Türkiye'nin demografik geleceğini masaya yatıran "Demografik Gelecek Zirvesi ’26" kapsamında düzenlenen çalıştayda, 1,48’e gerileyen doğurganlık hızı için radikal çözüm önerileri sunuldu.
İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde başlayan "Türkiye’de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele" çalıştayı, ülkenin karşı karşıya olduğu varoluşsal tehlikeyi gözler önüne serdi. Malatya Valisi Seddar Yavuz, üniversite rektörleri, akademisyenler ve politika yapıcıların katıldığı zirvede, nüfusun yenilenme eşiğinin altına düşmesi "milli bir mesele" olarak tanımlandı.
Demografik kriz kapıda
Açılış konuşmasında Türkiye’nin nüfus yapısındaki kritik değişime dikkat çeken İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, 2,1 olması gereken yenilenme eşiğinin 1,48 seviyesine gerilediğini hatırlattı. Akpolat, genç nüfus avantajının kaybedilme riskiyle karşı karşıya olunduğunu belirterek, bu sürecin bir felaket senaryosu olduğunu ve artık seyirci kalma lükslerinin bulunmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Karabay ise çözümün anahtarının aile kurumunu güçlendirmekten geçtiğini ifade etti. 2026-2035 döneminin "Aile ve Nüfus 10 yılı" olarak ilan edildiğini hatırlatan Karabay, çalıştaydan çıkacak sonuçların en üst düzeyde takip edileceğinin altını çizdi.
Radikal çözüm önerileri masada
Malatya Valisi Seddar Yavuz, sorunun sadece istatistiksel değil, yapısal bir kriz olduğunu savunarak somut öneriler getirdi. Özellikle çalışan ebeveynlerin desteklenmesi gerektiğini belirten Vali Yavuz, "0-3 yaş grubu için kreş sisteminin acilen yaygınlaştırılması şart. Ayrıca çalışan annelere 3 ila 5 yıl arasında devlet destekli ücretli izin verilmesi gibi radikal adımlar atılmadığı sürece, eğitimli kesimin çocuk sahibi olmasını teşvik edemeyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Çok disiplinli çözüm arayışı
Programın devamında, Türkiye’nin demografik dönüşümü, doğurganlık düşüşünün sosyolojik nedenleri ve bu durumun sağlık ile ekonomi üzerindeki muhtemel etkileri üç ayrı oturumda derinlemesine incelendi. TÜİK verilerinden biyolojik faktörlere, çalışma hayatındaki uyumsuzluklardan göç ve kentleşme baskısına kadar pek çok başlık, alanında uzman akademisyenler tarafından ele alındı.
Sponsorlara plaket takdimiyle başlayan ve 30 Nisan’a kadar sürecek olan zirve, Türkiye’nin gelecekteki nüfus politikalarına yön verecek kapsamlı bir yol haritası oluşturmayı hedefliyor. Zirve boyunca tıp, sosyoloji ve ekonomi dünyasından gelen uzmanlar, çok disiplinli bir yaklaşımla risklere karşı alınabilecek önlemleri tartışmaya devam edecek.