İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, ABD'nin arabuluculuğunda Beyrut yönetimiyle imzalanan çerçeve anlaşmasına rağmen, Güney Lübnan’daki askeri kontrolün sona ermeyeceğine dair net mesajlar verdi. Saar, bölgedeki işgalin ve askeri operasyonların durmasının tek şartının "Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılması" olduğunu vurguladı.
İsrail Dışişleri Bakanı Saar, resmi temaslar kapsamında ülkeyi ziyaret eden Güney Sudan Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı James Pitia Morgan ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.
"Güvenlik Olmadan Barış Olmaz"
Cuma günü yürürlüğe giren çerçeve anlaşmasını "barış arzusunun bir göstergesi" olarak nitelendiren Saar, kalıcı istikrar için askeri baskının sürmesi gerektiğini savundu. Sınır güvenliğinin tavizsiz bir öncelik olduğunu belirten Saar, şu ifadeleri kullandı:
"Sürdürülebilir bir barış ancak mutlak güvenlik temeli üzerine inşa edilebilir. Kuzey sınırımızdaki güvenliğin tek yolu ise Hizbullah’ın silah varlığının sonlandırılmasıdır. Bu durum yalnızca İsrail’in değil, Lübnan’ın da egemenliği için ortak bir çıkardır."
İran ve Hizbullah'ın hamleleriyle Lübnan'ın egemenlik haklarını çiğnediğini öne süren Saar, ateşkes sürecine rağmen İsrail ordusunun Güney Lübnan’daki varlığını koruyacağını ve tehdit unsurlarına karşı operasyonların devam edeceğini belirtti.
İsrail Kabinesinden Tartışmalı 1915 Kararı
Basın toplantısının ardından yazılı bir açıklama daha yapan Bakan Saar, İsrail hükümetinin Ermenilerin 1915 olaylarına ilişkin iddialarını oybirliğiyle "soykırım" olarak tanıma kararı aldığını duyurdu.
Kararın ahlaki bir sorumluluk olduğunu savunan Saar, "Bu adımı atmak, Yahudi halkının devleti olarak bizim tarihi ve insani görevimizdir" değerlendirmesinde bulundu. Saar ayrıca, taslak karara tam destek veren Başbakan Binyamin Netanyahu ve kabine üyelerine teşekkür etti. Bu kararın, bölgedeki diplomatik dengeleri nasıl etkileyeceği ise merak konusu.
Güney Sudan’dan Tel Aviv’in Afrika Stratejisine Tam Destek
Toplantıda söz alan Güney Sudan Dışişleri Bakanı James Pitia Morgan, Juba yönetiminin İsrail ile olan stratejik ortaklığına sadık olduğunu ve Tel Aviv'in Afrika kıtasındaki diplomatik açılımlarını desteklediklerini belirtti. İsrail'in Afrika Birliği'nde (AfB) yeniden "gözlemci üye" statüsü kazanması için yoğun bir kulis faaliyeti yürüteceklerini açıklayan Morgan, diğer Afrika ülkeleriyle de bu doğrultuda yapıcı temaslar kuracaklarını ifade etti.
İsrail’in teknolojik ve kurumsal birikiminden övgüyle bahseden konuk bakan, "İsrail coğrafi açıdan küçük bir ülke olabilir ancak sahip olduğu bilgi ve tecrübe çok büyük. Biz bu iş birliğini halkımız için bir kazanım olarak görüyoruz" dedi.
Afrika Birliği’nde Statü Krizi
İsrail, Temmuz 2021’de yaptığı açıklamayla 2002 yılından sonra ilk kez Afrika Birliği’ne gözlemci üye olarak kabul edildiğini duyurmuş, ancak birlik yönetimi bu üyeliğin henüz resmiyet kazanmadığını açıklayarak kararı askıya almıştı. Afrika Birliği Örgütü’nün (OAU) 2002'de yeniden yapılanarak AfB adını almasının ardından İsrail, kıta üzerindeki bu kurumsal statüsünü kaybetmişti. Güney Sudan'ın desteği, Tel Aviv’in kıtadaki diplomatik geri dönüş çabaları açısından kritik bir eşik olarak görülüyor.