Küresel piyasalarda jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte Türkiye’nin ekonomi güvenliğini simgeleyen 5 yıllık kredi risk primi (CDS), Mart ayındaki 327 baz puanlık zirvesinden sert bir düşüşle 230,4 puana geriledi. ABD ile İran arasındaki müzakere sürecine dair artan iyimserlik, risk algısını aşağı çekerken Türkiye'nin risk primini 27 Şubat'tan bu yana en düşük seviyesine taşıdı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Pakistan’da yeni bir görüşme yapılabileceğine dair sinyalleri ve savaşın bitmeye yakın olduğunu ifade etmesi, piyasalarda bahar havası estirdi. Bu gelişme, Türkiye’nin risk priminde çatışma öncesi seviyelerin bile altına inilmesini sağladı.
Küresel tahvil piyasalarında alıcılı seyir
Savaşın sona ereceğine dair beklentiler sadece jeopolitik riski değil, aynı zamanda ekonomik kaygıları da hafifletti. Petrol fiyatlarındaki geri çekilme, küresel enflasyon endişelerini yatıştırırken ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yıl sonuna kadar temkinli duruşunu koruyacağı öngörüsü piyasaları rahatlattı. Tahvil piyasalarında talebin artmasıyla birlikte borçlanma maliyetleri dünya genelinde düşüş eğilimine girdi.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi %4,25 seviyelerine inerken, 5 yıllık tahvil getirisi de son bir ayın en düşük seviyesi olan %3,8710’a geriledi. Uluslararası piyasalardaki bu geniş çaplı iyimserlik, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasaların dış finansman maliyetlerine doğrudan olumlu yansıdı.
CDS puanı ve dış borçlanma maliyeti ilişkisi
Credit Default Swap (Kredi Risk Primi) yani CDS, bir ülkenin dış borçlarını ödeyememe riskine karşı alınan bir sigorta primi gibidir. Türkiye'nin CDS puanındaki her düşüş, hazinenin ve özel sektörün uluslararası piyasalardan daha düşük faizle borçlanabilmesi anlamına gelir. Genellikle 300 baz puanın altı "yatırım yapılabilir" seviyeye yaklaşma sinyali olarak kabul edilirken, 230 bandına inilmesi Türkiye'nin dış borçlanma iştahını artıran ve maliyetlerini yaklaşık %1-1,5 oranında aşağı çeken kritik bir eşik olarak değerlendirilmektedir.
Yaşanan bu normalleşme süreci, sadece finansal piyasaları değil, doğrudan yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yönelik algısını da pozitif yönde etkiliyor. Uzmanlar, jeopolitik istikrarın sürmesi durumunda Türkiye'nin risk primindeki iyileşmenin kalıcı olabileceğini ve makroekonomik dengelenme sürecine destek vereceğini öngörüyor.