Gelişen teknoloji, akıllı cihazların yaygınlaşması ve bilgiye erişimin kolaylaşması, Türkiye’deki öğrenme kültürünü kökten dönüştürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden elde edilen son göstergeler, dijital mecraların ve çevrim içi platformların bireysel eğitimde ana merkez haline geldiğini kanıtlıyor. Ülke genelinde 16-74 yaş grubundaki bireylerin internet kullanım oranı bu yıl yüzde 92,3 seviyesine ulaşarak yeni bir rekor kırarken, dijital eğitim süreçlerine katılım da bu artışa paralel bir ivme yakaladı.
Pandemi dönemi kırılma noktası oldu
Yüz yüze eğitimin kısıtlandığı salgın dönemi, dijital öğrenme araçlarının benimsenmesini ciddi oranda hızlandırdı. Mobil cihazların kullanım rahatlığı ve internet tabanlı eğitim içeriklerinin çeşitlenmesiyle birlikte, son üç ayda mesleki, akademik ya da kişisel gelişim amacıyla dijital ortamlarda öğrenme faaliyeti gerçekleştirenlerin oranı dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. 2017 yılında yüzde 6,5 gibi mütevazı bir seviyede kalan bu oran, günümüzde yüzde 22,9'a yükseldi. Bu tablo, Türkiye'deki yaklaşık her dört bireyden birinin dijital eğitim ekosistemine dâhil olduğunu gösteriyor.
Kadınlar ve erkekler arasında dikkat çeken farklar
Araştırma verileri, dijital eğitim kanallarını tercih eden kadın ve erkek profillerinde de ince ayrıntıları ortaya koyuyor. Genel dijital öğrenme faaliyetlerinde kadınlar yüzde 23,5 ile erkeklerin (yüzde 22,4) hafifçe önünde yer alıyor. Ancak öğrenme yöntemleri detaylandırıldığında farklı eğilimler göze çarpıyor:
Çevrim içi kurslar: Sistemli ve yapılandırılmış dijital kurslara katılım oranı 2017'deki yüzde 2,5 seviyesinden yüzde 7,9'a yükseldi. Bu alanda erkekler yüzde 8,1 ile kadınlara (yüzde 7,8) oranla az farkla liderliği üstlendi.
Eğitim materyalleri ve içerikler: Kurs formatı dışındaki dijital ders dokümanları, videolar ve rehber materyalleri kullananların oranı genel toplamda yüzde 16,6'ya ulaştı. Kadın kullanıcılar yüzde 17,3 ile bu esnek içerikleri erkeklerden (yüzde 16,1) daha yoğun tüketti.
Canlı etkileşim ve iletişim: Sesli ya da görüntülü platformlar aracılığıyla eğitmenler ve diğer öğrencilerle doğrudan iletişim kurarak eğitim alanların oranı yüzde 3,1'den yüzde 11,5'e fırladı. Bu yöntemde de kadınlar yüzde 12,5'lik oranla etkileşimli dijital sınıflarda daha aktif bir profil çizdi.