Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürüttüğü kapsamlı restorasyon projesinde kritik bir aşama daha geçildi; 16. yüzyıldan günümüze ulaşan kuzeydoğu minaresi, özgün dokusu korunarak depreme karşı güçlendirildi.
İstanbul’un simgesi Ayasofya-i Kebir Camii, tarihsel mirasını korumak adına başlatılan ikinci etap restorasyon çalışmalarıyla yenilenmeye devam ediyor. Bu süreçte en dikkat çekici adımlardan biri, Sultan II. Selim döneminden miras kalan 65 metre yüksekliğindeki kuzeydoğu minaresinde atıldı. 2024 yılında start alan projede, yapılan teknik analizler sonucunda minarenin sismik direncini artırmak için kapsamlı bir müdahale planı devreye sokuldu.
Bilim heyetinin rehberliğinde gerçekleştirilen çalışmalarda, minarenin üst kısımları kontrollü bir şekilde sökülerek yeniden inşa edildi. Bu titiz süreçte 411 adet tarihi taş ve 26 sıra basamak numaralandırılarak kayıt altına alındı. Alt bölümlerde ise yerinde güçlendirme yöntemleri tercih edilerek yapının statik dengesi korundu.
Tarihi dokuya sadık malzeme seçimi
Restorasyonun temel felsefesi, yapının orijinal kimliğine zarar vermemek üzerine kuruldu. Uzman ekipler, yeniden kullanılabilir durumdaki tüm taşları özenle temizleyip yerine yerleştirirken, eksik parçalar için Edirne Süloğlu ocaklarından getirilen özel taşlar kullanıldı. Hasarlı bölgelerde yapılan çürütme ve tümleme işlemlerinin yanı sıra, minarenin bütününe paslanmaz çelik elemanlarla sismik destek sağlandı.
Zirvedeki yenilenme: Külah ve alem
Minarenin en üst noktasında yer alan ahşap aksamlar konservasyon işlemlerinden geçirilerek sağlamlaştırıldı. Kurşun kaplamaların tamamen yenilendiği projede, bakır alem ise altın varakla kaplanarak eski ihtişamına kavuşturuldu. Paratoner sistemiyle modern güvenlik standartlarına da uyumlu hale getirilen minare, uzmanların gözetiminde yürütülen çalışmalarla hem estetik hem de yapısal açıdan geleceğe güvenle emanet edildi.