Sessiz kalan geçmiş
Toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlayan Kelebek Etkisi Konuşmaları’nın yeni konuğu Gonca Vuslateri oldu.
Geliri UCİM’e bağışlanan etkinlikte ünlü oyuncu, bugüne kadar çok az dile getirdiği hayat hikâyesiyle salondaki herkesi derin bir yolculuğa çıkardı.
Söyledikleri kadar söyleyiş biçimi de uzun süre konuşulacağa benziyor.
Gürültülü bir ev, zor bir çocukluk
Sözlerine çocukluğundan başlayan Gonca Vuslateri, asker bir babanın kızı olarak büyümenin hayatındaki etkilerini samimiyetle anlattı. Anlattıkları, salonda duygusal anların yaşanmasına neden oldu.
“Ben çok gürültülü bir evde büyüdüm. Asker çocuğuyum. Annem ev hanımıydı. Çok okuyan bir karı-kocaydı ama çok kavga ederlerdi. Şiddetin boyutu oldukça yüksekti.”
Bu sözler, Vuslateri’nin güçlü duruşunun arkasındaki kırılgan geçmişi gözler önüne serdi.
Hayalini kurduğu üniforma bambaşkaydı
Ünlü oyuncu, çocukken sanat değil askerlik hayali kurduğunu da itiraf etti. Ailesindeki rol modellerin bu istekte büyük payı olduğunu söyledi.
“Aslında ben hep asker olmak istedim. Babam ve dedem askerdi. Ailede polisler, şehitler var. Çok fazla rol model vardı.”
Ancak hayat onu bambaşka bir yola sürükledi.
Sanat kaçış değil yangın merdiveni
Vuslateri, sanatın hayatındaki yerini anlatırken kelimelerini özellikle seçti. Onun için sanat bir umut masalı değil, gerçekle yüzleşme alanıydı.
“Benim için sanat bir yangın merdiveniydi. Yanarak içinden geçtiğim bir yol oldu ama bana gerçeği taşıyan bir alan sundu.”
Bu sözler, sanat yolculuğunun ne kadar bedelli olduğunu ortaya koydu.
Mutluluk oyunu yok
Ünlü oyuncu, hayata bakışını net bir şekilde ortaya koyarken salondan alkış aldı. Gerçeği bilmenin ve kabul etmenin kendisi için en büyük umut olduğunu söyledi.
“Ne umudu savunmak için kendimi travmatize ederim ne de mutluluk oyunu oynarım. Gerçeği bilmek ve kabul etmek benim için en büyük umut.”
Alkışlar uzun süre dinmedi
Gonca Vuslateri’nin bu içten anlatımı, sadece bir başarı hikâyesi değil; kırılganlıkla güç arasındaki ince çizginin de bir özeti olarak yorumlandı.
Etkinlik sonunda konuşulan tek şey vardı: Gerçekle yüzleşmenin cesareti.