Gelişen teknolojiyle birlikte yapay zekanın iş dünyasına ve toplumsal yaşama entegrasyonu hız kesmeden devam ederken, küresel ekonominin en saygın isimlerinden kaygı verici tespitler gelmeye devam ediyor. 2024 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, yapay zekanın mevcut gelişim rotasının düzeltilmemesi halinde dünyayı iki kutuplu ve derin bir eşitsizlik barındıran yeni bir sınıfsal yapıya sürükleyeceği uyarısında bulundu.
"Teknolojiyi Durdurmak Değil, Doğru Yönlendirmek Şart"
Son dönemde özellikle Batı dünyasında siyasetçiler ve teknoloji eleştirmenleri tarafından yükseltilen "Yapay zeka çalışmalarına ara verilsin" veya "Gelişim durdurulsun" taleplerini değerlendiren Acemoğlu, bu yaklaşımın pratik bir karşılığı olmadığını vurguladı. ABD’li siyasetçi Bernie Sanders gibi isimlerin masaya getirdiği yapay zeka kaynaklı kârların işçilere dağıtılması fikrine de değinen ünlü iktisatçı, bu modelin de sürdürülebilir bir çözüm sunmadığı kanaatinde.
Sürecin durdurulması yerine kontrol mekanizmalarıyla doğru kanala sevk edilmesi gerektiğinin altını çizen Acemoğlu, mevcut otomasyon odaklı yaklaşımın devam etmesi durumunda işçi sınıfının sistemden tamamen eleneceği ve pay paylaşımı tartışmasının dahi anlamsızlaşacağı bir tablonun kaçınılmaz olacağını belirtti.
"Eşitsizlik Artarsa Toplumsal Doku Yıkılır"
Yapay zekanın ve otonom ajanların insan odaklı geliştirilmesi gerektiğini savunan Acemoğlu, mevcut yatırımların iş gücünü yok etmeye değil, aksine insan üretkenliğini desteklemeye yönlendirilmesinin şart olduğunu kaydetti. Şirketlerin ve politika yapıcıların kısa vadeli verimlilik hırsıyla hareket etmelerinin faturasının ağır olacağına dikkat çeken deneyimli akademisyen, "Eşitsizlik bu seviyelere ulaştığında toplumsal yapı yıkılmaya mahkumdur" diyerek durumun ciddiyetini özetledi.
Geleceğin İki Sınıfı: Teknolojiyi Yönetenler ve Dışarıda Kalanlar
Küresel ölçekte en büyük riskin sosyo-ekonomik uçurumun derinleşmesi olduğunu vurgulayan Acemoğlu, geleceğin olası iki sınıflı yapısını şu sözlerle tarif etti: Bir tarafta teknolojiyi geliştiren, kontrol eden ve sermayeyi elinde tutan dar bir kesim; diğer tarafta ise bu gücün tamamen dışında kalarak ekonomik ve sosyal olarak pasifize edilmiş geniş kitleler.
Bu tablonun soyut bir kehanet olmadığını, bilakis somut emarelerinin günümüzde dahi belirmeye başladığını ifade eden Acemoğlu, farklı gelir ve eğitim grupları arasındaki iletişimin ve kopukluğun hızla büyüdüğüne dikkat çekerek acil politika değişikliği çağrısında bulundu.