İstanbul’da etkili olan son yağışlar, aylardır endişeyle takip edilen baraj doluluk oranlarında belirgin bir artış sağladı. Kış aylarının başında kritik seviyelere kadar gerileyen su miktarı, şubat ayı itibarıyla yeniden yükselişe geçti. İSKİ tarafından paylaşılan güncel veriler, İstanbul’un su kaynaklarında kısmi bir rahatlamaya işaret ediyor. Ancak geçmiş yıllarla yapılan karşılaştırmalar, tabloya temkinli yaklaşılması gerektiğini gösteriyor.
İstanbul Baraj Doluluk Oranı Yüzde Kaç Oldu? İSKİ Güncel Verileri Açıkladı
İSKİ’nin resmi verilerine göre, İstanbul’daki barajların doluluk oranı 20 Şubat 2026 itibarıyla yüzde 42,09 seviyesine ulaştı. Kasım ve aralık aylarında yüzde 18’e kadar düşen doluluk oranı, son haftalarda etkili olan yağışlarla birlikte hızlı bir yükseliş kaydetti.
Bu artış, özellikle uzun süredir yağış bekleyen baraj havzaları açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, mevcut seviyenin kısa vadede rahatlatıcı olsa da uzun vadeli su güvenliği için yeterli olmadığını vurguluyor.
Son Yağışlar İstanbul Barajlarını Nasıl Etkiledi?
Şubat ayı boyunca etkili olan yağmur ve kar yağışları, İstanbul’un su kaynakları üzerinde doğrudan etkili oldu. Baraj havzalarına düşen yağış miktarının artmasıyla birlikte, doluluk oranlarında gözle görülür bir toparlanma yaşandı.
İSKİ yetkilileri, özellikle son haftalardaki düzenli yağışların barajlardaki artışta belirleyici rol oynadığını belirtiyor. Alibey Barajı başta olmak üzere bazı barajlarda doluluk oranlarının daha hızlı yükseldiği ifade ediliyor.
Buna rağmen uzmanlar, birkaç haftalık yağışın tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekiyor.
Geçmiş Yıllarla Karşılaştırıldığında İstanbul’un Su Durumu Ne Aşamada?
Mevcut doluluk oranı, geçmiş yıllarla kıyaslandığında hâlâ düşük seviyede bulunuyor. Geçtiğimiz yıl 20 Şubat tarihinde İstanbul barajlarındaki doluluk oranı yaklaşık yüzde 69 seviyesindeydi. 2024 yılında ise bu oran yüzde 76 civarında ölçülmüştü.
Bu veriler, 2026 yılında ulaşılan yüzde 42,09’luk seviyenin geçmiş yıllara göre belirgin biçimde geride kaldığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, iklim değişikliği ve düzensiz yağış rejiminin bu farkta etkili olduğunu belirtiyor.
İstanbul’un Su İhtiyacı Hangi Kaynaklardan Karşılanıyor?
İstanbul’un içme suyu ihtiyacı yalnızca barajlardan sağlanmıyor. İSKİ verilerine göre yılbaşından bu yana Melen Regülatörü’nden yaklaşık 99 milyon metreküp, Yeşilçay’dan ise 44 milyon metreküp su temin edildi.
Bu dış kaynaklar, özellikle baraj doluluk oranlarının düştüğü dönemlerde İstanbul için hayati önem taşıyor. Uzmanlar, alternatif su kaynaklarının etkin kullanımının, su arz güvenliğini sağlamada kritik rol oynadığını ifade ediyor.
İSKİ Yetkililerinden Su Tasarrufu Uyarısı
İSKİ yetkilileri, baraj doluluk oranlarındaki artışa rağmen su tasarrufunun önemini bir kez daha hatırlattı. Yapılan açıklamalarda, mevcut seviyenin sevindirici olduğu ancak rehavete kapılmamak gerektiği vurgulandı.
Yetkililer, bireysel su tüketiminde tasarruf alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasının, barajlardaki su seviyelerinin korunması açısından hayati öneme sahip olduğunu belirtiyor. Özellikle yaz aylarında artan tüketim göz önünde bulundurulduğunda, bugünden alınacak önlemlerin belirleyici olacağı ifade ediliyor.
İstanbul’da Su Yönetimi Neden Kritik Hale Geldi?
İstanbul’un artan nüfusu ve değişen iklim koşulları, su yönetimini her geçen yıl daha önemli hale getiriyor. Yağışların düzensizleşmesi ve bazı dönemlerde uzun süreli kuraklık yaşanması, barajlardaki doluluk oranlarını doğrudan etkiliyor.
Uzmanlara göre, yalnızca yağışlara bağlı bir su yönetimi modeli yeterli değil. Alternatif kaynakların geliştirilmesi, altyapı yatırımları ve toplum genelinde su tasarrufu bilincinin artırılması gerekiyor.
Önümüzdeki Günlerde Baraj Doluluk Oranları Artmaya Devam Eder mi?
Meteoroloji tahminlerine göre önümüzdeki günlerde İstanbul’da yağışların aralıklarla devam etmesi bekleniyor. Bu durum, baraj doluluk oranlarının bir miktar daha artabileceğine işaret ediyor.
Ancak uzmanlar, kısa süreli artışların kalıcı bir çözüm anlamına gelmediğini belirtiyor. Baraj seviyelerinin güvenli düzeylere ulaşması için uzun vadeli ve düzenli yağışların yanı sıra sürdürülebilir su politikalarının uygulanması gerektiği ifade ediliyor.