ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna açıklanan Epstein dosyaları, bu kez İslam dünyasını derinden sarsan bir ayrıntıyla gündeme geldi. Dosyalarda yer alan fotoğraf ve e-posta yazışmaları, Kabe’nin kutsal örtüsü Kiswa’nın hüküm giymiş cinsel istismarcı Jeffrey Epstein’a gönderildiğini ve lüks bir malikânede yere halı gibi serildiğini ortaya koydu. ABD Adalet Bakanlığı kayıtlarında yer alan bu detaylar, hem sevkiyat sürecini hem de olayın perde arkasını yeniden tartışmaya açtı.
Epstein dosyalarında Kabe örtüsü Kiswa detayı nasıl ortaya çıktı?
Ocak 2026’da ABD Adalet Bakanlığı (DOJ) tarafından yayımlanan yaklaşık üç milyon sayfalık Epstein dosyaları arasında yer alan bir e-posta eki, olayın merkezinde bulunuyor. Belgelerde yer alan fotoğrafta, siyah zemin üzerine altın işlemeli Arap kaligrafisiyle bezeli bir kumaşın lüks bir malikânenin zeminine serildiği görülüyor. Kumaşın, Kabe’yi örten kutsal örtü Kiswa ile birebir örtüşmesi dikkat çekti.
Fotoğrafta Jeffrey Epstein’ın, kimliği henüz belirlenemeyen bir erkekle birlikte Kiswa’nın önünde ayakta durduğu görülüyor. Bu görüntü, kutsal kabul edilen bir emanetin hangi koşullarda ve ne amaçla kullanıldığına dair ciddi soru işaretleri doğurdu.
Jeffrey Epstein’a gönderilen Kiswa ne zaman sevk edildi?
Epstein dosyalarında yer alan yazışmalar, Kiswa sevkiyatının resmi olarak Şubat–Mart 2017 döneminde gerçekleştiğini gösteriyor. Buna karşın dosyalarda bulunan fotoğrafın e-postasının tarihi Mayıs 2014 olarak kayıtlı. Bu tarih farkı, iki olasılığı gündeme getiriyor: Ya Jeffrey Epstein’a 2014 yılı civarında belgelenmemiş başka bir Kiswa parçası ulaştırıldı ya da fotoğraf, Epstein’ın mülkünde değil, e-postayı gönderen ve kimliği gizlenen başka bir kişiye ait bir mekânda çekildi.
Bu çelişki, Epstein dosyalarının en dikkat çekici ve henüz netlik kazanmayan başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Kabe örtüsü Kiswa ABD’ye nasıl sokuldu?
ABD Adalet Bakanlığı belgelerine göre sevkiyat süreci ayrıntılı biçimde kayıt altına alındı. Kiswa’nın üç ayrı parçasının Suudi Arabistan’dan çıkarıldığı belirtiliyor. Bu parçaların biri Kabe’nin iç örtüsünden, biri milyonlarca hacının dokunduğu dış örtüden, diğeri ise hiç kullanılmamış yedek bir parçadan oluşuyor.
Sevkiyatın, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli iş kadını Aziza al-Ahmadi ile Suudi Arabistan’daki bağlantısı Abdullah al-Maari tarafından organize edildiği kayıtlara geçti. British Airways kargo aracılığıyla Londra aktarmalı olarak Miami’ye gönderilen Kiswa parçaları, gümrük işlemlerinde “sanat eseri” olarak beyan edildi. Belgelerde fatura bedelinin yaklaşık 11 bin dolar olarak gösterildiği, ABD tarafındaki lojistiğin ise Jeffrey Epstein’ın asistanı Daphne Wallace tarafından koordine edildiği bilgisi yer alıyor.
Epstein dosyalarındaki e-postalar neyi ortaya koyuyor?
Dosyalarda bulunan 22 Mart 2017 tarihli bir e-postada Aziza al-Ahmadi’nin Jeffrey Epstein’a yazdığı ifadeler dikkat çekiyor. Al-Ahmadi, mesajında Kiswa’nın kutsallığını vurgulayarak, bu kumaşa milyonlarca Müslümanın dokunduğunu, dualarını ve umutlarını bıraktığını belirtiyor. Bu satırlar, kutsal olduğu özellikle vurgulanan bir örtünün Epstein’ın özel mülkünde yere serilmesinin yarattığı tepkiyi daha da artırıyor.
Fotoğraftaki kişi kim, mekân neresi?
Epstein dosyalarında yer alan fotoğrafta Jeffrey Epstein’ın yanında duran erkeğin kimliği henüz netleşmiş değil. İlk iddialarda ismin eski İsrail Başbakanı Ehud Barak olabileceği öne sürüldü. Ancak fiziksel özelliklerin Barak ile uyuşmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldı. Sosyal medyada ve bazı analizlerde, kişinin BAE’li üst düzey bir yetkili olabileceği iddia ediliyor. Sevkiyatta adı geçen Abdullah al-Maari de ihtimaller arasında yer alsa da bu konuda doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
Fotoğrafın çekildiği mekân konusunda da belirsizlik sürüyor. Görüntüler, Epstein’ın New York Manhattan’daki yedi katlı malikânesiyle benzerlik gösterse de, sevkiyatın Miami adresine yapılmış olması Palm Beach veya ABD Virgin Adaları’ndaki Little St. James mülklerini de olası kılıyor.
ABD Adalet Bakanlığı sonrası tepkiler ve sessizlik
Epstein dosyalarında yer alan bu çarpıcı detaylara rağmen, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri yönetimlerinden konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Kabe’nin kutsal örtüsü Kiswa’nın Jeffrey Epstein ile ilişkilendirilmesi, uluslararası kamuoyunda ve özellikle İslam dünyasında büyük bir infiale yol açtı.
ABD Adalet Bakanlığı belgeleri, olayın yalnızca bireysel bir skandal değil, aynı zamanda kutsal değerlere yönelik ciddi bir saygısızlık iddiası olarak değerlendirilmesine neden oldu. Dosyalardaki yeni ayrıntılar, Epstein soruşturmasının etkilerinin yıllar sonra bile devam ettiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.