Dinler tarihinin en büyük gizemlerinden biri olan Nuh’un Gemisi’ne dair yürütülen araştırmalarda, Ağrı Dağı’nın derinliklerinde heyecan verici yeni bulgulara ulaştı. "Noah's Ark Scans" araştırma ekibinden Andrew Jones, bölgede gerçekleştirilen yer radarı (GPR) taramalarında, yeraltında düzenli bir ağ oluşturan koridor ve tünel benzeri yapıların tespit edildiğini duyurdu. Tespit edilen bu boşlukların, geminin güverte altındaki bölmelerine karşılık geldiği ve merkezi bir boşluğa açıldığı ifade ediliyor.
Yapılan analizler, yeraltındaki yapıların rastgele bir jeolojik oluşumdan ziyade belirli bir plan dahilinde inşa edildiğini gösteriyor. 157 metre uzunluğundaki bu oluşumun, Tevrat ve İncil metinlerinde belirtilen gemi ölçüleriyle şaşırtıcı bir benzerlik taşıması, bilim dünyasında ve arkeoloji çevrelerinde tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kutsal metinlerdeki "üç katlı yapı" tarifiyle örtüşen üç farklı subterranean tabakanın radar görüntülerine yansıması, keşfin en dikkat çekici detaylarından biri olarak öne çıkıyor.
Organik madde ve yüksek potasyum oranı
Araştırma ekibi, sadece radar verileriyle yetinmeyerek bölgeden alınan toprak örnekleri üzerinde laboratuvar incelemeleri gerçekleştirdi. 2024 yılında toplanan 88 farklı numunenin analizi, gemi şeklindeki oluşumun içindeki toprağın, dış çevresine kıyasla üç kat daha fazla organik madde ve yüzde 38 daha fazla potasyum içerdiğini kanıtladı. Uzmanlar, bu kimyasal imzanın bölgede binlerce yıl önce büyük bir ahşap kütlesinin çürümesi sonucu oluşmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.
Robotik keşif araçları devreye giriyor
Araştırmacı Andrew Jones, bölgede bulunan deniz kabukları ve mercan fosillerinin, alanın geçmişte çok yüksek bir su seviyesine maruz kaldığını gösterdiğini belirtti. Bir sonraki aşamada, yeraltındaki tünellere fiziksel olarak erişebilmek için özel olarak tasarlanmış robotik cihazların kullanılması planlanıyor. Bu sayede, yapı içerisindeki boşluklardan görsel veri alınması ve "Büyük Tufan" teorisinin bilimsel olarak kanıtlanması hedefleniyor.
Durupınar Formasyonu ve jeolojik tartışmalar
Keşfin yapıldığı Durupınar bölgesi, 1959 yılında haritacı İlhan Durupınar tarafından keşfedildiğinden beri bilim dünyasını ikiye bölmüş durumda. Jeologların bir kısmı, bu oluşumun erozyon ve toprak kayması sonucu meydana gelen doğal bir yapı (sinklin) olduğunu savunurken; arkeo-jeofizikçiler, yeraltı radar verilerindeki 90 derecelik açılarla birleşen köşeli yapıların doğada nadiren bu kadar düzenli görülebileceğine dikkat çekiyor. 2026 yılındaki bu son keşif, bölgenin doğal bir oluşum mu yoksa insan eliyle yapılmış devasa bir antik yapı mı olduğu sorusuna yanıt arayan en somut verilerden biri olarak kayıtlara geçti.