Yaz aylarının gelmesiyle birlikte doğa yürüyüşleri, piknikler ve kırsal alan ziyaretleri artarken, kene vakaları da yeniden gündeme geldi. Özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ciddi hastalıklarla ilişkilendirilen keneler hakkında doğru bilinen yanlışlar, riskin büyümesine neden olabiliyor. En çok merak edilen soruların başında ise “Keneler uçar mı, zıplar mı?” ve “Keneler nasıl ısırır?” geliyor. Uzmanlar, bu parazitlerle ilgili doğru bilgilerin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Keneler uçar mı, zıplar mı?
Kenelerle ilgili toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, bu canlıların uçabildiği ya da zıplayabildiğidir. Bilimsel olarak kenelerin ne uçma ne de zıplama yeteneği bulunur. Kenelerin kanatları yoktur ve kas yapıları zıplamaya uygun değildir. Buna rağmen birçok kişi, kenelerin uzaktan üzerine atladığını düşünür.
Gerçekte keneler, “bekle-gör” yöntemiyle hareket eder. Uzun otların, çalıların, yaprakların ya da çimenlerin ucuna tutunarak bir canlıyı beklerler. İnsan ya da hayvan bu bitkilere temas ettiğinde, kene doğrudan vücuda geçer. Bu nedenle kene temasının ani ve fark edilmeden gerçekleşmesi, uçtukları ya da zıpladıkları algısını oluşturur.
Keneler nasıl ısırır?
Keneler ısırmaz, aslında “tutunur”. Ağız yapıları, deriye sağlam şekilde tutunmaya ve kan emmeye uygundur. Vücuda tutunduktan sonra genellikle acı ya da kaşıntı hissi oluşturmazlar. Bu da kenenin uzun süre fark edilmeden kalmasına yol açabilir.
Kene, deriye tutunduktan sonra kan emmeye başlar ve bu süreç saatler, hatta günler sürebilir. Bu sırada bazı keneler, taşıdıkları virüs ya da bakterileri insan vücuduna aktarabilir. Özellikle KKKA gibi hastalıkların bulaşma riski, kenenin vücutta kalma süresi uzadıkça artar. Bu nedenle erken fark edilmesi ve doğru şekilde çıkarılması büyük önem taşır.
Keneler nerelerde bulunur?
Keneler belirli bölgelerde yoğunlaşsa da aslında doğanın birçok alanında görülebilir. Özellikle nemli ve bitki örtüsünün yoğun olduğu yerler, keneler için ideal yaşam alanlarıdır. En sık rastlanan bölgeler şunlardır:
Biçilmemiş uzun çimenler
Çalılıklar ve fundalık alanlar
Ormanlık bölgeler
Ağaç altlarında biriken yapraklar
Tarla, bağ ve bahçeler
Meralar ve hayvan barınakları
Parklar ve yol kenarındaki yeşil alanlar
Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, kırsalda yaşayanlar ve doğa sporlarıyla ilgilenenler daha yüksek risk grubunda yer alır. Ancak şehir içindeki parklar ve yeşil alanlar da tamamen risksiz değildir.
Kene ısırığı neden tehlikelidir?
Her kene hastalık taşımaz; ancak bazı türler ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Türkiye’de en çok bilinen risk, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’dir. Bunun dışında Lyme hastalığı gibi farklı enfeksiyonlar da kene yoluyla bulaşabilir.
Hastalık riski, kenenin türüne, taşıdığı mikroorganizmaya ve vücutta kalma süresine bağlıdır. Bu nedenle kene fark edildiğinde panik yapılmadan, en kısa sürede doğru yöntemle çıkarılması gerekir. Yanlış müdahaleler, hastalık bulaşma riskini artırabilir.
Kene ısırığından nasıl korunulur?
Kene ile teması tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da alınacak basit önlemler riski ciddi oranda azaltır. Uzmanların önerdiği korunma yöntemleri şunlardır:
Açık renkli kıyafetler tercih edin, böylece keneyi daha kolay fark edebilirsiniz.
Uzun kollu giysiler ve uzun pantolon giyin.
Pantolon paçalarını çorap içine sokarak kenenin deriye ulaşmasını zorlaştırın.
Doğa yürüyüşlerinde kapalı ayakkabı kullanın.
Kene kovucu spreylerden faydalanın.
Açık alandan döndükten sonra mutlaka vücut kontrolü yapın.
Kulak arkası, koltuk altı, diz arkası ve saç diplerini özellikle kontrol edin.
Evcil hayvanları düzenli olarak kontrol edin.
Çocuklar, yaşlılar ve kırsalda çalışanlar için bu kontrollerin daha dikkatli yapılması öneriliyor.
Kene fark edilirse ne yapılmalı?
Vücuda tutunmuş bir kene fark edildiğinde, üzerine kolonya, alkol ya da kimyasal madde dökülmemelidir. Bu tür uygulamalar kenenin kusmasına ve hastalık etkenlerini vücuda bırakmasına neden olabilir. En doğru yöntem, kenenin uygun bir cımbızla, ezmeden ve döndürmeden çıkarılmasıdır. Çıkarma işlemi sonrası bölge antiseptik ile temizlenmeli ve kişi kendini birkaç hafta boyunca takip etmelidir.