İsrail güçleri, sabah erken saatlerde Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’nde bulunan BM’ye bağlı UNRWA yerleşkesine girerek binaları yıktı. Müdahale, Birleşmiş Milletler ve İsrail arasında yeni bir krizi tetikledi.
BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Sözcüsü Jonathan Fowler, İsrail güçlerinin sabah 07.00’den kısa bir süre sonra karargâha baskın düzenlediğini, personelin zorla dışarı çıkarıldığını ve bazı ekipmanlara el konulduğunu açıkladı. Fowler, yaşananları “bir BM kuruluşuna yönelik eşi görülmemiş bir saldırı” olarak tanımladı.
BM’den sert tepki
UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in müdahalesini “BM’ye bağlı bir kuruluşa karşı benzeri görülmemiş bir saldırı” sözleriyle eleştirdi. UNRWA’nın resmi hesabından yapılan açıklamada ise bu adımın uluslararası hukuk ile BM’nin ayrıcalık ve dokunulmazlıklarının açık ihlali olduğu vurgulandı.
İsrail: “Tarihi bir gün”
İsrail tarafı ise yıkımı savundu. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Doğu Kudüs’teki müdahaleyi “İsrail için tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, UNRWA’nın Hamas’la bağlantılı olduğu yönündeki iddialarını yineleyerek, ajansın bu gerekçeyle yasaklandığını öne sürdü.
İsrail Arazi İdaresi ve polis eşliğinde gerçekleştirilen yıkım sırasında BM bayrağı indirildi, yerine İsrail bayrağı asıldı. Kudüs Belediyesi yetkilileri, müdahalenin İsrail Meclisi’nin 2024’te aldığı kararın uygulanması olduğunu savundu.
UNRWA neden hedefte?
UNRWA, 1949 yılında BM Genel Kurulu kararıyla kuruldu ve Filistinli mültecilere eğitim, sağlık ve insani yardım sağlıyor. Gazze, Batı Şeria, Doğu Kudüs, Lübnan, Ürdün ve Suriye’de faaliyet gösteren ajans, son yıllarda İsrail tarafından sistematik biçimde hedef alınıyor.
İsrail Meclisi, Ekim 2024’te UNRWA’nın İsrail ve işgal altındaki Doğu Kudüs’teki faaliyetlerini yasaklayan düzenlemeyi kabul etmiş, karar 30 Ocak 2025’te yürürlüğe girmişti. Bu süreçte BM personeli bölgeyi terk etmek zorunda kalmış, kararın yaklaşık 2,5 milyon Filistinli mülteciyi doğrudan etkilediği belirtilmişti.