İngiliz basınında yer alan bir değerlendirmeye göre, Bessent'in ABD devlet tahvili alımlarını artırma kararı, piyasalardaki endişeleri gidermek yerine yönetimin mali politikalarına ilişkin yeni soru işaretleri doğurabilir.
İngiliz The Telegraph gazetesinin analizinde, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in ABD'nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını önümüzdeki aylarda 4 milyar dolara çıkardığı belirtildi. Hamlenin, tahvil fiyatlarını destekleyerek ABD'nin borçlanma maliyetlerini düşürmesi hedefleniyor. Ancak tahvil getirilerindeki düşüşün kısa sürede tersine dönmesi, müdahalenin etkisine ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Analize göre ABD tahvil piyasasındaki sorunların daha da derinleşmesi, yalnızca Washington'u değil, küresel ekonomiyi de etkileyebilir. ABD'de borçlanma maliyetlerinin yükselmesi durumunda diğer ülkelerin de daha yüksek faizlerle karşı karşıya kalabileceği, bunun mortgage maliyetlerinden kamu yatırımlarına ve vergilere kadar geniş bir alanda etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.
Kamu borcu 40 trilyon doları aştı
ABD'nin kamu borcunun bu hafta 40 trilyon doları aştığına dikkat çekilen analizde, bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 6'sı seviyesinde olduğu belirtildi. Borcun gelecek 10 yılda GSYH'nin yüzde 120'sine ulaşmasının beklendiği aktarıldı.
Haberde, ABD'nin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Japonya'nın da yüksek borç ve tahvil getirileriyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. ABD, Japonya, İngiltere ve Fransa'daki tahvil getirilerinin 2007-2008 küresel finans krizinden bu yana görülmeyen seviyelere yükseldiği kaydedildi.
Analizde, yüksek enflasyon, jeopolitik gerilimler, savaşların enerji arzını etkilemesi, artan kamu harcamaları ve yapay zeka yatırımlarının sermaye akışlarını değiştirmesinin tahvil piyasası üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. Uzmanlar, bu unsurların bir araya gelmesinin finansal piyasalarda yeni bir sarsıntıyı tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
The Telegraph, Trump ve Bessent'in tahvil piyasasındaki baskıyı kontrol altına alma çabasını "başka bir kazanılamaz savaş" olarak nitelendirirken, tahvil yatırımcılarının hükümetlerin harcama ve vergi politikaları üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğunu savundu.