Tayland’ın Phang Nga eyaletindeki Khao Lak’ta tamamlanan Goya Tower, alışılmış yapı malzemelerinin yerine büyük ölçüde fil dışkısından üretilen el yapımı tuğlaları kullanmasıyla dikkat çekiyor.
Taylandlı mimar Boonserm Premthada ve Bangkok Project Studio tarafından tasarlanan gözlem kulesi, Matalay gelişim alanının girişinde yer alıyor. 2026’da tamamlanan yapı, fil dışkısını yalnızca geri dönüştürülen bir atık olarak değil, mimari kimliği belirleyen temel bir yapı bileşeni olarak ele alıyor.
Fil Dışkısı Tuğlaları Altı Yıllık Araştırmanın Sonucu
Goya Tower’ın arkasındaki malzeme çalışmaları yaklaşık altı yıllık bir araştırma sürecine dayanıyor. Premthada’nın fil dışkısının yapı malzemesi olarak kullanımına yönelik çalışmaları, insanların ve fillerin uzun süredir birlikte yaşadığı Ban Ta Klang bölgesinde gelişti. Fil dışkısında bulunan sindirilmemiş bitkisel lifler, çimento ve suyla bir araya getirilerek kalıplara dökülüyor; ardından tuğlalar fırın kullanılmadan güneş altında kurutuluyor.
Projede kullanılan dairesel tuğlaların her biri yaklaşık 33 santimetre çapında ve 5 santimetre kalınlığında. Beş farklı tonda hazırlanan elemanlar, merkezi çelik çubukların üzerine geçirilerek üst üste diziliyor ve kulenin uzun silindirik kolonlarını oluşturuyor. Bu tekrar eden sistem, yapının hem düşey ritmini hem de dışarıdan algılanan katmanlı cephesini belirliyor.
Sürdürülebilir Mimari ve Uluslararası Kabul
Goya Tower yalnızca dışarıdan izlenen heykelsi bir kule olarak tasarlanmamış. Ziyaretçiler yapının içindeki kıvrımlı yürüyüş yolları ve merdivenlerle yükselirken kolonların arasından yol, bahçe, orman, kıyı ve gökyüzüne doğru değişen manzaralarla karşılaşıyor. Farklı yüksekliklerde oluşan açıklıklar, ışık ve gölgenin yapı içinde sürekli değişmesine olanak tanıyor. Silindirik elemanların farklı yüksekliklerde sonlanması, kulenin tek bir yekpare kütle yerine çok sayıda ince düşey parçanın oluşturduğu bir strüktür olarak algılanmasını sağlıyor.
Kule adını bölgede doğan dişi bir fil olan Goya’dan alıyor. Phang Nga’da filler yerel kültürde önemli bir yere sahipken, uzanmış bir fili andıran kireçtaşı oluşumu Khao Chang (Fil Dağı) da projenin doğal referansları arasında bulunuyor. Yaklaşık 543 metrekare brüt alana sahip olan Goya Tower, organik atıkların mimari ölçekte estetik bir unsura dönüşebileceğini kanıtlıyor.
Ekolojik tasarım ve sürdürülebilir mimarlık alanında organik atıkların yapı malzemesine dönüştürülmesi küresel ölçekte kabul görüyor. Nitekim mimar Boonserm Premthada’nın fil dışkısı tuğlaları üzerine yürüttüğü çalışmalar uluslararası tasarım dünyasında yankı bulmuş, "Elephant Dung Bricks" çalışması New York’taki Modern Sanat Müzesi (MoMA) daimi mimarlık koleksiyonuna dahil edilmiştir.