Türkiye’de milyonlarca vatandaşın yıllardır beklediği staj ve çıraklık dönemi borçlanma hakkı konusunda belirsizlik devam ediyor. Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, staj ve çıraklık mağdurlarının emeklilik hesaplarına bu sürelerin dahil edilip edilmeyeceği sorusuna yanıt verirken, mevcut yasal düzenlemelerdeki kritik eşitsizliğe dikkat çekti. Peki, staj ve çıraklık sigortası emeklilik primine sayılır mı, mağdurlar nasıl borçlanabilir, konu Anayasa Mahkemesi'ne nasıl taşınır ve bu mağduriyet ne zaman sona erer?
Staj ve çıraklık sigortası emeklilik primine sayılır mı?
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) mevzuatına göre staj ve çıraklık süreleri, uzun vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilmediği için emeklilik prim gün sayısını etkilemiyor. İsa Karakaş, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5. maddesi gereğince bu süreçte sadece iş kazası ve meslek hastalığı primlerinin yatırıldığını hatırlatıyor. Uzun vadeli sigorta kolları ödenmediği için, bu dönemler emeklilik hizmet süresi hesabında yok sayılıyor. Dolayısıyla, mevcut kanunlar çerçevesinde stajyer ve çırakların bu süreleri emeklilik prim gün sayısına eklenmiyor.
Staj ve çıraklık mağdurları emeklilik için nasıl borçlanabilir?
Avukatlık stajı veya hekimlerin fahri asistanlık dönemleri gibi alanlarda borçlanma hakkı tanınmışken, sanayide ve atölyelerde fiilen çalışan stajyer ve çırakların bu haklardan mahrum bırakılması, uzun yıllardır devam eden bir tartışmanın temelini oluşturuyor. İsa Karakaş, avukat stajyerlerinin baro onayı ve SGK müracaatı ile primlerini ödeyerek bu süreleri hizmete saydırabildiğini, ancak benzer bir borçlanma mekanizmasının staj ve çıraklık mağdurlarına tanınmadığını vurguluyor. Hukuki açıdan bakıldığında, benzer çalışma koşullarına sahip olan gruplar arasındaki bu uygulama farkı, Anayasa'daki eşitlik ilkesi çerçevesinde eleştiriliyor.
Staj ve çıraklık mağduriyeti Anayasa Mahkemesi'ne nasıl taşınır?
Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, yasal düzenlemelerin güncel ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu vurgularken, Ankara nezdinde bu süreyi kapsayan bir kanun çalışması olduğuna dair somut bir işaretin bulunmadığını belirtiyor. Karakaş'a göre çözüm, mağdurların konuyu Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) taşımalarından geçiyor. 5510 sayılı kanunun ilgili maddesindeki ayrımcı hükümlerin, bireysel başvuru veya norm denetimi yoluyla Anayasa’ya aykırılığının tespit edilmesi, hukuki bir emsal oluşturabilir. Aynı hukuki durumda bulunan kişilere farklı muamele yapılması, kanunların genelliği ilkesiyle çelişiyor. Toplu hak arayışı, bu noktada mahkeme sürecini güçlendiren en önemli faktör olarak öne çıkıyor.
Staj ve çıraklık mağduriyeti ne zaman biter?
Anayasa’nın eşitlik ilkesi, herkesin kanun önünde eşit olduğunu ve hiçbir gruba ayrıcalık tanınamayacağını garanti altına alır. Eğer bir kesim için borçlanma kapısı ardına kadar açıksa, diğer kesim için de bu imkanın sağlanması sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak kabul ediliyor. Mağduriyetin sona ermesi için ya Meclis'in bir kanun ile bu eşitsizliği gidermesi ya da Anayasa Mahkemesi'nin "eşitlik ilkesi ihlali" gerekçesiyle ilgili maddeyi iptal etmesi gerekiyor. İsa Karakaş, "Alın teri, meslek ayrımı tanımaz" ilkesiyle hareket eden mağdurların, haklarını yargı yoluyla aramaya devam etmesinin süreci daha görünür kılacağını ifade ediyor.