Gülay YÜCEL
Yılmaz, Dolmabahçe Çalışma Ofisi'ndeki "Orta Vadeli Program ve Makroekonomik Görünüm" programında, aralarında YeniBirlik Haber-Ekonomi Müdürü Gülay Yücel'in de bulunduğu gazete ve ajansların ekonomi haberleri müdürleri ile bir araya geldi.
Yeni döneme 100 yıllık birikimle girildiğinin altını çizen Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonu ile daha büyük hedeflere doğru yürümek istediklerini dile getirdi.
‘Türkiye "Üst-Orta Gelirli Ekonomiler" kategorisinde’
Demokrasiden teknolojiye, şehirleşmeden afetle mücadeleye, huzur ve güven ortamına varıncaya kadar Türkiye'yi her alanda daha farklı bir seviyeye taşımak istediklerini ifade eden Yılmaz, geçen yıl 12'nci 5 yıllık Kalkınma Planı'nın Meclis'te kabul edilip yürürlüğe girdiğini hatırlattı.
Yılmaz, "Orada 2053 hedeflerini de ilk defa biraz daha somutlaştırarak ortaya koymuş olduk, bir taraftan da 5 yıllık hedeflerimizi ortaya koyduk. Dolayısıyla Türkiye Yüzyılı'nda adım adım bu hedefleri gerçekleştireceğiz." diye konuştu.
Dünya Bankasının kişi başı gayrisafi milli hasılaya göre yaptığı sınıflamanın verilerini paylaşan Yılmaz, Türkiye'nin "Üst-Orta Gelirli Ekonomiler" kategorisinde yer aldığını, yıllık ortalama büyümenin 5,4 olarak gerçekleştiğini söyledi.
Yılmaz, Türkiye’nin siyasi ve politik belirsizleri geride bırakarak yeni bir döneme girdiğini belirterek, “Siyasi belirsizlikler sona erdi. Ekonomi için sağlam bir zemin oluştu. OVP ve bütçe ile politika belirsizlikleri ortadan kalktı. Yeni dönem girdik, Türkiye Yüzyılı’nda her alanda büyük hedeflerimiz var. Adım adım ilerleyerek uzun vadeli hedeflerimizi gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.
Enflasyonla mücadele halinin tüm dünyada devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, bunu yaparken resesyona düşmeden ve büyümeyi koruyarak belli oranda başarı sağlandığının altını çizdi. Yılmaz küresel büyümeye değinerek, 2023’te dünya büyümesinin yüzde 3 olarak gerçekleştiğini söyledi. Büyüme rakamlarında 2025 yılından itibaren bir toparlanma beklendiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Türkiye son 20 yılda yıllık ortalamada küresel büyümenin 1,8 puan üzerinde daha yüksek büyüme oranlarına ulaştığı söyleyerek, “Son 20 yılda dünya ortalama büyümesi yüzde 3,6 olarak gerçekleşirken, Türkiye son 20 yılda ortalama yüzde 5,4 büyüme performansı göstermiş. Bu rakam oldukça önemli. Dünyadan aldığımız payın arttığını gösteriyor” dedi.
Yüksek büyümeyle beraber dolar cinsinden kişi başı milli gelirin yaklaşık 3 kat artışla 2022 sonunda 10 bin 659 dolara ulaştığını hatırlatan Yılmaz, bu rakamı 2023 yılında 12 bin 415 dolara çıkacağını tahmin edildiğini söyledi.
Dünya Bankası’nın kişi başı gayri safi milli hasılaya göre yaptığı sınıflamada Türkiye’nin 10 bin 640 dolar kişi başı GSMH ile ‘Üst - Orta Gelirli Ekonomi’ kategorisinde yer aldığına vurgu yapan Yılmaz “Son 20 yılda alt-orta gelirli ekonomiler grubundan üst-orta gelirli ülkeler grubuna geçtik. Yüksek gelirli ekonomiler kategorisine geçmek için kişi başına gelirin 13 bin 845 dolar olması gerekiyor. OVP sonunda 2026 beklentimiz 15 bin dolar, bu hedefimize ulaştığımız takdirde orta vadede Türkiye yeni bir eşik atlamış olacak” diye konuştu.
Makro ekonomik gelişmelerin OVP ile uyumlu seyrettiğini, farklılaşmaların genelde olumlu yönde gerçekleştiğini belirten Yılmaz, “Nokta atışı hiçbir zaman olmaz, önemli olan doğrultuyu ve genel ağırlığı yansıtmasıdır.” dedi.
Önümüzdeki dönemde afet yönetimi konularının ön plana çıktığının altını çizen Yılmaz, “Afetin yaralarını sararak Türkiye’yi daha dirençli hale getirmek, fiyat istikrarı sağlayarak enflasyonla mücadele etmek ve tek haneli rakamlara indirmek, bunları yaparken büyümeyi ve istihdamı sürdürmek ve bütün bunların kalıcı sosyal politikalara yansıtmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu
Türkiye’nin ilk üç çeyrekte büyüme performansında G20 ülkeleri arasında 4’üncü, OECD ülkeleri arasında 2’nci sırada yer aldığını söyleyen Yılmaz, “Oldukça iyi bir noktadayız. Dünyanın genelinde büyümede bir düşüş var.” ifadesini kullandı.
‘KKM 832 milyar lira azaldı’
Yıllık enflasyonun 2023 yılında yüzde 64,77 olarak gerçekleşerek, OVP’de öngörülen yıl sonu hedefinin altında gerçekleştiğini belirten Yılmaz, aylık enflasyonun da Temmuz ayından bu yana düşme eğiliminde olmasının fiyatlama davranışlarının iyileştiğine işaret ettiğinin altını çizdi.
Kur korumalı mevduattan kademeli çıkışın süreceğini de vurgulayan Yılmaz, “Kur korumalı mevduatın o dönemdeki ihtiyaçları karşılamak üzere getirildi. Kademeli çıkış sürecek. Ani bir çıkışın finansal piyasalarda risk oluşturmasını istemediğimiz için kademeli çıkış stratejisiyle hareket ediyoruz. Ağustos ayında 3,4 trilyon lira olan KKM tutarı bugün itibarıyla 2 trilyon 576 milyar lira seviyesinde geriledi. 832 milyar lira azaldı. KKM tutarı azalırken kurlar üzerinde istikrarsızlaştırıcı bir etki yapmadı. 2024 sonlarında KKM’den fazla bahsetmeyeceğiz” dedi.
TCMB rezervlerindeki artışa dikkat çeken Yılmaz, brüt rezervlerin 5 Ocak haftası itibarıyla 139,6 milyar dolar seviyesine yükseldiğini kaydetti.
Bankacılık sektöründeki gelişmelere ilişkin olarak da Yılmaz 2023 Kasım ayı itibarıyla sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 18,3, tahsili gecikmiş alacak oranları Kasım ayı itibarıyla yüzde 1,5 ile düşük bir seviyede gerçekleştiğini aktardı. Toplam kredi hacminin 5 Ocak haftası itibarıyla 11,7 trilyon TL’ye ulaşmış olup, reel kesimin krediye erişimi kesintisiz devam ettiğini kaydetti.
Toplumsal Yatırım Notu
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz yakın dönemde açıklayacakları toplumsal yatırım notuyla ilgili bilgi olarak da, “Merkez Bankamız tabii yapıyor bunu Bankalar Birliği ile birlikte. Toplumsal yatırım notu dediğimiz hadise, bununla da yine amacımız; daha nitelikli kredilerin verilmesini sağlamak ve bunu sistematik bir şekilde yapmak, nokta müdahalelerle değil sistematik bir şekilde yapmak. Toplumsal yatırım notu dediğimiz, aslında toplumdan ziyade bankalara verilen bir not, bankaların notu. Bankalar kredileri nereye veriyorlar, bunlara bakılacak. Ağırlıkları ne bu kredilerin, sosyal açıdan, toplumsal açıdan daha faydalı yerlere mi gidiyor krediler, daha az faydalı yerlere mi gidiyor, buna bakılacak. Örneğin yatırıma, ihracata, girişimciliğe, kadın ve genç girişimciliğine destek olan bankalar, daha fazla kredi veren bankaların notu daha yüksek olacak bu toplumsal yatırım notu. Bunlara değil de daha kolay işlere kredi veren, daha kısa vadeli tüketimi finanse eden bankaların toplumsal kredi notu daha düşük olacak. Buna göre de Merkez Bankamız birtakım teşvikler sağlayacak, işte karşılık oranları başta olmak üzere ona göre ayarlamış olacak. Bankalara bir defalık da verilmeyecek bu not, 6 ayda bir belki, 1 yılda bir yenilenecek bu notlar. Orada önceden belli olacak, yine hiç keyfilik yok burada da. Nerelere yatırım verilirse ne kadar puan alacağı, ağırlığının ne olacağı hep önceden ilan edilecek, belli olacak, buna göre bankaların performans ı ölçülecek ve bu toplumsal kredi notuna göre de bankalara ödüllendirici bir sistem kurulmuş olacak. Toplumsal açıdan doğru yerlere kredi veren bankaların notu da yüksek olmuş olacak. Bu önemli bir uygulama, Merkez Bankası Başkanımız bu konularda çalışıyor, tamamlayınca önümüzdeki EKK’da muhtemelen bu konuyu genel bir değerlendirmesini de yapmış olacağız hep birlikte. Yani çok uzak olmayan bir gelecekte bunu da toplumumuzla detaylarını paylaşacağız, önemli bir çalışma.” değerlendirmesinde bulundu.
‘Emekli maaşları Kabine Toplantısında’
En düşük emekli alanlara dönük olarak da ne yapabiliriz diye çalıştıklarına dikkati çeken Cevdet Yılmaz, “Hükümetimiz Kabinede tartışılacaktır önümüzdeki günlerde, Kabinede bir ele alınacaktır diye düşünüyorum, ardından da Meclis’imizin takdirine sunulacaktır. Henüz bir tarih bilmiyorum doğrusu ama uygun bir zamanlamayla yapılacaktır elbette. Kabinede bu konular ele alınabilir, dolayısıyla bir şekilde bu karar verilir Hükümet tarafından ve daha sonra asıl Meclis’te tabii bu düzenlemeler söz konusu olacak, orada da Çalışma Bakanlığımızın bir paketi var. Yani bu konular dışında da kurumsal ihtiyaçlarından kaynaklanan, yine işgücü piyasalarına ilişkin bazı tedbirler içeren paket de söz konusu. Bu paketle birleştirilerek Meclis’imizin gündemine gelir diye düşünüyorum, gerisi tabii Meclis’imizin takdiri, o konuda bizim yorum yapmamız doğru olmaz. Dolayısıyla bugüne kadar nasıl çalışanların, emeklilerin yanında olduysak bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.” İfadelerini kullandı.
‘Amerika’ya sıfır faizle kredi açmış oluyorsunuz’
Cevdet Yılmaz, yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasının önemine de değindi. Yılmaz, “Kabaca 300 milyar dolar civarında belli bir ton rakamı da veriliyor, bir hesaplamalar yapılıyor. Bunların bir kültürel boyutu var tabii, ziynet, süs anlamında kullanılması, edilmesi ona tabii bir diyeceğimiz bir şey yok. Altında da dövizde de aynı şey söz konusu. Aslında bu sadece makroekonomi için bir kayıp değil, o tasarruf sahipleri için de bir kayıp. Tasarruf sahipleri altınlarını, evde tuttukları zaman hiçbir getirisi olmuyor ne dövizin, ne altının, tasarruf sahibine bir defa bir getirisi olmuyor. Makroekonomi anlamında da bu tasarrufların üretken alanlara destek olmasına engel olmuş oluyoruz. Ben bazen söylüyorum, Amerika dolarını evinizde tutuğunuzda Amerika’ya sıfır faizle kredi açmış oluyorsunuz, yani hiçbir bedel almadan Amerika’ya sonuçta sıfır faizle bir kredi vermiş oluyorsunuz. Bu diğer dövizler için de geçerli, altın için de geçerli. Burada sorunumuz şu: İnsanlar altın alır, döviz alır, başka bir şey alır onunla ilgili bir yorum yapmıyorum. Sisteme dahil olmalı bunlar, bir şekilde bu tasarruflar üretken alanlara kanalize edilebilmeli ve bu yolla hem makroekonomimize katkıda bulunmalı bu kaynaklar hem de bunları elinde tutan tasarruf sahiplerine daha fazla getiri sağlamalı, ikisini aynı anda gözeten bir yaklaşım olmalı.” dedi.
Kiralarda yüzde 25 sınırı
Kira artışlarında ki yüzde 25 sınırıyla ilgili soruları cevaplayan Yılmaz, "Kaldırılması için alınmış bir karar yok. 2024 dezenflasyon yılı, çözüm enflasyonu düşürmek" diye konuştu. Yılmaz, “Ama yine bazı arkadaşlarımız işte Ocak ayındaki gelişmelere dikkat çektiler, haklısınız, Şimdi birçok kamu-özel ayarlamalar Ocak’a yapılır biliyorsunuz, Ocak ayının öyle bir özelliği var, ama bu yıla özgü bir özellik değil, her yıl böyledir, yani Ocak ayı biraz daha bu anlamda enflasyonunu yükseldiği, ayarlamaların yapıldığı bir yıldır. Biz bu tahminlerimizi yaparken, çalışmalarımızı yaparken bunları da dikkate alarak yaptık. Dolayısıyla bunlar sürpriz gelişmeler değil, zaten çalıştığımız modellerin içinde olan hususlar, bu anlamda hani çok köklü bir farklı bir tahmini yapmamızı gerektirecek bir durum yok bu aşamada. Ha ileride olursa bizim tahminlerimizin çok ötesinde birtakım rakamlar çıkarsa elbette oturup yeniden bazı şeyler değerlendirilir, ama şu an itibarıyla böyle bir ihtiyaç görmüyoruz doğrusu.” diye konuştu.
“Yerel seçim belirsizlik oluşturmuyor”
Yerel seçimlerin ekonomi üzerinde belirsizlik oluşturmayacağının da altını çizen Yılmaz, “yerel seçim, yerel seçimdir. Artık makro politikalarla ilgili yerel seçimin bir farklılık yapacağını beklememek gerekir. Yerel seçimlerde yerel aktörler değişir, yerel hizmetler değişir ama bir para politikanız, maliye politikanız, yapısal reform gündeminiz, bunlar yerel yönetimlerle ilgili konular değil bir defa. Dolayısıyla yerel seçimlerin bir belirsizlik oluşturduğunu söylemek doğru bir şey değil. Hem siyasi istikrar açısından, hem makro öngörülebilirlik açısından yerel seçim kritik bir unsur değil bana göre. Yerel seçimler bunun üzerinden oluşturulan bir belirsizlik algısı var, ben bunu doğru bulmuyorum.” İfadelerini kullandı.