Tanzanya’nın kuzeyindeki zorlu ve engebeli coğrafyada yaşayan Hadza kabilesi, yaklaşık 50 bin yıldır avcı-toplayıcı yaşam biçimini neredeyse hiç değiştirmeden sürdürüyor. Dünyada resmi olarak tanınan son avcı-toplayıcı topluluklardan biri olan Hadzalar, insanlığın erken dönemlerine dair canlı bir pencere sunuyor.
Yaklaşık 1.300 kişiden oluşan Hadza halkı, tarım, yerleşik yaşam ve modern teknolojiden uzak bir hayat sürüyor. Hayatta kalmaları, doğaya dair derin bilgi, işbirliği ve paylaşım üzerine kurulu hassas bir dengeye dayanıyor.
AVLANMA VE TOPLAMA GÜNLÜK HAYATIN MERKEZİNDE
Hadza toplumunda erkekler, el yapımı yay ve oklarla antilop, zebra ve babun gibi hayvanları avlarken; kadınlar yumru kökler, meyveler ve bal topluyor. Bu görevler yalnızca fiziksel güç değil, sabır, tecrübe ve kolektif çalışma gerektiriyor.
Avlanan ya da toplanan her besin, grup içinde paylaşılıyor. Bu paylaşım kültürü, 20–30 kişilik küçük ve göçebe gruplar halinde yaşayan Hadzalar için hayati önem taşıyor.
LİDERSİZ VE EŞİTLİKÇİ BİR TOPLUM
Hadza kabilesinde sabit bir lider ya da resmi bir yönetim yapısı bulunmuyor. Kararlar ortaklaşa alınıyor. Toplumda statü; mülkiyet, zenginlik ya da güçle değil, topluluğun hayatta kalmasına yapılan katkıyla ölçülüyor.
Sürekli yiyecek sağlayan, doğayı iyi tanıyan veya hayatta kalma becerilerinde öne çıkan bireyler saygı görüyor. Çatışmalar ise çoğunlukla diyalog yoluyla çözülüyor.
Hadza toplumunda maddi varlıklar son derece sınırlı. Statü, sahip olunan eşyalarla değil; eşitlik, dayanışma ve karşılıklı destekle şekilleniyor. Bu yapı, topluluk içinde güçlü bir sosyal uyum ve aidiyet duygusu yaratıyor.
KADİM BİLGİ DİJİTAL ÇAĞA TAŞINIYOR
Hadza kültürü, Mayıs 2025’te düzenlenen uluslararası bir bilgi paylaşımıyla dijital dünyaya adım attı. UNESCO’nun Yerel ve Yerli Bilgi Sistemleri Programı (LINKS) kapsamında, Namibya’daki Juǀ’hoansi San topluluğundan iz sürücü ǀUi David, Hadza halkıyla bir araya geldi.
Bu buluşmanın odağında, Güney Afrika’da geliştirilen CyberTracker adlı ikon tabanlı mobil uygulama yer aldı.
CyberTracker, okuma yazma bilmeyen ancak güçlü sözlü bilgiye sahip topluluklar için tasarlandı. Uygulama sayesinde kullanıcılar, hayvan izlerini, doğa işaretlerini ve ekolojik verileri coğrafi olarak kaydedebiliyor.
Namibyalı eğitmen Dam Debe, uygulamayı şu sözlerle anlattı:
“Bu, doğada veri toplamak gibi. Ormana gidiyorsunuz, gördüğünüz izleri cihazınıza kaydediyor ve bu bilgileri başkalarıyla paylaşabiliyorsunuz.”
KAYBOLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİL VE KÜLTÜR KORUNUYOR
Bu dijital adım, yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda kültürel bir koruma projesi olarak görülüyor. Hadzabe dili ve gelenekleri, genç nesillerin baskın dillere yönelmesi nedeniyle yok olma riski taşıyor.
Uygulama, yaşlıların sahip olduğu binlerce yıllık bilginin gençlere aktarılmasını ve dijital olarak belgelenmesini sağlıyor. Hadza topluluğu üyesi Jackline Ossman, bu sürecin önemini şu sözlerle vurguluyor:
“Kültürümüzü koruduğumuz için Hadza olarak tanınıyoruz. Yaşam tarzımızı ve bilgilerimizi gelecek nesillere aktarmak istiyoruz.”