Dünya siyasetinin ve ekonomisinin arka planındaki en güçlü figürlerden biri olan Miriam Adelson, sadece bir milyarder değil, aynı zamanda küresel politikaları etkileyebilecek finansal güce sahip bir stratejisttir. Modern tarihin en büyük bireysel bağışçılarından biri olarak kabul edilen Adelson, tıp doktorluğuyla başlayan kariyerini bugün devasa bir kumarhane imparatorluğunun başında sürdürmektedir.
Miriam Adelson Kimdir, Aslen Nereli, Kaç Yaşında ve Tıp Eğitimi Nedir?
Miriam Adelson, 1945 yılında İngiliz Mandası altındaki Tel Aviv’de dünyaya gelmiştir. Aslen Polonya Yahudisi bir aileden gelen Adelson’un anne ve babası, Holokost dehşetinden kaçarak o zamanki Filistin topraklarına yerleşmiştir. Gençlik yıllarından itibaren akademik başarılarıyla dikkat çeken Miriam, tıp doktoru olma hedefiyle Tel Aviv Üniversitesi’ne girmiş ve buradan başarıyla mezun olmuştur. İç hastalıkları konusunda uzmanlaşan Adelson, kariyerinin ilerleyen yıllarında uyuşturucu bağımlılığı ve rehabilitasyonu üzerine odaklanmış, bu alanda bilimsel çalışmalar yürütmüştür. Bugün 80’li yaşlarına merdiven dayamış olan Adelson, sadece bir mirasçı değil, aynı zamanda akademik derinliği olan bir figürdür.
Miriam Adelson Serveti Ne Kadar, Parasının Kaynağı Nedir ve Las Vegas Sands Şirketi Kimin?
Miriam Adelson’un servetinin ana kaynağı, 2021 yılında hayatını kaybeden eşi Sheldon Adelson’dan kalan miras ve Las Vegas Sands şirketindeki hisseleridir. Las Vegas’tan Makao’ya kadar uzanan devasa bir kumarhane ve otel zinciri olan Sands, Adelson ailesini dünyanın en zenginleri listesine taşımıştır. 2026 yılı güncel verilerine göre Miriam Adelson’un net servetinin 30 ila 35 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bu servet onu sadece ABD’nin değil, dünyanın en zengin kadınları arasında ilk sıralara yerleştirmektedir. Ayrıca, geçtiğimiz yıllarda NBA’in köklü takımlarından Dallas Mavericks’in çoğunluk hisselerini satın alarak spor dünyasında da büyük bir finansal hamle yapmıştır.
Donald Trump İle İlişkisi Nedir, Ne Kadar Bağış Yaptı ve Özgürlük Madalyasını Neden Aldı?
Miriam Adelson ismi, ABD siyasetinde özellikle Cumhuriyetçi Parti ve Donald Trump ile olan yakınlığıyla bilinir. Adelson, Amerikan siyasi tarihinin en büyük bireysel bağışçısı ünvanına sahiptir. Özellikle 2024 başkanlık seçimleri sürecinde Donald Trump’ı destekleyen süper PAC’lara (Siyasi Aksiyon Komiteleri) 100 milyon doları aşan devasa bir bağış yapmıştır. Trump’a olan bu sadakati ve Cumhuriyetçi politikalara sağladığı finansman, karşılıksız kalmamıştır. 2018 yılında Trump tarafından, ABD’nin sivillere verdiği en yüksek onur olan "Başkanlık Özgürlük Madalyası" ile ödüllendirilmiştir. Bu ödül, Adelson’un hem hayırseverlik çalışmaları hem de Amerikan-İsrail ilişkilerine katkısı gerekçesiyle verilmiştir.
İsrail Siyasetindeki Etkisi, Binyamin Netanyahu Dostluğu ve Israel Hayom Gazetesi
Miriam Adelson, sadece bir yatırımcı değil, aynı zamanda ideolojik bir figürdür. İsrail siyasetinin sağ kanadında, özellikle Başbakan Binyamin Netanyahu üzerinde büyük bir nüfuzu vardır. Sahibi olduğu ve İsrail’in en yüksek tirajlı ücretsiz gazetesi olan Israel Hayom, yıllardır Netanyahu hükümetinin "gayriresmi sözcüsü" olarak nitelendirilmektedir. Gazetenin yayın politikası, Adelson’un Siyonist görüşleri doğrultusunda şekillenmektedir. İsrail içindeki sağcı politikaları destekleyen Adelson, Batı Şeria’daki yerleşim birimlerinin genişletilmesi gibi tartışmalı konularda da en büyük finansörlerden biridir.
ABD Dış Politikası Nasıl Etkilendi, Kudüs Büyükelçiliği ve Batı Şeria İlhak Planı
Adelson ailesinin Trump yönetimi üzerindeki en somut etkisi, ABD’nin Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararıdır. Bu karar, on yıllardır süregelen Amerikan dış politikasının kökten değişmesi anlamına geliyordu ve Adelson’un bu değişim için milyarlarca dolarlık bağış gücünü kullandığı iddia edilmektedir. Miriam Adelson’un ana hedefinin, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki egemenliğini tam olarak sağlaması ve bölgenin ilhak edilmesi (annexation) olduğu bilinmektedir. Washington ve Kudüs arasındaki bu "altın köprü", Ortadoğu dengelerini kalıcı olarak değiştirmiştir.
Bağımlılık Tedavisi Kliniklerinden Yad Vashem Bağışlarına Hayırseverlik Çalışmaları
Tıp doktoru kimliğini hiçbir zaman terk etmeyen Miriam Adelson, hayırseverlik çalışmalarında sağlık ve Yahudi kimliği konularına ağırlık vermektedir. Kendi adını taşıyan Miriam ve Sheldon G. Adelson Araştırma ve Tedavi Klinikleri, Las Vegas ve Tel Aviv’de uyuşturucu bağımlılarına hizmet vermektedir. Bunun yanı sıra, Yahudi gençlerin köklerini keşfetmesi için düzenlenen Birthright Israel programına ve Holokost anma merkezi Yad Vashem’e yüz milyonlarca dolarlık bağışta bulunmuştur. Onun için hayırseverlik, ideolojik ve dini bir görevin parçasıdır.
Siyonist Milyarder Tanımı ve Yahudi Düşmanlığı İle Mücadele Vizyonu
Adelson, kendini "sadık bir Siyonist" olarak tanımlamaktan asla çekinmez. Ona göre İsrail’in bekası, Amerika’nın güvenliğiyle eşdeğerdir. Bu doğrultuda, özellikle ABD üniversitelerinde yükselen Filistin yanlısı hareketleri ve İsrail’i boykot (BDS) kampanyalarını "yeni nesil Yahudi düşmanlığı" olarak görür. Bu hareketlere karşı kampüslerde mücadele eden Maccabee Task Force gibi kuruluşları finanse ederek, akademik ve kültürel alanda İsrail lehine bir koruma kalkanı oluşturmaya çalışır.
Güncel Tartışmalar, Netanyahu Yolsuzluk Davası
Son dönemde Miriam Adelson, hem ABD hem de İsrail’de sert eleştirilerin hedefindedir. İsrail’de Netanyahu’nun yargılandığı yolsuzluk davalarında "tanık" sıfatıyla ifade vermesi, siyaset ve sermaye arasındaki kirli ilişkiler tartışmasını alevlendirmiştir. ABD’de ise, paranın seçim sonuçlarını ve dolayısıyla dış politikayı bu denli manipüle etmesi, "demokrasinin satın alınması" eleştirilerini beraberinde getirmektedir. Adelson ise tüm bu eleştirilere, inandığı değerler uğruna servetini harcamaya devam edeceği mesajıyla yanıt vermektedir.
Miriam Adelson’un hayat hikayesi, bir göçmen ailesinin kızından, küresel bir oyun kurucuya dönüşen kadının portresidir. Onun attığı her finansal adım, bugün sadece borsaları değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun sınırlarını ve Washington’un siyasi koridorlarını da derinden etkilemeye devam ediyor.
Ayşe Barım ve Gezi Parkı davası ile ilgili olarak ise yargı süreci devam etmekte olup, sanıklar hakkındaki kararlar üst mahkemelerin incelemesi altındadır. Gezi davasındaki tutukluluk halleri ve verilen hapis cezaları, Türkiye'nin hukuk gündeminde güncelliğini korumaktadır.