Sıfır Atık Vakfı, Dünya Ekonomik Forumu temasları kapsamında uluslararası kuruluşlar, özel sektör ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelerek iş birlikleri temaslarını güçlendirdi. İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen üst düzey temaslarda; döngüsel ekonomi, enerji dönüşümü, iklim finansmanı, sağlık, gıda sistemleri ve sivil toplumun iklim eylemindeki rolü ele alınırken, İstanbul'daki Sıfır Atık Forumu’nda ortaya konulan ortak vizyonun küresel uygulamalara dönüştürülmesine yönelik adımlar değerlendirildi. Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın öncülüğünde küresel ölçekte büyüyen Sıfır Atık vizyonu, uluslararası platformlarda yeni iş birlikleriyle güçlenmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Cenevre'de düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu programları kapsamında yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü.
Temaslarda, kısa süre önce İstanbul’da gerçekleştirilen ve 183 ülkeden 5 bini aşkın katılımcıyı bir araya getiren Sıfır Atık Forumu’nda ortaya konulan ortak vizyon ve eylem başlıkları uluslararası paydaşlarla değerlendirilirken, COP31 ve sonrasındaki küresel iklim sürecine katkı sağlayacak somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) iş birliği kapsamında gerçekleştirilen temasların ilkinde Ağırbaş, WEF Doğa ve İklim Merkezi Genel Müdürü Sebastian Buckup ile bir araya geldi. Görüşmede; doğal ekosistemlerin korunması, gıda sistemlerinin dönüşümü ve uluslararası iklim taahhütlerinin somut uygulamalara dönüştürülmesine yönelik ortak çalışma alanları değerlendirildi.
Küresel çevre diplomasisinde Türkiye'nin liderliği
Samed Ağırbaş'ın Cenevre'de altını çizdiği üzere, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 30 Mart’ı "Uluslararası Sıfır Atık Günü" ilan eden tarihi kararı, Emine Erdoğan’ın öncülüğünde ve Türkiye’nin liderliğinde küresel çevre diplomasisi açısından önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Çevre Kanunu (Madde 11) ve Sıfır Atık Yönetmeliği standartlarına göre, Türkiye genelinde 2017 yılından bu yana uygulanan sıfır atık yönetim stratejileri sayesinde, başlangıçta yüzde 13 olan geri kazanım oranının proaktif yatırımlarla yüzde 35 seviyesine çıkarılması ve bu modelin BM nezdinde küresel bir çevre politikası deklarasyonuna dönüştürülmesi, yerel çevre mevzuatının uluslararası hukuka entegre edilmesindeki en somut başarı olarak gösteriliyor. Atık krizinin iklim krizi kadar önemli bir küresel sorun haline geldiğine ve mikroplastik kirliliğinin halk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Ağırbaş, bireysel davranış değişikliklerinin dahi büyük çevresel kazanımlar sağlayabileceğini vurguladı.
Program kapsamında düzenlenen Döngüsellik ve Karbonsuzlaşma Gündemine İlişkin Derinlemesine Değerlendirme Toplantısında ise sanayide emisyonların azaltılması, kaynak verimliliğinin artırılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Toplantıda ayrıca, ağır sanayi ve karbon giderimi alanlarında özel sektörün daha güçlü şekilde sürece dahil edilmesine yönelik stratejik başlıklar değerlendirildi. WEF iş birliği kapsamında gerçekleştirilen Enerji, Güç Sistemleri ve Elektrifikasyon Gündemine İlişkin Ayrıntılı Değerlendirme Toplantısında ise temiz enerji dönüşümü, modern elektrik şebekelerinin yaygınlaştırılması ve enerjiye erişimin sınırlı olduğu bölgelerde kamu, özel sektör ve yatırımcılar arasında geliştirilebilecek ortaklıklar masaya yatırıldı.
Taahhütlerin gerçek değeri sahadaki uygulamalarla ölçülüyor
Samed Ağırbaş, Dünya Ekonomik Forumu kapsamında düzenlenen “Liderlik Diyaloğu: Taahhütten Rekabet Avantajına” oturumunun açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Ağırbaş, iklim liderliğinin artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik rekabet gücünü artıran stratejik bir unsur haline geldiğini belirterek, düşük emisyonlu ulaşım, yeşil koridorlar, temiz enerji ve sürdürülebilir sanayileşme alanlarında geliştirilen uluslararası ortaklıkların somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Teknolojinin büyük ölçüde hazır olduğunu ifade eden Ağırbaş, asıl ihtiyacın politika, finansman ve uygulama koordinasyonunun hızlandırılması olduğunun altını çizdi.
Konuşmasında COP31 sürecine de değinen Ağırbaş, Küresel İklim Eylem Gündemi’nin ülkeler, özel sektör ve uluslararası kuruluşlar arasında uygulama odaklı iş birliklerini güçlendirmeye devam edeceğini belirtti. Yeşil ulaşım koridorları, temiz yakıtlar ve sürdürülebilir sanayileşme alanlarında geliştirilen girişimlerin Antalya’da düzenlenecek COP31’e somut çıktılarla taşınmasının önemine dikkat çeken Ağırbaş, “Taahhütlerin gerçek değeri sahadaki uygulamalarla ortaya çıkar. Antalya’ya yalnızca verilen sözlerle değil, hayata geçirilmiş projeler ve ölçülebilir sonuçlarla ulaşmalıyız” mesajını verdi.
Uluslararası kuruluşlarla çok paydaşlı stratejik ortaklıklar
İsviçre programı kapsamında Samed Ağırbaş, Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD) Kıdemli Başkan Yardımcısı Anne Hammill ve Enerji Programı Kıdemli Politika Danışmanı Natalie Jones ile de bir araya geldi. Milletvekili Rümeysa Kadak’ın da katıldığı görüşmede; iklim finansmanı, uyum yatırımlarının ölçeklendirilmesi ve enerji dönüşümünde kırılgan toplulukları merkeze alan uluslararası iş birlikleri değerlendirildi. Ağırbaş ayrıca, We Mean Business Coalition Genel Müdürü Maria Mendiluce ile gerçekleştirdiği görüşmede; özel sektörün iklim eylemindeki rolünü güçlendirecek uluslararası ortaklıklar ile New York İklim Haftası’ndan COP31’e uzanan süreçte döngüsel ekonomi alanındaki iş birliği fırsatlarını ele aldı.
Programın son bölümünde ise Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) İklim Değişikliği Birimi Başkanı Dr. Diarmid Campbell-Lendrum ve Dr. Megha Rathi ile gerçekleştirilen görüşmede, iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkileri ile Baku İklim ve Sağlık Uyum Platformu (BHAP) kapsamında taahhütlerin uygulamaya geçirilmesine yönelik ortak çalışma alanları değerlendirildi. Sıfır Atık Vakfı, İsviçre temasları kapsamında gerçekleştirdiği görüşmelerle; Sıfır Atık vizyonunu uluslararası paydaşlarla daha da güçlendirirken, COP31’e giden süreçte kamu, özel sektör, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum arasındaki çok paydaşlı iş birliğini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdü.