Türkiye ekonomisine yönelik güven ve istikrar sinyalleri, küresel sermayenin rotasını yeniden Türk lirası cinsi varlıklara çevirdi. Haziran ayının son işlem gününde finansal piyasalarda hareketli saatler yaşandı. Yabancı portföy yöneticileri, gerçekleştirdikleri net 62 milyar liralık alımla 2026 yılının günlük bazdaki en yüksek sermaye girişine imza attı. Yılın ilk yarısında inişli çıkışlı bir grafik çizen yabancı işlemlerinin, haziran sonu itibarıyla zirve yapması piyasalarda doping etkisi yarattı.
Aslan Payı Kısa Vadeli Tahvillerin Oldu
Girişlerin detayları incelendiğinde, yabancı yatırımcıların tercihleri net bir şekilde öne çıktı. Küresel fonların ağırlıklı olarak Devlet İç Borçlanma Senetleri’ne (DİBS) yöneldiği görüldü. Özellikle 0-2 yıl vadeli sabit kuponlu tahviller portföy dağılımında en büyük payı alırken, 5-10 yıl vadeli kıymetlerde de sınırlı ama istikrarlı bir alım dalgası gözlendi. Bu hareketliliğe ek olarak, 2-5 yıl vadeli TLREF (Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı) endeksli tahvillerde de net girişlerin kaydedilmesi, TL bazlı getiri arayışının sürdüğünü gösterdi.
Yabancı Yatırımcıyı Türkiye’ye Çeken 3 Temel Etken
Ekonomi analistleri, tek günde yaşanan bu devasa girişin arkasında makroekonomik göstergelerdeki iyileşmenin yattığına dikkat çekiyor. Enflasyondaki düşüş eğiliminin netleşmesi, Merkez Bankası’nın kararlı para politikası duruşu ve TL varlıkların sunduğu cazip getiri imkanları yabancı talebini besleyen ana unsurlar oldu. Yılın ilk çeyreğinde, özellikle ocak ve nisan aylarında yaşanan dalgalı seyir ve sert sermaye hareketleri, haziran ayındaki bu rekor alımla birlikte yerini daha kararlı bir iyimserliğe bırakmış görünüyor.
Rezerv Yönetimi ve Güçlü Likidite Adımları Güven Tazeledi
Küresel ve bölgesel ölçekteki jeopolitik gerilimlere rağmen, ekonomi yönetiminin proaktif adımları piyasa aktörlerinden tam not aldı. Yıl boyunca rezervlerin güçlü tutulması ve likidite araçlarının zamanında devreye sokulması, olası sarsıntıların önüne geçti. Özellikle ticari bankaların yeniden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ile swap (para takası) işlemlerine yoğunlaşması, sistemdeki döviz likiditesinde herhangi bir tıkanıklık olmadığını ve mevcut kur mekanizmasının sağlıklı bir şekilde işlediğini bir kez daha teyit etti.
Türkiye’nin Risk Primi (CDS) Dikkat Çekici Şekilde Geriledi
Uluslararası piyasalarda Türkiye'ye yönelik algının pozitife döndüğünün en somut göstergesi ise kredi risk primi (CDS) oldu. Mart ayında ABD, İsrail ve İran hattında tırmanan gerilimlerin etkisiyle 327 baz puana kadar tırmanan Türkiye’nin 5 yıllık risk primi, ekonomi politikasındaki kararlılıkla birlikte hızla eridi. Yaklaşık 217 baz puan seviyesine kadar geri çekilen CDS oranları, Türkiye’nin dış borçlanma maliyetlerini önemli ölçüde düşürürken, yabancı fonların Türkiye'ye giriş kararlarını da doğrudan hızlandırdı.