Türkiye akademi dünyası, feminist iktisat ve kalkınma ekonomisi alanında derin izler bırakan Prof. Dr. Şemsa Özar’ın vefatıyla sarsıldı. Kadın emeği, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal politikalar üzerine yürüttüğü öncü çalışmalarla tanınan Özar’ın ölüm haberi, hem bilim çevrelerinde hem de sivil toplumda büyük üzüntü yarattı. “Prof. Dr. Şemsa Özar kimdir, neden öldü, kaç yaşında hayatını kaybetti?” soruları kamuoyunda yoğun şekilde araştırılmaya başlandı. İşte Şemsa Özar’ın yaşamı, akademik yolculuğu ve ardında bıraktığı güçlü miras…
Prof. Dr. Şemsa Özar neden öldü, kaç yaşında vefat etti?
Türkiye’nin önde gelen iktisatçılarından Prof. Dr. Şemsa Özar, 3 Şubat 2026 tarihinde hayatını kaybetti. Ölüm nedenine ilişkin resmi makamlar tarafından detaylı bir açıklama paylaşılmazken, vefat haberi akademik camiada büyük bir kayıp olarak değerlendirildi.
Şemsa Özar’ın kaç yaşında öldüğüne dair bilgi, doğum tarihine ilişkin açık kaynak verileri doğrultusunda hesaplanmaktadır. Uzun yıllar boyunca akademiye ve toplumsal eşitlik mücadelesine adanmış bir ömrün ardından, Özar’ın vefatı bilim dünyasında derin bir boşluk yarattı.
Prof. Dr. Şemsa Özar kimdir?
Prof. Dr. Şemsa Özar, feminist iktisat kuramları, kalkınma ekonomisi ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında Türkiye’nin en saygın akademisyenleri arasında yer alıyordu. Özellikle kadın emeği, istihdam politikaları ve sosyal adalet konularında yürüttüğü çalışmalarla hem ulusal hem de uluslararası alanda tanındı.
Akademik kimliğinin yanı sıra saha çalışmaları ve danışmanlık faaliyetleriyle de bilinen Özar, bilginin yalnızca üniversite sınırlarında kalmaması gerektiğini savunan bir bilim insanı olarak öne çıktı.
Şemsa Özar’ın eğitimi ve akademik kariyeri
Şemsa Özar, yüksek lisans eğitimini 1978 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde tamamladı. Mesleki kariyerine Devlet İstatistik Enstitüsü bünyesinde başlayan Özar, burada edindiği deneyimin ardından Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nda görev aldı.
Akademik gelişimini uluslararası düzeye taşıyan Özar, 1990 yılında Viyana Ekonomi Üniversitesi’nden iktisat doktoru unvanını aldı. Aynı yıl Boğaziçi Üniversitesi’ne öğretim üyesi olarak dönen Prof. Dr. Şemsa Özar, bu üniversitedeki akademik görevini 2018 yılında emekli olana kadar aralıksız sürdürdü.
Boğaziçi Üniversitesi çatısı altında sayısız öğrenci yetiştiren Özar, eleştirel düşünceyi ve toplumsal sorumluluğu akademinin merkezine koyan bir yaklaşım benimsedi.
Kadın emeği ve toplumsal sorunlara adanmış bir akademik çizgi
Prof. Dr. Şemsa Özar’ın çalışmaları, toplumsal yapının en kırılgan alanlarına odaklandı. Özellikle;
- Kadın istihdamı
- Kadına yönelik şiddet
- Sosyal politikalar
- Enformel çalışma hayatı
- Zorunlu göç ve paramiliter yapılar
gibi konularda ürettiği akademik çalışmalar, Türkiye’de feminist iktisat literatürünün şekillenmesinde önemli rol oynadı. Çok sayıda makale ve kitaba imza atan Özar, teorik bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmeyi temel ilke olarak benimsedi.
Uluslararası alanda Türkiye’yi temsil etti
Şemsa Özar, akademik bilgisini uluslararası platformlara taşıyan isimler arasında yer aldı. Dissensus Araştırma ve Danışmanlık şirketinin kurucu ortaklarından biri olan Özar, burada saha temelli çalışmalar yürüttü.
Aynı zamanda Avrupa Komisyonu ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi küresel kurumlara danışmanlık yaptı. 2010–2012 yılları arasında Avrupa Uzman Ağı (EGGE) bünyesinde Türkiye temsilcisi olarak görev alan Özar, 2015–2016 döneminde Uluslararası Feminist İktisat Derneği’nin (IAFFE) başkanlığını üstlenerek uluslararası alanda önemli bir başarıya imza attı.
Feminist mücadelenin bilimsel sesi oldu
Prof. Dr. Şemsa Özar, akademinin yanı sıra sivil toplum alanında da aktif bir figürdü. Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) Platformu içerisinde etkin rol aldı. Ayrıca Kadın Emeği Çalışan Feminist Akademisyenler (KEFA) grubunun kurucu üyeleri arasında yer aldı.
Bu çalışmalarıyla Özar, feminist mücadelenin yalnızca teorik değil, pratik ve dönüştürücü bir güç olabileceğini ortaya koydu.
Akademi dünyası derin bir değerini kaybetti
Prof. Dr. Şemsa Özar’ın vefatı, bilim dünyasında yalnızca bir akademisyenin kaybı olarak değil, aynı zamanda eşitlik, adalet ve toplumsal duyarlılık mücadelesinde önemli bir rehberin kaybı olarak değerlendiriliyor. Ardında bıraktığı çalışmalar, yetiştirdiği öğrenciler ve savunduğu değerler, akademi ve sivil toplumda yaşamaya devam ediyor.