Yeni Birlik Gazetesi Genel Baltacı Mehmet Paşa Katerina ile görüştü mü, Prut Savaşı’nda ne oldu, iftira mı, gerçek ne?

Baltacı Mehmet Paşa Katerina ile görüştü mü, Prut Savaşı’nda ne oldu, iftira mı, gerçek ne?

Osmanlı tarihinin en çok konuşulan olaylarından biri olan Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina iddiası, yüzyıllardır tartışılmaya devam ediyor. 1711 Prut Savaşı sonrasında ortaya atılan bu söylenti, bir sadrazamın kaderini değiştirdiği gibi tarih anlatımını da derinden etkiledi. Rus Çariçesi Katerina ile yaşandığı öne sürülen ilişki iddiaları, dönemin siyasi çekişmeleriyle birleşince kalıcı bir efsaneye dönüştü. Peki, tarihteki bu iftiranın gerçek yüzü neye dayanıyor?

Osmanlı tarihinin en çok konuşulan olaylarından biri olan Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina iddiası, yüzyıllardır tartışılmaya devam ediyor. 1711 Prut Savaşı sonrasında ortaya atılan bu söylenti, bir sadrazamın kaderini değiştirdiği gibi tarih anlatımını da derinden etkiledi. Rus Çariçesi Katerina ile yaşandığı öne sürülen ilişki iddiaları, dönemin siyasi çekişmeleriyle birleşince kalıcı bir efsaneye dönüştü. Peki, tarihteki bu iftiranın gerçek yüzü neye dayanıyor?

Baltacı Mehmet Paşa Kimdir ve Osmanlı Tarihindeki Yeri Nedir?

Baltacı Mehmet Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. yüzyıldaki önemli devlet adamlarından biri olarak öne çıkar. Sadrazamlık makamına kadar yükselen Paşa, özellikle Rusya ile yaşanan gerilim sürecinde kritik kararların merkezinde yer aldı. Devlet yönetimindeki tecrübesi ve askeri organizasyon kabiliyeti sayesinde Prut Seferi’nin başkomutanı olarak görevlendirildi.

Dönemin Osmanlı-Rus ilişkileri oldukça hassas bir zeminde ilerliyordu. Çarlık Rusyası’nın Karadeniz’e inme politikası, Osmanlı’yı doğrudan tehdit ediyordu. Bu tablo içinde Baltacı Mehmet Paşa, hem askeri hem diplomatik bir sınavla karşı karşıya kaldı.

1711 Prut Savaşı’nda Baltacı Mehmet Paşa ve Rus Ordusuna Karşı Strateji

1711 Prut Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında gerçekleşen en kritik çatışmalardan biri olarak kayda geçti. Osmanlı ordusu, Prut Nehri kıyısında Rus Çarı Petro komutasındaki birlikleri kuşatma altına aldı. Tarihsel kaynaklara göre Rus ordusu zor durumda kalmış, lojistik ve erzak sıkıntısı yaşamaya başlamıştı.

Savaşın askeri seyri Osmanlı lehine ilerlerken, cephede farklı sorunlar baş gösterdi. Uzayan sefer koşulları, iklim şartları ve askerlerin yorgunluğu karar sürecini etkiledi. Bu noktada Baltacı Mehmet Paşa, Rus tarafının barış talebini değerlendirmeye aldı.

Yapılan anlaşma sonucunda Azak Kalesi Osmanlı’ya geri verildi, Rusya İstanbul’da daimi elçi bulundurmamayı kabul etti ve bazı stratejik kazanımlar elde edildi. Anlaşma maddeleri incelendiğinde Osmanlı Devleti’nin ciddi kayıp yaşamadığı, aksine diplomatik kazanım sağladığı görülüyor.

Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina İddiası Nasıl Ortaya Çıktı?

Asıl tartışma ise tam bu noktada başladı. İstanbul’a dönüşün ardından saray çevresinde Baltacı Mehmet Paşa hakkında dedikodular yayılmaya başladı. İddiaya göre Paşa, Rus Çariçesi Katerina ile gizli bir görüşme gerçekleştirmiş ve bu nedenle Rus ordusunu tamamen imha etmekten vazgeçmişti.

Ancak bu anlatım, dönemin güvenilir Osmanlı kroniklerinde açık ve somut kanıtlarla desteklenmez. Aksine birçok tarihçi, bu hikâyenin sonradan üretildiği görüşünde birleşir. Özellikle saray içindeki iktidar mücadeleleri, başarının gölgelenmesine yol açtı.

Baltacı Mehmet Paşa’nın siyasi rakipleri, imzalanan Prut Antlaşması’nı yetersiz göstermek için kişisel ithamları gündeme taşıdı. Kadın üzerinden yürütülen bu iddia, kamuoyunda hızla yayıldı ve zamanla gerçekmiş gibi anlatılmaya başlandı.

Tarihteki İftiranın Gerçek Yüzü ve Saray Entrikaları

Tarihteki iftiranın gerçek yüzü incelendiğinde, olayın daha çok siyasi hesaplaşmalara dayandığı görülüyor. Osmanlı sarayında sadrazamlık makamı her zaman güç mücadelesinin odağında yer aldı. Başarı kadar başarısızlık da rakipler tarafından araçsallaştırılıyordu.

Prut Savaşı sonrası alınan barış kararı, bazı çevrelerce “kaçırılmış fırsat” olarak yorumlandı. Oysa askeri koşullar ve ordunun durumu dikkate alındığında, Baltacı Mehmet Paşa’nın tercihinin rasyonel bir diplomatik adım olduğu değerlendiriliyor. Uzun süren kuşatma, askerlerin moral ve disiplinini zorlamıştı. Yeni bir cephe riskinin doğması ihtimali de göz ardı edilmedi.

Katerina ile ilişki iddiası ise daha çok söylenti düzeyinde kaldı. O döneme ait resmi belgelerde ya da güvenilir tarih kayıtlarında bu görüşmeyi doğrulayan kesin bir kanıt bulunmuyor. Buna rağmen hikâye, edebi eserler ve popüler tarih anlatıları sayesinde geniş kitlelere ulaştı.

Baltacı Mehmet Paşa’nın Görevden Alınması ve Sonrası

Sarayda artan baskılar sonucunda Baltacı Mehmet Paşa görevden alındı ve sürgüne gönderildi. Bu gelişme, dedikoduların siyasi sonuç doğurduğunu gösteren en net örneklerden biri oldu. Prut Savaşı’nda askeri başarı elde etmiş bir sadrazamın kısa süre içinde gözden düşmesi, dönemin güç dengelerini açıkça ortaya koydu.

Osmanlı tarihine damga vuran bu olay, aynı zamanda bilgi kirliliğinin nasıl kalıcı hale geldiğini de gösteriyor. Yüzyıllar boyunca aktarılan Katerina hikâyesi, belgelerden çok söylentilere dayandı. Bu durum, tarih yazımında eleştirel bakışın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina Tartışması Neden Hâlâ Gündemde?

Bugün dahi Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina meselesi, popüler kültürde sıkça gündeme geliyor. Diziler, romanlar ve tarih programları bu efsaneyi yeniden üretmeye devam ediyor. Oysa akademik tarih çalışmaları, Prut Antlaşması’nın Osmanlı lehine sonuçlar içerdiğini ve kişisel ilişki iddialarının kanıtlanamadığını ortaya koyuyor.

1711 Prut Savaşı sonrasında ortaya atılan bu dedikodu, bir devlet adamının itibarını gölgelemekle kalmadı; Osmanlı siyasi tarihine dair algıyı da şekillendirdi. Tarihteki iftiranın gerçek yüzü incelendiğinde, olayın bir aşk hikâyesinden çok saray entrikalarının ürünü olduğu anlaşılıyor.

Baltacı Mehmet Paşa’nın adı, bugün hâlâ bu iddialarla birlikte anılsa da tarihsel veriler, kararın askeri ve diplomatik zorunluluklar çerçevesinde alındığını gösteriyor. Prut Seferi ve sonrasında yaşananlar, Osmanlı İmparatorluğu’nda güç mücadelesinin ne denli sert yaşandığını gözler önüne seriyor.