Yeni Birlik Gazetesi Genel Nükleer Silahlar Artık Eskisi Kadar Korkutmuyor

Nükleer Silahlar Artık Eskisi Kadar Korkutmuyor

Nükleer silahların caydırıcılığı, günümüzdeki çatışmalarla birlikte azalıyor. Nükleer olmayan devletler, bu silahlara sahip olanlara karşı daha cesur davranmaya başlarken, nükleer silah kullanımı ise pratik ve politik engellerle sınırlı kalıyor. Geleneksel askeri yeteneklerin geliştirilmesi önem kazanıyor.

MUHABİR: Lerzan Özder

Nükleer Silahların Korkutuculuğu Azaldı

Nükleer silahlar uzun süre en güçlü caydırıcı olarak görüldü. Ancak son yıllardaki çatışmalar, özellikle Ukrayna ve Orta Doğu’daki örnekler, nükleer caydırıcılığın eskisi kadar etkili olmadığını gösteriyor. Özellikle nükleer silahı olmayan devletlerin, nükleer silahlı devletlere karşı cesaretle hareket etmeye başlaması dikkat çekiyor.

Caydırıcılık Sınırları Aşılabiliyor

Rusya gibi devasa nükleer cephaneliğe sahip ülkeler, Ukrayna tarafından doğrudan saldırılara maruz kalabiliyor. Benzer şekilde İran’ın, nükleer silahlı İsrail’e karşı saldırılar düzenlemesi, nükleer silahların herkesi tamamen koruyamadığını ortaya koyuyor.

Nükleer Silah Kullanımının Pratik Zorlukları

Nükleer silahlar büyük yıkım ve radyasyon riski taşır; bu da askeri hedeflerin ele geçirilmesini zorlaştırır. Ayrıca uluslararası toplumun tepkisi ve ekonomik-siyasi yaptırımlar, nükleer silah kullanımı önündeki büyük engellerdir.

Nükleer Olmayan Devletlerin Cesareti

Nükleer olmayan devletler, nükleer silahlı devletlerin kullanabileceği sınırlamalar ve riskler nedeniyle daha agresif davranabiliyor. Çünkü nükleer silahların gerçek bir varoluş tehdidi oluşturmadığı durumlarda, karşı tarafın karşılık verme ihtimali azalıyor.

Nükleer Güçler Arasında Temkinlilik

Nükleer silahlı devletler arasındaki ilişkilerde büyük bir temkinlilik hakimdir. Çünkü karşılıklı yıkım riski, doğrudan askeri çatışmaları engeller. Bu yüzden büyük güçler arası çatışmalar genellikle tehdit ve diplomasi sınırları içinde kalır.

Sonuç: Nükleer Caydırıcılık Tek Başına Yetmiyor

Nükleer silahlar, nükleer güçler arasındaki büyük çaplı savaşları önlese de, nükleer olmayan devletlerin sınırlı hedeflerine karşı tam caydırıcılık sağlayamıyor. Bu nedenle nükleer güçlerin geleneksel askeri yeteneklerini de geliştirmeleri gerekiyor.