Ukrayna cephesinde yaşanan askeri durağanlığı aşmak ve Batı ittifakındaki çatlakları derinleştirmek isteyen Moskova'nın son derece riskli bir stratejiyi masaya yatırdığı ileri sürüldü. Amerikan medya organı Wall Street Journal’ın (WSJ) ABD istihbarat değerlendirmelerine dayandırdığı habere göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin önümüzdeki sonbahardan itibaren bir NATO üyesini doğrudan ya da dolaylı yoldan hedef alabilir.
Gelişmeler, Washington ve Avrupalı müttefiklerin Kremlin’e yönelik risk analizlerini sil baştan değiştirmesine yol açtı. Daha önce Rusya'nın tüm askeri kaynağını Ukrayna'ya yönlendirmesi sebebiyle bir NATO ülkesine saldırma olasılığını "düşük" gören ABD'li analistler, yeni veriler ışığında alarm seviyesini yükseltti.
Ana Hedef 5. Madde: Kolektif Savunma Zırhı Test Edilecek
İstihbarat raporlarında öne çıkan senaryolara göre Moskova, önümüzdeki sonbahar ile 2029 yılları arasındaki kritik zaman diliminde NATO'nun karar alma mekanizmalarını felç etmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda siber saldırılar, hibrit savaş yöntemleri ya da sınır hatlarına yönelik sınırlı kara operasyonlarıyla İttifak üyelerinin kışkırtılabileceği değerlendiriliyor.

Planlanan hamlenin temel amacı ise NATO tüzüğünün kolektif savunmayı garanti eden 5. Maddesi’nin gerçekte ne kadar işlevsel olduğunu sınamak. Washington ile Avrupa ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştirmeyi hedefleyen Kremlin’in, özellikle Baltık ülkeleri ve Polonya'yı hedef tahtasına oturttuğu belirtiliyor. Raporlarda ayrıca, Rusya’nın Baltık bölgesindeki kritik altyapılara Ukrayna menşeli insansız hava araçlarıyla sal hissi vererek "sahte bayrak" operasyonları düzenleyebileceği riski üzerinde duruluyor.
Mühimmat Sıkıntısı ve Zamanlama Faktörü
Moskova’nın bu agresif senaryoları gündeme almasında, Ukrayna cephesinde verilen ağır kayıplar ve Kiev’in Rus enerji altyapısına yönelik etkili İHA hamleleri etkili oldu. İç kamuoyuna sunulacak yeni bir askeri "zafer" arayışında olan Putin’in daha yüksek riskli adımlara yönelebileceği vurgulanıyor.
Zamanlamanın ise Batı açısından son derece kritik bir döneme denk geldiği ifade ediliyor. Orta Doğu'daki krizler ve Ukrayna'ya sağlanan aralıksız askeri destek nedeniyle ABD'nin füze stoklarında (ATACMS, Patriot, Stinger ve THAAD önleyicileri) ciddi bir daralma yaşandığı biliniyor.