Kahramanmaraş'ta bulunan Ayser Çalık Ortaokulu'nda 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin gerçekleştirdiği ve 8'i öğrenci olmak üzere toplam 9 kişinin hayatını kaybettiği, 13 öğrencinin ise yaralandığı silahlı saldırıyla ilgili infial yaratan yeni detaylar gün yüzüne çıktı. Katliamın ardından yürütülen incelemelerde, fail Mersinli'nin saldırıdan aylar önce ağır psikolojik sorunlar yaşadığı ve intihar girişiminde bulunduğu, ancak babasının nüfuzu nedeniyle gerekli yasal takibin yapılmadığı anlaşıldı.
İstiklal Marşı törenindeki baygınlık gerçeği ortaya çıkardı
Ortaya çıkan bilgilere göre katil İsa Aras Mersinli, katliamdan yaklaşık 4 ay önce, 15 Aralık 2025 sabahı saat 08.00'de okulda İstiklal Marşı okunduğu sırada aniden bayıldı. Okul yönetiminin ihbarı üzerine sevk edilen 112 acil sağlık ekipleri, ambulansta yaptıkları muayene sırasında Mersinli’nin kolunda kalemtıraş bıçağıyla yapılmış küçük kesikler tespit etti. Sağlık görevlilerinin “İntihar etmeyi düşünüyor musun?” sorusuna duraksamadan “Evet” yanıtını veren çocuk, Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildi.
Sağlık raporundaki uyarılara rağmen emniyet takip başlatmadı
Hastanede yapılan kontrollerin ardından hazırlanan 112 vaka formuna "adli durum" notu düşülerek iki temel öntanı yazıldı: "Disosiyatif (Konversiyon) bozuklukları" ve "Kasıtlı kendine zarar verme". Tıp fakültesindeki doktorlar, babanın tüm engelleme ve "Siz gidin, ben polis yönlendireceğim" şeklindeki müdahalelerine rağmen adli işlem tutanağı düzenleyerek durumu Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’ne bildirdi. Ancak Çocuk Şubesi'nin, babanın nüfuzunu kullanması sebebiyle Mersinli’yi yasal olarak takip altına almadığı iddia edildi.
Çocuk Koruma Kanunu ve adli bildirim yükümlülüğü
Türkiye'deki 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerine göre, bir çocuğun kendine zarar verme eğiliminin veya suça sürüklenme riskinin sağlık ve eğitim kurumlarınca tespiti halinde, adli ve idari makamların derhal koruyucu ve destekleyici tedbir kararları alması zorunludur. Olayda ise failin, babası tarafından daha önce beş kez Emniyet psikologuna sadece "sınav kaygısı" gerekçesiyle götürüldüğü, uzmanların "psikiyatriste götürün" tavsiyesine rağmen katliama kadar geçen 4 aylık süreçte hiçbir somut koruyucu tedbirin devreye sokulmadığı anlaşıldı.