Türkiye’de işsizlik oranı 2025 yılının dördüncü çeyreğinde geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan iş gücü istatistiklerine göre, mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki çeyreğe kıyasla 0,2 puan düştü. Açıklanan son veriler, hem genel işsizlik rakamlarında hem de genç nüfustaki oranlarda dikkat çeken değişimlere işaret etti. Ekonomi çevreleri, söz konusu düşüşün istihdam piyasasına etkilerini yakından izliyor.
TÜİK 2025 Dördüncü Çeyrek İş Gücü İstatistikleri: İşsizlik Oranı Yüzde 8,2’ye Geriledi
Türkiye İstatistik Kurumu’nun Ekim-Aralık 2025 dönemine ilişkin yayımladığı iş gücü istatistiklerine göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı 58 bin kişi azaldı. Bir önceki çeyrekte 2 milyon 971 bin seviyesinde bulunan işsiz sayısı, 2 milyon 913 bine geriledi.
Aynı dönemde Türkiye’de işsizlik oranı da 0,2 puanlık düşüşle yüzde 8,2 olarak kaydedildi. 2024 yılının aynı çeyreğiyle karşılaştırıldığında ise işsizlik oranında 0,3 puanlık bir azalma görüldü. Bu tablo, son bir yıllık süreçte istihdam piyasasında sınırlı da olsa iyileşmeye işaret etti.
Ekonomi verileri, özellikle mevsim etkisinden arındırılmış göstergeler üzerinden değerlendirildiğinde, iş gücü piyasasında istikrar arayışının sürdüğünü ortaya koydu.
Erkeklerde ve Kadınlarda İşsizlik Oranı Kaç Oldu?
TÜİK verilerine göre 2025’in dördüncü çeyreğinde işsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,7 olarak hesaplandı. Kadınlarda ise aynı dönemde işsizlik oranı yüzde 11,1 seviyesinde gerçekleşti.
Kadın ve erkek işsizlik oranları arasındaki fark dikkat çekmeye devam etti. Kadınlardaki işsizlik oranının çift haneli seviyelerde kalması, iş gücüne katılım ve istihdam politikaları açısından önemini koruyor. Uzmanlar, özellikle kadın istihdamını artırmaya yönelik adımların iş gücü istatistikleri üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemlerde daha net görülebileceğini belirtiyor.
Genç Nüfusta İşsizlik Oranı Yüzde 14,9 Seviyesinde
15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı da düşüş gösterdi. Mevsim etkisinden arındırılmış genç işsizlik oranı, 2025’in son çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,3 puan azalarak yüzde 14,9 oldu.
Genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 11,8 olarak tahmin edilirken, genç kadınlarda bu oran yüzde 20,7 seviyesinde gerçekleşti. Genç kadın işsizliğinin yüzde 20’nin üzerinde seyretmesi, istihdam politikalarında gençlere yönelik özel uygulamaların önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Genç nüfusta kaydedilen bu gerilemeye rağmen oranların genel işsizlik seviyesinin üzerinde kalması, iş gücü piyasasında yapısal dönüşüm ihtiyacını ortaya koyuyor.
İşsizlikteki 0,2 Puanlık Azalış Ekonomi İçin Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’de işsizlik oranının yüzde 8,2’ye düşmesi, istihdam piyasasında kademeli bir toparlanma sinyali olarak değerlendiriliyor. 58 bin kişilik işsiz sayısı azalması, özellikle yılın son çeyreğinde ekonomik aktivitenin istihdama olumlu yansıdığını gösteriyor.
Yıllık bazda 0,3 puanlık gerileme ise orta vadede iş gücü piyasasında dengelenme sürecinin devam ettiğine işaret ediyor. Ancak kadın ve genç işsizlik oranlarının görece yüksek seyri, ekonomide kapsayıcı büyüme hedeflerinin önemini artırıyor.
Uzmanlara göre, sürdürülebilir bir düşüş için üretim, yatırım ve ihracat odaklı büyümenin istihdamı desteklemesi gerekiyor. Özellikle genç nüfus ve kadınlar için yeni iş alanlarının oluşturulması, işsizlik oranındaki düşüşün kalıcı hale gelmesinde belirleyici rol oynayacak.
Türkiye’de İşsizlik Oranı 2026’ya Nasıl Bir Tabloyla Girdi?
TÜİK tarafından açıklanan 2025 dördüncü çeyrek iş gücü istatistikleri, Türkiye’nin 2026 yılına yüzde 8,2 seviyesinde bir işsizlik oranıyla girdiğini ortaya koydu. Çeyreklik bazda 0,2 puanlık azalış, iş piyasasında kontrollü bir iyileşme sürecine işaret ederken, yıllık gerileme de bu eğilimi destekledi.
Önümüzdeki dönemde açıklanacak yeni ekonomi verileri, işsizlik oranındaki düşüşün devam edip etmeyeceğini gösterecek. İş gücü piyasasında atılacak adımlar, özellikle gençler ve kadınlar açısından belirleyici olmaya devam edecek.
Son açıklanan istatistikler, işsizlik oranında sınırlı da olsa pozitif bir eğilimin sürdüğünü ortaya koyarken, istihdamın niteliği ve sürdürülebilirliği ise ekonomi gündemindeki yerini koruyor.