Türkiye’nin en önemli kültürel hazinelerinden biri olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Nemrut Dağı Tümülüsü, tarihinin en geniş kapsamlı koruma projesine ev sahipliği yapıyor. Doğu ve Batı medeniyetlerinin kesişim noktasında yükselen Kommagene Krallığı’na ait anıtsal heykeller, zorlu iklim şartlarına ve zamanın yıpratıcı etkilerine karşı ileri bilimsel yöntemlerle dirençli hale getiriliyor.
2025 yılında startı verilen ve belirlenen yol haritası dâhilinde kararlılıkla sürdürülen çalışmalar, bölgedeki tarihi eserlerin özgün yapısını bozmadan gelecek asırlara aktarılmasını amaçlıyor.
Nanofiziksel Dokunuşla Taşların Dokusu Güçlendiriliyor

Bölgede yürütülen restorasyon ve konservasyon süreçlerinde klasik yöntemlerin ötesine geçilerek modern arkeometri ve nanoteknoloji imkânlarından faydalanılıyor. İklim koşulları nedeniyle taş yüzeylerinde oluşan mikroskobik çatlaklar ve doku kayıpları, özel olarak geliştirilen kireç bağlayıcılı harçlarla titizlikle dolduruluyor.
Bu işlem, taşın iç yapısına su nüfuz etmesini engelleyerek kış aylarındaki donma-çözülme döngüsünün yarattığı tahribatın önüne geçiyor. Uygulanan nanoteknolojik çözeltiler ise eserlerin dış görünümünde, renginde veya dokusunda hiçbir yapay değişim oluşturmaksızın taşın structural (yapısal) bütünlüğünü artırıyor.

5 Yıllık Dev Program Uzman Ekiplere Emanet
Nemrut Dağı’nda ilk kez bu denli geniş bir ölçekte gerçekleştirilen koruma hamlesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Gaziantep Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü’nün uzman personeli tarafından yürütülüyor. Beş yıllık bir kapsama sahip olan ilk etap çalışmaları boyunca, alandaki her bir anıt detaylı analizlerden geçirilerek bireysel korumatik müdahalelere tabi tutuluyor.

Eserlerin binlerce yıllık tarihsel yaşanmışlığını ve özgün estetiğini bozmadan sürdürülen bu titiz çalışma, insanlığın ortak mirası kabul edilen Nemrut Dağı’nı zamana karşı çok daha güçlü kılmayı hedefliyor.