Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hakan Sefa Çakır, küresel pazarlarda kalıcı olmanın yolunun düşük maliyetli üretimden değil, yüksek marka değerinden geçtiğini belirterek "Made in Türkiye" vizyonunun bir devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Ekonomi dünyasının nabzını tutan MTSO Nisan Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Hamit İzol’un yönetiminde gerçekleşti. Toplantıda kürsüye gelen MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Türkiye’nin dış ticaretteki yeni yol haritasına dair kritik değerlendirmelerde bulundu.
Vergi teşvikleri ihracatı tetikleyecek
Hükümetin devreye aldığı yeni vergi düzenlemelerinin üreticiler için bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Çakır, imalatçı ihracatçılar için vergi yükünün yüzde 20’lerden yüzde 9 seviyelerine çekilmesinin büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Sadece ihracata odaklanan firmalar için bu oranın yüzde 14 olarak belirlendiğini hatırlatan Çakır, İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik yüzde 95’e varan vergi avantajlarının da sermaye akışını hızlandıracağını öngördüklerini söyledi. Transit ticaretteki indirimlerin ise lojistik sektörünü küresel bir oyuncu haline getireceğini ifade etti.
Mersin lojistik üs olma yolunda ilerliyor
Türkiye’nin dış ticaretinde stratejik bir noktada bulunan Mersin’in, Irak ve Suriye hattından gelen yüklerin Avrupa’ya taşınmasında kilit rol oynadığını belirten Çakır, şehrin bu avantajı daha verimli kullanması gerektiğini söyledi. Çakır, ihracatçılara verilen yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğinin artırılması için girişimlerini sürdürdüklerini kaydetti.
Avrupa’ya çevreci lojistik köprüsü
Almanya temasları kapsamında yeni bir projeyi duyuran Çakır, Mersin’den başlayıp Filyos Limanı üzerinden Avrupa’ya uzanacak entegre bir lojistik hattı üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Deniz ve demiryolu bağlantılarını birleştiren bu modelin, karbon ayak izini düşürerek çevreci bir taşımacılık vizyonu sunduğunu belirtti.
İtalya modeli örnek alınmalı
Milano’daki Salone del Mobile Fuarı’nda edindiği izlenimleri paylaşan Çakır, Avrupa’nın "hikayesi olan ürünler" ile rekabet ettiğine dikkat çekti. İtalya’nın "Made in Italy" kavramını sadece bir etiket değil, eğitimden yan sanayiye kadar uzanan bir devlet politikası olarak uyguladığını vurgulayan Çakır, "Biz de kaliteli üretimimizi, şehirlerimizi ve firmalarımızı markalaştırarak dünya sahnesinde hak ettiğimiz yere taşımalıyız" dedi.