Bilecik’in Çukurören köyünde nesilden nesile aktarılan ata tohumu geleneği, bu yıl da imece ruhuyla hayat buluyor. Coğrafi işaretli biberin fideleri toprakla buluşurken, üreticiler hem geleneği yaşatmanın hem de zorlu şartlara direnmenin mücadelesini veriyor.
Bilecik merkeze bağlı Çukurören köyü, her yıl olduğu gibi bu bahar döneminde de hummalı bir çalışmaya sahne oluyor. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret ile tescillenen meşhur Çukurören biberi için köylüler, dedelerinden miras kalan yöntemlerle tarlaların yolunu tuttu. Mart ayında seralarda başlayan çimlendirme süreci, yerini fidelerin toprakla buluştuğu dikim aşamasına bıraktı.
İmece usulü üretim geleneği
Köydeki üretim süreci, sadece bir tarım faaliyeti değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal dayanışmanın ürünü. Köylüler, her gün bir başka üreticinin tarlasında bir araya gelerek fideleri tek tek toprakla buluşturuyor. Hasat edilen biberlerden ayrıştırılan tohumlar, bir sonraki yılın mahsulünü garanti altına alıyor. Eylül ve ekim aylarında toplanan biberler, evlerin balkonlarında ve dış duvarlarında iplere dizilerek kurutuluyor; bu dönemde köy adeta kırmızı bir örtüyle kaplanıyor.
Aroma sırrı toprağında gizli
Çukurören Köyü Muhtarı Muhittin Dündar, biberin benzersiz aromasının bölgenin toprağından kaynaklandığını vurguluyor. Dündar, "162 yıldır aynı tohumla, aynı yöntemle üretim yapıyoruz. Biberimiz İzmir, İstanbul, Bursa ve Eskişehir başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanına gönderiliyor. Geçtiğimiz yıl su ve hava şartlarına bağlı olarak 100 dekarlık bir alanda ekim gerçekleştirdik ve dekar başına 2 ton verim aldık" ifadelerini kullandı.
Çevresel faktörler üretimi zorluyor
Geleneksel tarımı sürdürmeye çalışan köylüler, bölgedeki sanayi tesislerinin olumsuz etkilerinden dertli. Muhtar Dündar, yakın çevrede bulunan çimento fabrikasının hem su kaynaklarını kirlettiğini hem de toz ve duman nedeniyle rekolte kaybına yol açtığını belirtti. Bu durumun üretim iştahını kırdığını ifade eden Dündar, şartların iyileştirilmesini beklediklerini dile getirdi.
Emek yoğun bir süreç
Üreticilerden Emine Eren ise biberin sofralara gelene kadar geçirdiği meşakkatli süreci şu sözlerle özetledi: "Şubatta ekiyoruz, ağustosa kadar çapalamasını yapıyoruz. Otlandırmamak için dört beş kez kazıyoruz. Her bir biberi tek tek aşılıyor, topluyor ve diziyoruz. Bu, büyük bir sabır ve emek isteyen bir süreç."