özel haber\ fidan çaça
1976 yılında Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde dünyaya gelen Ahmet Altuntaş’ın dünyayı keşfetme serüveni, akranlarından biraz farklı başladı. Görme yetisi olmadan doğan Altuntaş, erken yaşlarda işitsel zekasının ve güçlü hafızasının farkına vardı. Henüz 5-6 yaşlarındayken babası ve abisinin aldığı teyp kasetleri, onun hayatını değiştiren dönüm noktası oldu. Dönemin ünlü hafızlarının kıraatlerini ve surelerini dinleyerek ezber yapmaya başlayan Altuntaş, daha okuma yazma bile bilmeden kulaktan dinleme yöntemiyle çevresindekileri hayrete düşürdü.
Eğitim hayatına o dönem şartlarında sadece körler okulunda başlayabilen azimli hafız, hafızlık eğitimini tamamladıktan sonra Niğde’de bulunan bir görme engelliler ilkokuluna kaydoldu. İlkokul diplomasını aldıktan sonra pes etmeyen Altuntaş, ortaokul ve lise eğitimlerini de dışarıdan tamamlayarak azmin engel tanımadığını gösterdi.
Konservatuvardan Tarihi Mabede Uzanan Köprü
Ahmet Altuntaş’ın hayatındaki en büyük kırılma noktası 1998 yılında yaşandı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın engelli bireyler için açtığı sınavı başarıyla geçen Altuntaş, Bursa Osmangazi’deki Kayhan Camii’nde ilk resmi görevine atandı. Ancak o, sadece bir din görevlisi olmakla yetinmedi; sesini ve makam kabiliyetini profesyonel bir çizgiye taşımak istedi. Görevi esnasında Bursa Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı’na kaydoldu ve burada kapsamlı musiki dersleri aldı. Geliştirdiği hitabeti ve kusursuz kıraatiyle dikkat çeken başarılı hafız, 2012 yılında Sultanahmet Camii müezzinliğine getirilerek kariyerinde zirveye ulaştı.
"Eskiden Şaşıranlar Artık Teknolojiyle Birlikte Bize İnanıyor"
Sultanahmet Camii gibi küresel bir merkezde görev yapmanın getirdiği geri dönüşleri anlatan Altuntaş, ilk yıllarda insanların görme engelli bir din görevlisiyle karşılaşınca büyük bir şaşkınlık ve hayret yaşadıklarını belirtiyor. Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaştığını ifade eden deneyimli müezzin, şunları söylüyor:
"Geçmişte bu işi nasıl yapabildiğimi merak eden, hayretle yaklaşanlar çok daha fazlaydı. Ancak günümüzde teknolojinin gelişmesi ve engellilerin sosyal hayatta daha çok yer almasıyla birlikte, toplum artık bu başarıların mümkün olduğuna inanmaya başladı. İnsanların bizim dünyamızı anlamaya çalışması, merak edip sorular sorması aslında çok güzel bir köprü oluşturuyor."
Günümüzde Türkiye genelinde kabartma yazılı (Braille) Kur'an-ı Kerimlerin ve görme engellilere özel kursların yaygınlaştığına dikkat çeken Altuntaş, imkanların artık çok daha ileri seviyede olduğunu ve engelli bireylerin rahatlıkla bu alanda ihtisas yapabildiklerini vurguluyor.
Engelli Ailelerine Altın Tavsiye: "Bunu Bir Lütuf Olarak Görün"
Hayatın içinde aktif şekilde yer alamayan, evlerine kapanan engelli bireylere ve özellikle ailelerine önemli tavsiyelerde bulunan Hafız Ahmet Altuntaş, engellerin "lokal" olduğunun altını çiziyor. Bir insanın gözünün görmemesinin hayata küsmek için bir neden olamayacağını belirten Altuntaş, yaradılış gereği bir duyunun eksikliğinin diğer duyuları katbekat güçlendirdiğini ifade ediyor.
Özellikle engelli çocuklara sahip ailelerin yaklaşımının kritik olduğunu belirten Altuntaş, ailelere çocuklarının durumunu bir eksiklik olarak değil, özel bir lütuf olarak görmelerini öneriyor. Altuntaş, sözlerini şu güçlü mesajla noktalıyor:
"Eğer Yaradan sizden gözü almışsa, bilin ki diğer özelliklerinizi diğer insanların çok daha ötesine taşımıştır. Burada yapılması gereken tek şey cesur olmak, kendine inanmak ve Allah’a güvenmektir. Bugün İstanbul’daki rehabilitasyon merkezleri sayesinde okuma imkanı bulamamış kardeşlerimiz bile bağımsız yaşam becerilerini kazanabiliyor, psikolojik destek alabiliyorlar. Yeter ki hayattan kopmasınlar; görme engelli bir birey bilim insanı da olur, mühendis de olur, yönetici de olur. Sınırları sadece zihnimiz belirler."