaki hızlı artışın küresel büyüme üzerinde yaratabileceği baskıyı yakından takip ediyor.
Petrol fiyatlarının yükselmesi aynı zamanda enerji şirketlerinin hisselerinde yükseliş beklentisini artırırken, havacılık ve ulaştırma gibi yakıt maliyetine duyarlı sektörlerde ise satış baskısını güçlendirdi.
Enerji piyasasındaki bu gelişmelerin önümüzdeki günlerde küresel piyasalarda volatilitenin artmasına neden olabileceği belirtiliyor.