Yeni Birlik Gazetesi Galeriler Gündem Tarihi eksen değişimi: Başından sonuna Türkiye'nin NATO yolculuğu

Tarihi eksen değişimi: Başından sonuna Türkiye'nin NATO yolculuğu

1952’de Ankara’nın loş odalarında Sovyet tehdidine karşı yürütülen gizli hazırlıklardan, havalimanındaki tarihi karşılamalara uzanan o ilk hamle; Türkiye'nin NATO yolculuğunu 2026’da dünya liderlerini ağırlayan küresel bir güce dönüştürdü..

 1

ÖZEL HABER\FİDAN ÇAÇA

İkinci Dünya Savaşı’nın küllerinden doğan iki kutuplu dünya düzeni, Ankara’yı tarihinin en kritik diplomatik hamlesini yapmaya zorladı. Sovyetler Birliği’nin kuzey sınırından yükselen açık toprak ve üs taleplerine karşı bir güvenlik şemsiyesi arayan Türkiye, yönünü Batı blokunun askeri kalkanı NATO’ya çevirdi. Ankara’nın arka odalarında yürütülen gizli pazarlıklar, askeri bürokrasideki yoğun mesai ve cephedeki fedakarlıklarla örülen bu süreç, Türk dış politikasının en radikal eksen değişimini başlattı. İşte o dönem atılan ilk adımlar, ittifakın temel felsefesini de beraberinde getirdi.

1 / 13
 2

Ortak Savunma Kalkanı: NATO Nasıl Kuruldu ve Genişledi?

Resmi adıyla Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), 4 Nisan 1949'da Washington Antlaşması ile hayata geçirildi. İttifakın temel felsefesi, "bir üyeye yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı" kolektif savunma ilkesine dayanıyordu. ABD, İngiltere, Fransa ve Kanada gibi 12 kurucu ülkeyle yola çıkan bu devasa yapı, ilk büyük genişleme hamlesini 1952 yılında gerçekleştirdi. Bu ilk dalganın öncüleri ise jeopolitik konumlarıyla dengeleri altüst edecek olan Türkiye ve Yunanistan olacaktı. Ancak bu resmi imzadan önce, Ankara sokaklarında kelimenin tam anlamıyla bir zamana karşı yarış yaşanıyordu.

2 / 13
 3

Ankara’da Gizli Seferberlik: İmzadan Önce Atılan Stratejik Adımlar

Türkiye’nin ittifaka resmi katılımından aylar önce başkent Ankara’da adeta bir diplomasi seferberliği ilan edilmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti iktidarı, süreci partiler üstü bir vizyonla yöneterek muhalefetteki CHP ile yakın bir diyalog mekanizması kurdu.

Ankara’daki ABD Büyükelçiliği, Türk diplomatların en yoğun mesai harcadığı merkez haline gelirken, Genelkurmay Başkanlığı’nın loş odalarında Türk ordusunun lojistik, personel ve mühimmat kapasitesi NATO standartlarına göre sil baştan haritalandırılıyordu. Ankara’nın bu zorlu diplomatik satrançtaki en güçlü kozu ise uzak bir coğrafyada, Kore Savaşı’nda destan yazan Türk Tugayı’nın yüksek askeri kabiliyeti ve kararlılığı olacaktı. Bu stratejik hazırlıklar, yarım asır sonra Türkiye'yi çok farklı bir ligin zirvesine taşıyacaktı. 

3 / 13
 4

İstanbul 2004: Kanat Ülkesinden Küresel Merkez Üssüne

1952 yılında Ankara’nın loş ışıklı odalarında başlatılan bu varoluşsal mücadele, yarım asır sonra meyvelerini verdi ve Türkiye’yi ittifakın sadece sınır hattını koruyan bir "kanat ülkesi" olmaktan çıkarıp kararların bizzat alındığı bir merkez haline getirdi. Bu dönüşümün en parlak aynası, 28-29 Haziran 2004 tarihlerinde düzenlenen tarihi İstanbul NATO Zirvesi oldu.

Soğuk Savaş sonrası dönemin bu en kritik zirvesinde Ankara; ABD Başkanı George W. Bush, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve İngiltere Başbakanı Tony Blair gibi dönemin küresel liderlerini İstanbul’da ağırladı. İttifakın Orta Doğu ve Akdeniz vizyonunu şekillendiren "İstanbul İşbirliği Girişimi" gibi stratejik kararlar bu topraklarda alınırken, Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında vazgeçilmez bir köprü olduğu tüm dünyaya bir kez daha kanıtlandı. İstanbul'da perçinlenen bu köprü rolü, 2026 yılına gelindiğinde yerini küresel bir oyun kuruculuğa bırakacaktı.

4 / 13
 5

2026 Ankara Zirvesi: Yeni Güvenlik Mimarisinin Doğuşu

2004’teki tarihi İstanbul buluşmasından 22 yıl sonra Türkiye, küresel diplomasi ve askeri stratejinin merkez üssü konumuna bir kez daha yerleşti. Ancak bu kez sahne çok daha karmaşık, küresel riskler ise Soğuk Savaş döneminden bile daha çetindi. NATO Ankara Zirvesi’nin Türkiye’de gerçekleşmesi, sembolik bir ev sahipliğinin çok ötesinde; doğu ile batı, kuzey ile güney arasındaki fay hatlarının tam kesişim noktasında bulunan Ankara’nın jeopolitik ağırlığının küresel ölçekte tescillenmesi anlamına geliyordu. İletişim Başkanlığı'nın da vurguladığı üzere Türkiye, küresel dönüşümün tam merkezinde yer alarak ittifakın 21. yüzyıldaki en kritik vizyon süreçlerinden birini kendi stratejik çerçevesiyle yeniden şekillendirdi.

5 / 13
 6

Havalimanında A Tipi Protokol: Liderlerin Ankara Çıkarması

Zirve öncesinde Ankara Esenboğa Havalimanı, tarihinin en yoğun ve en sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı diplomatik hava trafiğine sahne oldu. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve devlet erkanı, ardı ardına başkente inen müttefik liderleri karşılamak üzere apronda hazır bulundu.

Trump’tan Tarihi İtiraf: ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’ya ayak bastığı andan itibaren zirvenin seyrini değiştirecek mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacağı heyetler arası görüşme öncesinde Trump, "Sayın Erdoğan olmasaydı NATO zirvesine katılmazdım" diyerek Ankara’nın ittifak içindeki mutlak ağırlığını ve iki lider arasındaki kişisel diplomasinin gücünü dünyaya ilan etti. ABD Başkanı, havalimanında A tipi askeri resmi törenle karşılandı.

6 / 13
 7

Macron’un Ankara Mesaisi: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da başkente gelen kilit isimler arasındaydı. Ankara’daki yoğun diplomasi trafiğine sabah saatlerinde Ankara sokaklarında koşu yaparak başlayan Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği baş başa görüşmenin ardından medyanın karşısına geçerek, "Görüşmemiz son derece yapıcı bir havada geçti" açıklamasını yaptı.

7 / 13
 8

Küresel Katılım: İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Micotakis, Çekya Cumhurbaşkanı Petr Pavel ve Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics gibi liderler de apronda törenle karşılanan isimler arasındaydı. Yunan Lider Micotakis’in, "Türkiye muhteşem bir NATO zirvesi düzenlemiş" itirafı, Ankara'nın organizasyon gücünü tesciller nitelikteydi.

8 / 13
 9

Ay Yıldız Karargahı’nda İlk Zirve ve Askeri Gövde Gösterisi

Ankara’daki bu tarihi buluşma, Türkiye’nin askeri alandaki yeni "göz bebeği" olan ve kapılarını ilk kez NATO Savunma Bakanları ile liderleri için açan Ay Yıldız Karargahı’nda gerçekleştirildi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in karargahta verdiği özel resepsiyonla başlayan askeri oturumlarda, gökyüzünde de kelimenin tam anlamıyla bir Türk gövde gösterisi vardı.

Türkiye’nin yerli ve milli hava araçları KAAN, HÜRJET, KIZILELMA ve ANKA-3, NATO zirvesinin güvenliğini sağlamak ve Türk savunma sanayiinin ulaştığı teknolojiyi müttefiklere sergilemek üzere Ankara semalarında koruma uçuşu gerçekleştirdi. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar’ın forumlarda vurguladığı gibi, Türkiye artık sadece silah satın alan bir pazar değil; birlikte başarmaya odaklanmış, savunma doktrinlerini bizzat yazan bir teknoloji ihracatçısı olarak masadaydı. Letonya Cumhurbaşkanı Rinkevics ve Çekya Cumhurbaşkanı Pavel de Türk savunma sanayiinin "ittifak için stratejik açıdan vazgeçilmez bir ortak" olduğunu açıkça beyan etti.

9 / 13
 10

Kördüğüm Çözülüyor: F-35 ve CAATSA Savaşının Sonu

Zirvenin perde arkasındaki en büyük diplomatik zafer, Türkiye ile ABD arasında yıllardır adeta bir savaşa dönen F-35 ve CAATSA (ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlarla Mücadele Yasası) yaptırımları konusunda yaşandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirve başlangıcında, "F-35 konusunda liderler zirvesinden hayırlı bir karar çıkacağına inanıyorum" sözleriyle işaret ettiği diplomatik hamle karşılık buldu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD’li mevkidadaşı Antony Blinken ve yeni ABD yönetimiyle yürüttüğü mekik diplomasisi meyvesini verdi. Masada, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının müttefiklik hukuku ve NATO'nun doğu kanadı güvenliği için neden hayati olduğu net bir dille aktarıldı. Zirve esnasında, Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı programındaki haklarının iadesi ve yaptırımların tasfiyesi yönünde tarihi bir uzlaşı zeminine varıldı.

10 / 13
 11

Bölgesel İş Birlikleri ve Sürpriz Suriye Görüşmesi

Ankara Zirvesi, sadece transatlantik güvenliğini değil, bölgesel kördüğümleri de çözen kritik hamlelere sahne oldu.

Karadeniz Kalkanı: Romanya ve Bulgaristan ile yürütülen güçlü ortaklık çerçevesinde, Türkiye, Bulgaristan ve Romanya arasında Karadeniz’in güvenliğini ve mayın karşıtı önlemleri kapsayan yeni bir Mutabakat Muhtırası imzalandı. Romanya Dışişleri Bakanı, Karadeniz'i koruma konusunda Ankara ile sarsılmaz bir bağ kurduklarını açıkladı.

İngiltere ve Kanada İmzaları: Türkiye ile İngiltere arasında yeni bir Savunma Ortaklığı Anlaşması imzalanırken, Kanada ile de Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin tarihi bir ortak bildiriye imza atıldı.

Kritik Suriye Zirvesi: Zirvenin en sıcak diplomatik gelişmelerinden biri ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suriye’deki yeni geçiş sürecinin ardından Suriye Cumhurbaşkanı Sara ile gerçekleştirdiği görüşme oldu. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un açıklamalarında altını çizdiği gibi; terör eylemlerinin sadece Suriye’nin değil, bölgenin ortak geleceğine yönelik bir tehdit olduğu vurgulanarak, "Kardeş Suriye halkının yanındayız" mesajı tüm dünyaya Ankara’dan verildi.

11 / 13
 12

Zirve İkinci Gün Mesaisi: Diplomasi ve Liderlerin Kültür Trafiği

Zirvenin ikinci gün mesaisi, liderlerin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya gelerek imzaladıkları tarihi NATO Aile Fotoğrafı ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu oturumlarda AB heyetini kabul ederken, müttefiklerin birbirine engel değil, güç katan aktörler olması gerektiğinin altını çizdi. MİT Başkanı İbrahim Kalın ise ikili temaslarda "güçlü ortaklık ve eşit ilişki" vurgusunu masanın kırmızı çizgisi olarak tuttu.

Aynı saatlerde lider eşleri de Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi. Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Sıfır Atık Vakfı ile UNICEF Türkiye’nin güç birliği yaptığı küresel çevre projeleri lider eşlerine tanıtıldı. Emine Erdoğan, Ankara’dan yükselen bu sesin "zirvenin diyalog ve uzlasi kültürünü daha da ileri taşımasını" diledi. Zirvede ayrıca kadın liderliği ve uluslararası sistemdeki belirsizlik dönemleri düzenlenen özel panellerle dünya gündemine taşındı.

12 / 13
 13

Zirve Bitişi: "Ankara Deklarasyonu" ile Kapanış

İki gün süren ve İçişleri Bakanlığı ile emniyet teşkilatının kusursuz bir disiplin ve fedakarlıkla güvenceye aldığı tarihi maraton, dünya basınına sunulan resmi "NATO Ankara Zirvesi Bildirgesi" ile nihayete erdi.

Bildirgede, terörle mücadelede tam dayanışma, savunma sanayii kısıtlamalarının tamamen kaldırılması ve müttefiklerin savunma hedeflerine planlanandan çok daha erken ulaşması taahhüt edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kapanış konuşmasında, "Savunma hedeflerimize müttefiklerimizle birlikte 5 yıl erken ulaşacağız" müjdesini verdi.

Zirvenin sonunda, bir sonraki NATO Zirvesi’nin Arnavutluk’ta gerçekleştirileceği ilan edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlere kendi kaleme aldığı "The Politics of Courage: Erdogan and the Rise of Türkiye" (Cesaretin Politikası: Erdoğan ve Türkiye'nin Yükselişi) kitabını takdim etmesiyle son bulan organizasyonun ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kapanış durumunu şu tarihi cümleyle özetledi: "Türkiye, bu muazzam ev sahipliğiyle uluslararası alandaki müstesna ve vazgeçilmez konumunu tüm dünyaya bir kez daha kanıtlamıştır."

1952’de loş odalarda bir varoluş mücadelesi olarak başlayan o ilk yürüyüş, 2026’da dünya siyasetine yön veren küresel bir vizyonla, Ankara’nın damgasıyla tarihe geçti.

13 / 13