26 Haziran’da hayatını kaybeden Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır’ın mirasıyla ilgili tartışmalar alevlendi. Sanatçının 2015 ve 2022 yıllarında hazırladığı üç ayrı vasiyetnamenin 17 Eylül’de Beykoz Adliyesi’nde açılması planlanıyordu. Ancak tebligat eksiklikleri nedeniyle ertelenen davanın yeni duruşma tarihi 17 Aralık olarak belirlendi.
Vasiyetnameler açılmadan önce usta oyuncunun avukatı Bişar Abdi Alınak, tüm gayrimenkul, banka birikimleri, araç ve telif haklarının 27 yıllık hayat arkadaşı Jülide Kural’a bırakıldığını doğruladı.
Vasiyetnamedeki irade ve imza şüphesi
Açıklamaların ardından Kadir İnanır’ın yeğeni Levent İnanır, vasiyetnamenin hazırlanma sürecine ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Dayısının ağır beyin pıhtısı tedavileri gördüğünü ve ciddi sağlık sorunları yaşadığını belirten İnanır, 6 yılda 3 kez değiştirilen vasiyetin bir günlük sağlık raporu ve iki tanık huzurunda "oldu bittiye getirilerek" imzalatıldığını iddia etti.
Dayısının bu kararı tam bir bilinçle vermediğini savunan İnanır, Kadir İnanır'ın en büyük arzularından birinin memleketi Ordu'nun Fatsa ilçesinde bir okul yaptırmak olduğunu söyleyerek varlıkların tek bir kişiye devredilmesinde şaibe bulunduğunu öne sürdü.
Aile içinde ihtiyaç sahibi yeğenlerin bulunduğunu ifade eden Levent İnanır, hastane ve ev sürecinde Jülide Kural ile dayısı arasında tartışmalar yaşandığını iddia ederek, ailenin tüm haklarını sonuna kadar hukuk yoluyla arayacaklarını vurguladı.
Miras hukukunda saklı pay ve kanuni mirasçılık
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 505. ve 506. maddeleri uyarınca miras bırakan, altsoyu (çocukları/torunları), ana-babası veya eşi bulunması durumunda bu kişilerin "saklı pay" haklarını ihlal edemez. Ancak birinci ve ikinci derece yakın mirasçısı (eşi veya çocuğu) bulunmayan kişilerin kardeşleri ve yeğenleri, 2007 yılında yapılan yasal düzenleme ile saklı paylı mirasçı statüsünden çıkarılmıştır. Bu doğrultuda çocuğu ve resmi nikahlı eşi olmayan Kadir İnanır'ın tüm mal varlığını vasiyetname yoluyla dilediği kişiye devretme tasarrufu hukuken mümkün olmakla birlikte, aile fertlerinin ancak vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte zihinsel melekelerin yerinde olmadığını (ehliyetsizlik) veya irade fesadı hallerini (hile, korkutma, aldatma) ispatlayarak vasiyetin iptali davası açma hakları bulunmaktadır.